mehmet ali birand'ın haber sunarken dünyaca ünlü Real Madrid kulubünün maçının reklamını yapmaya çalışırken şaşırarak Real Mardin dediği güzide bir çakma madrid şehridir.
Kulturlerin ve dinlerin diyalogunu turkiyede en iyi gosteren, 47 numarali plaka kodulu, kaburga dolmasi gibi essiz yemekleri ve guverciniyle meshur olan muhtesem mimarili sehir. Sehrin tamaminin tarihi dokusundan dolayi sit alani ilan edilmistir.
taşın nakış gibi işlendiği, o taşların güneşin doğuşu ve batışında ateş kızılına döndüğü, mezhep kardeşliğinin doruk noktasına vardığı, her evde şehmeran figürünün bulunması sosyalojik araştırmalara neden olan, camiden çok klise ve sinegog bulunması nedeniyle farkını her yerde koyan güzide şehir.
önyargıyla yaklaşıp, daha sonra gün yüzüyle görülünce dumur eden şehir. gerçekten çok şaşırtabilir sizi. zira mükemmel bir şehirdir. gezilip görülesidir. insanlarıda sevecen. kulaktan dolma laflara inanıp mardini kötülemeyin derim ben. yemeklerine diyecek söz bulamıyorum zaten.
dünyanın zaman zaman hatırladığı ve zamanın unutturmak için çabaladığı şehirdir.
ismini telaffuz ettikten sonra bir mucizenin meydana gelmesini bekliyor insan ama öyle olmuyor.
mardin muziceleri getirmiyor, alıp götürüyor ve geri getirmediğinde çıkıp gitmek düşüyor.gidip 16 yıl dönmemeyi getiriyor."mardinliyim" dedirtmiyor.
ilginç bir dokusu vardır bu kentin, garip bir büyüsü.
ne insanları, ne sokakları, ne havası, ne dilleri geldiğim yere benzer ama ilginç bir şekilde tanımadığım bu şeyler sarar insanı, sanki yıllardır birbirimizi bekliyormuşuz gibi.
yalnızlığın en huzurlu yerlerinden biridir, yerli halkın diliyle 'merdin'.
gidilmeli görülmeli mi bilmem ama gelip gördüğüme pişman olmadığım bir kent. bir de yabancı olduğumu bu kadar hissettirmese bakkal, kasap, taksi şoförü...