--5.12 bölüm spoiler--
penny nin kurtulmasına hangi sebeple sevinildiğini anlayamadığım bir bölüm olmuştur. benjamin charlie yi görüp onu vurmaktan vazgeçmişken, desmond ın gazabına uğradı ve denize düştü. ondan hemen önce de silah düşmüştü hani.. (görünen silah sahnenin sonunda mutlaka patlar klişesini hatırlayalım) üstelik gözümüze baya bi sokuldu o silahın suya düşüşü.. kırk yılda bir depreşen insanlığını o dayaktan sonra yine kaybedecek olan benjaminin o silahla tekrar denizden çıkacağını ve penny yi vuracağını düşünüyorum. zira; yargılanmaya gitmeden önce sun a dönüp "desmonda üzgün olduğumu söyle" demesinin başka anlamı olamaz! ayrıca desmond la adanın işinin henüz bitmemiş olması da düzenini kurmuş, çoluk çocuğa karışmış desmondu adaya döndürecek tek sebebi göstermiştir bize; benjaminden intikam almak.
benjamini biri öldürecekse bu kişinin des brother olacağına eminim hatta ahanda yazıyorum buraya!
unutmadan edit: şu richardın yaşlanmamasından huylanıyoruz ve bir anlam veremiyoruz tamam, hadi biz anlamıyoruz peki bu adadakiler niye demiyolar "hacı sen ne ayaksın?" diye. adada çocukluktan gençliğe benjamin olsun ethan olsun hepsini gördük, e onlar yaşlanıyor da bu richard niye aynı kalıyor? en son widmorun bile gençlikten yetişkinliğe hatta yaşlılığa doğru geçişini izledik ama richard yine bildiğimiz richarddı.. ne hikmetse kimse garipsemiyor bu durumu?
Bir de sadece onun yaşlanmadığından yola çıkarak adanın en eskinin o olduğuna, hatta black smokun bizzat kendisi olduğuna kanaat getirdim. yaralı benjamini tapınağa götürmesi konusunda widmorla tartışırken "jacob böyle istedi" demesi ikna edici oluyor demek ki o sırada onunla konuşan * tek kişi o! black smokun da bir nevi jakob un yardımcısı olsuğunu düşünürsek.. richardın olayı black smok la yakından ilgilidir diyorum ben..
ayrıca tapınağa çocukken giden benjamin, adanın kendisini iyileştirdiğini söylediği yeri biliyordu madem kan kaybından ölen bi kadın vardı tomun karısı mıydı neydi, onu ve diğer yaralananları, hatta doğumda ölenleri neden götürmedi oraya merak ediyorum.
liana karakteri acayip derecede ana lucia'yı çağrıştırıyor. onu da sevmezdim, bunu da sevmedim. erkek kılıklı karıları toplamasınlar şu diziye, efe efe dolanıyorlar asabım bozuluyor, biri taa zamanında sayid'i bağlamıştı ağaca, bi artislikler peyda olmuştu hanfendiye, bu liana'da lapidus'a dayılanıyor. hadi bakalım. ölür inşallah tez zamanda.
--spoiler--
s5e12 ile yayinlan bölüm ile biraz olayları karıştırmış ama adaya gelen kayip grup elemanlarının 1970 yılına gittiklerini fotoğraftan anladıklarından artık tek yol olarak orkide istasyonuna varmak olarak görünmekte olay.
Ayrıca ben karakterinin black smoke ile yargılanması olayinda da sonuç belli olduğundan yani ben'in öldürülmesi dizi de şuan ki durumda mümkün olmadığından biraz sonu belli bir aksiyon etkisi yaratmış john locke'u her sefer oyuna getiren ben'i pekte bir etkilemicek gibi görünmekte.
--spoiler--
anlamadığım olay, richard. bu adam hiç mi yaşlanmıyor? 1954'te var, 1977'de var, 2007'de var, hepsinde de aynı şekilde. yoksa bu adam kahramanlarımızdan önce, geçmişle gelecek arasında devamlı gidip geliyormu?
Benjamin'in yalancılıkta sınır tanımadığını bir kere daha görmüş olduk. Herif karadumanı bile kaldırıp sağ kalmayı başardı. Şimdi Ben Locke'un peşinden gitmeyi gururuna yedirebilecek mi göreceğiz.
--spoiler-- richard alpert adlı karakterinden çokçana kıllandığım dizi. başta böyle sürmeli gözler, kolları sıvanmış gömlek, karizmatik bir duruş falan filan derken normal bir adamdı. fakat geçen zaman içinde adamın hiç yaşlanmadığı, adeta bir yaratık olduğu meydana çıktı. kanımca bu adam lost'taki en mühim kişidir. ayrıca kendisi ve hiyerarşideki konumu ile ilgili naçizane bir tahmninim var.
şimdi bu adam anlaşıldığı kadarıyla adanın demirbaşlarından biri. belki de tek demirbaşı. kendisini kimi zaman reis, kimi zaman ise reis yardımcısı, müdür muavini vs. gibi görevlerde görüyoruz. ayrıca reis yardımcısı olduğu zamanlarda bile böyle bir artist, erk sahibi tavırları var. mesela; "charles ve ellie'ye haber vermeyecek misin?" diyen adamlara dediği "kimseye hesap vermem.*" sözü bu duruma bir örnektir. işte bu verilerden yola çıkarak şöyle bir tahminde bulunuyorum: adayı bir devlet olarak kabul edersek; others'ın lideri* ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı falandır. diğer geri plandaki karakterler halktır. ve saygıdeğer büyüğümüz richard alpert ise ordudur. yani, hiyerarşik olarak devlet başkanına bağlı, onun emrinde olsa bile; güç sahibidir. devlet başkanı bile kendisinden hafiften tırsar. richard da aynen ordu gibi karışık zamanlarda otoriteyi ele almış, sonra yeni gelen lidere teslim etmiştir. yalnız bu benzetmelerde açıkta kalan yer jacob adlı şey oldu. onu pek konumlandıramadım.
sonuç olarak bilgi vermekten uzak, içi boş bir entry oldu. kusura bakmayın.
-richard sen ne ayaksın lan böyle, ben küçükken de böyleydin, 30 yıl geçti hala aynısın. saçlarına ak bile düşmedi?
-abi bizimki genetik. rahmetli annem de böyleydi. yaşını göstermezdi.
--spoiler--
--spoiler--
5x12 ile karizmanın tanımını yaptırmıştır bana. şöyle ki; benjamin sahilde gezinirken bir ara aklım teorilerden, şimdi ne olacak sorularından koptu ve bir kaç saniyeliğine ben'e sadece dış görünüş olarak baktım. sonuç: bildigin kumaş pantolon.kolları kıvrılmış gömlek. göbegine denk gelecek yerde bir kemer. yani şortla gezinen bir kaslı sawyer falan yok. bu adam bildiğin karizma denen birşeyden oluşmuş. hani bazılarında birer parça olandan.
Others denen zımbırtının her türlü donanımı var, silahı var, eşyası, yiyeceği ve dış dünya ile bağlantısı var.* Aslında others diyerek adanın yerlisi konumuna soktuğumuz şey hiç de yerli falan çıkmayacak. Others aynen dharma gibi bir oluşum, adı her ne ise artık, dış dünya ile ciddi bağlantıları olması yanında yöneticileri de dışarıdan müdahale ediyor. Yani ortada bir de kapital var, bir amaç için uğraşan patronlar var dışarıda.
Diğer yanda dharma da bir şirket ve others'ın asıl tepkisini çeken yanı da bu. Üstelik dharma feci şekilde sun'ın babasına ait gibi duruyor...
ne yazık ki sonuçta herşeyin bir amaç, inanç, maneviyat kavgası değil de bir para kavgası, güç kavgası olduğu ortaya çıkacak...
ilk sezonun tekrarını şans eseri 1. bölümden yakaladığım için kendimi takdir ettiğim, her bölümü heyecanla beklenen dizi.
lakin senaristlerin topluca kafayı kırdıklarını düşünmeye başladım. bi yere bağlanabilecek gibi değil olaylar. "böyle devamını düşünmeden uydurmak serbestse ben de senarist olayım" diye düşünmek işten değil.
bilmem kaçıncı sezon, küsür bölüm muhabbetlerini bayıcı bulan, dizi lan altı üstü dizi diyen, tek sahne olsa da izlememiş, oyuncularını google de aratmamış canlı yok mudur dedirten yapım. bir ada sözkonusu heral duman muhabbetleri, ölümsüzlük, sawyer, benjamin, inler, cinler, huriler, top modeller, taş oğlanlar iyi süpermiş sittin sene uğraş verse, bir yerlerinden ter akıtsa bizimkiler böyle bir işin tek sezonunu çekemezler de hatta benzerini trt yayınlayacaktı ne olduysa olmadı. gel gelelim bu ne böyle arkadaş idiot olmuşsunuz.* kalitesi, sürükleyiciliği, senaryosu tartışmaya dahi açılamaz. kötü söyleyen lal olur pekala da arkadaş kaçırdığım bölümü izleyeceğim diye sabahlayan yada uyandıktan sonra hemen lost izlemeye koyulan havanın karardığını farketmeyen adam vay anasına seyirci merak ettirmiyor da değil de yazık gözlerinize kan çanağı oldu.****
--spoiler--
önümüzdeki some like it hoth bölümünde miles göze çarpan karakterlerden biri olacak. küçüklüğünü bile göreceğiz. beni heyecanlandıran, daniel faraday' i önümüzdeki bölümlerde yeniden göreceğiz. hatta Naomi Dorrit' in de adı geçiyor cast listesinde.
--spoiler--
sevgili benjamin bu yazım sana ithafen yazılmıştır.
--spoiler şeysi--
baban dahil olmak üzere bütün bir köyü öldürdün (öldürülmesine göz yumdun, yardım ettin), babası tarafından ilk başta terk edilmiş sonrada böbrekleri çalınmış mahzun insan john lock u bir değil iki kere öldürdün, çocuk kaçırdın, insan kaçırdın, insanları yerlerinden yurtlarından ettin,..
ama velakin 5. sezon 12. bölümde önce adaya düşen diğer elemanlara:
-ya bu lock sakat adam dikkat edin hocalar buna dedin
yetmedi sonra geldin evinde jin e;
- la bu lock ölü mü diri mi ne olduğu belirsiz ne idiğü belirsiz bi adam
dedin. seni zaten sevmezdim lakin bu son saydığım iki hamlenle dizi karakterliğinden öte sana bi kin duyar oldum. desmond a saygılar abimizsin iki tanede benim için çaksaydın şerefsize.
--spoiler şeysi--
--spoiler--
5x13 miles' ın başrolde olduğu, farklı bir bölümdü. daha önce dr. chang' in bebeğini görmüştük adada. üstüne basa basa gösterdiklerinden ve miles' ın charlotte ile konuşmalarından miles' ın bu adada doğduğunu tahmin ediyordum. evet dr. chang miles' ın babası çıktı bu 5x13'de. miles adada doğmuş ve tahminime göre, annesinin babasının öldüğünü söylediğine göre, dr. chang öldükten sonra annesi miles' ı alıp ada dışına çıkmış. miles burada büyümüş, babasını hiç tanımamış, annesi kanser olmuş. miles' ın adaya geliş hikayesini de öğrendik; naomi dorrit, charles widmore için çalışıyordu ve adaya gitmek için miles' a büyük bir para teklif etti. miles kabul etti. dr. chang' in kendi bebekliğini sevdiğini gördüğünde ağlaması beni çok fena etti, itiraf etmeliyim.
diğer yandan aptal kate herkesin başına dert açacak bu gidişle. benjamin' in babası roger linus ile kırıştırırken adama birşeyler bildiğini belli etti. jack ne kadar kate' in birşey bilmediğini söylese de roger önümüzdeki bölümlerde horace' a söyleyecek birşeyler tahminimce. miles kamera kaydını yok edemeden gidince sinsi adam kasedi buldu, ama iyiki direk horace' a gitmek gibi bir zekilik yapmadı.
daniel' ın bölüm boyunca biryerlerden çıkacağını bekledim, cast listesinde adını görünce çok heyecanlanmıştım. tüh lan dedim, bak bölüm bitti hala görmedik, yalan söylemişler. ama son bir dakikaya girince denizaltından çıktı adamım. "seni görmek ne güzel" dedi miles' a. biz de sana diyoruz daniel, seni görmek ne güzel.
büyük ihtimalle önümüzdeki bölümde daniel faraday başrolü oynayacak. uzun zaman görmedik nerelerdeydi, neler oldu anlatsın bakalım.
--spoiler--
önümüzdeki perşembe lost özel bölümü yayınlanacak, yeni bölüm de iki hafta sonra yayınlanacakmış. yapımcıların biraz zihnimizdekileri özetlememizi istediklerini düşünüyorum. iki hafta sonra yayınlanacak the variable bölümü dizinin 100. bölümü olacak. güzel bir bölüm olması muhtemel.
--spoiler s05e13-- miles straume'a duyulan antipatiyi bir anda sempatiye dönüştürmüş bölümdür. sonunda faraday'ın ortaya çıkmasıyla faraday hayranlarını sevindiren bölümdür ayrıca.
--spoiler s05e13--
ABC' nin yayınladığı untangled videosunda 5x13' de görmediğimiz bir sahne var. Phil dolaba atılmış. elleri ağzı bağlanmış. silah doğrultan kişi de sawyer olmalı.
jack in temizlediği kara tahtada mısır tarihiyle ilgili yazılar bulunuyordu. eski mısır, orta mısır ve geç mısır diye üçe ayırmışlardı. mısırla ilgili tüyolar veriyor olabilir senaristler ya da yeniden izleyiciyi faka bastırmak için bilerek düşünülmüş bir ayrıntı olabilir. 5*13 ün 25. dakika 33. saniyesinde tam olarak görülebiliyor.
miles'ın bölümü. annesine babasını sorduğu an babasının dr.chang olduğu anlaşılıyor zaten, sonrasında da kendisi söylüyor.
hurley hani alem adam hakkaten. hastasıyız ailecek. geçen bölümlerin birinde de eline bakarak back to the future'a gönderme yapmıştı. şimdi de "star wars devam filmi daha yazılmadı.ben yazıp george lucas'a yollayacağım, kolaylık olsun." diyor, koparıyor tekrar ve tekrar.
mısır ile dharma'nın ve adanın bağlantısı olduğu aşikardı zaten. bu bölümde de jack'in temizlediği dharma okulunun sınıfının tahtasında da "old egyptian" "middle egyptian" "late egyptian" filan yazıyordu. dikkatli bakılırsa yan tarafta da simgeler filan var. eğitim şart yani. bir de jack tahtanın kalan kısmını bir saniyede temizledi. lost'a hiç yakıştıramadım böyle bir hatayı*. gerçi o yazılanlar fazla ilgi çekmesin diye yapılmıştır muhtemelen, mümkündür.
gelgelelim faraday'e en son 1974'e ilk gittiklerinde gözükmüştü. sonra jackfaraday'i sorduğunda, sawyer "artık burada değil" demişti. muhtemelen ilk geldikleri zaman onlara teklif edilen denizaltıyla dönme olayını kabul etti; "normal dünya"ya döndü ve şimdi de orkide istasyonuna araştırmacı olarak geri dönüyor. çünkü miles'ın taşıdığı cesedin ölüm sebebi çukur kazarken dolgusunun çıkıp beynini dağıtması. bu da muhtemelen orkide istasyonunda oluyor. yani çarkın yakınlarında bir yerlerde. sezon 4, bölüm bilmem kaçta ben'in tüm metalleri orkide'deki metal konmaması gereken yere-ki orası arkasında çarkı bulunduran yer- koyup orayı patlatması da adamın dolgusunun beynini dağıtabileceğini kanıtlar nitelikte. olanlar doğrultusunda dr.chang araştırmacı bir grup talebinde bulunmuş olabilir. yapılan araştırmalardan sonra tanıtım filmi çekilecek ve filmde o bölüme metal konulmaması uyarısı yapılcaktır. yani kanaatimce faraday'in tekrar adaya dönme sebebi orkide'deki enerjinin araştırılması. zira kendisi 5.sezonun ilk bölümünde orkide'de karşımıza çıkarak "nooluyoruz lan? bu herifin ne işi var burada?" dedirtmişti. daniel naaptı acaba geçen 3 yılda? gibi sorular da dönüp duruyor aklımda tabii. bekleyip görelim efem.
bir de birileri yıllar sonra karşılaşınca çok seviniyorum lan. öyle böyle değil. bi sawyer-jin karşılaşması gibi olmasa da yine sevindim. bana nooluyosa?
--spoiler--
5. sezonu izlemeye henuz baslamamis biri olarak dun gece televizyonda 5.sezondan bir bolumunu gordum. Iki dakika bakip, benjamin linus'in john locke'u oldurdugunu gorup, daha sonra da john locke'un bir adamla konustugunu ve bir kazadan bahsettigini duyup, yaralilardan birinin benjamin linus oldugunu gordugum dizi. nasil yani?!
--spoiler--
--spoiler--
Oha chang miles ın babasıymış . Dumur etti yine beni bu dizi .
HUrley da akıllı he 1977 de star wars yok diye almış eline kalemi kendi yazıyor *
--spoiler--