--spoiler--
jack´in vincentla uyanması ( son sahne ? )
herkes yardım isterken ilk clarie koşması ( çünkü kardeşi )
kanat çökerken direk clarie koşması ( çünkü kardeşi )
hugonun jack´e ilk bolumde sen geri dönene kadar yaparım demesi ( jacob oldu hugo o gerine dönene kadar )
jackin yaralı yaralı herkese yardım etmesi - son bölümde de paso yaralıydı her işi yaparken.
yaralıyken bisey yapamazken kate in dikiş yapması ki finalde de kate ateş etti
herkes birsey yaparken bernard ile rose un sadece birbirlerini düşünmeleri* ki finalde de sadece birbirleri içindiler.
jack in ilkbasta- yırttığı omurilik sıvısı‚ sonra onu nasıl kapattığı- mağaradaki ışıka mükemmel bir gönderme. kate ise aynı durumda kacacağını söylüyor ve finalde de kaçtı !!!
aynı şekilde katei yakalayan marshalda da bir parça var karnına giren. onu çıkarmamalıyız diyor jack. böyle bir adada olmaz diyor. ( malzeme yok falan tabi) ama finalde de o tıpanın çıkmaması gerektiği ile alakalı
--spoiler--
Olayın 2 ayrı evrende ilerlemesi çok kafa karıştırdı ama sadece ada tarafından bakarsak sonu açık kalan bir dizi oldu.yani hugo ve ben orada nelerle karşılaşacaklar daha bilmiyoruz. gerçek olan şu ki jack öldü , diğerleri de adadan ajira uçağı ile kaçtılar.adada yaşananlar gerçekti. Rüya falan filan değildi.
diğer evrene gelecek olursak jackin babası zaten buna cevap verdi dizide: "burası sizin birbirinizi bulmak için kendi yaptığınız bir yer" şeklinde. yapımcılar zaten şöyle bir açıklama yaptı: "dharma istasyonunu patlattıklarında, quantum fiziğine ilişkin prosedürü başlatmış oldular. diğer bir deyişle adada, bulundukları zaman boyutunu sonlandırdılar. böylelikle <uçak düşmeseydi, nasıl bir hayatları olurdu> başlıklı paralel evrendeki hayatları ilerlemeye başladı." Yani tahmin ettiğimiz üzere paralel bir evren imiş zaten , öyle olmasa neden birbirlerini ilk görüşte tanımasınlar ki? ya da neden sawyer polis olsun? aynı hayatına devam ederdi, diğerleri de aynı şekilde. biraz daha farklı şekilde hayatları devam ediyor. jin ve sun gene beraberler ama bu sefer sun hamile vs gibi. normalde paralel evrende yaşayanlar diğer hayatlarını hatırlamazlar , yani mantıken hatırlamamaları lazım ikisi ayrı bir hayat olduğu için. ama burada desmond hatırlamalarını sağlıyor.
sonuç olarak bitmese de olurdu , 1 sezon daha götürürdü olaylar yani ama bu şekilde bitti işte , en azından adaya düşen uçağın hikayesi bizim için bitti.
senaristlerin ve meraklı izleyicilerinin münasip bir yerlerine kaçmış olan tıpadır. Onca saçma gizem yaratıp, amatörce bilim kurgu temaları kullanayım derken sıçan ve bazı aptal fanlarının bu aptallığı örtbas etmek ve sevgiyle ışığa yelken açmak için ne o hayatın anlamını mı açıklayacağıdı diye finali ile dalga geçen haklı çoğunluğa çemkirdiği dizidir. Fiyasko örnekleri olarak adayı zamanda gezdiren çarkın sadece lostie leri zamanda gezdirmesi, paralel evren o araf değil diyenlerin bu paralel evrendeki asla batmaması gereken adanın batmış olması durumunu görmeyecek derecede kör olması, BS un bedensiz olarak kaynakta oluşup doğal olarak kaynak işlevini yitirince yok olması gerekirken etli kanlı kan dolaşımlı locke bedeni ile kurşun ve yumruk vasıtasıyla uçurumdan atılarak öldürülebilmiş olması, jack in öldürücü manyetizmadan sağ çıkması ve ölümden beter bir şey olmaması, sırf adadan çıkmak istediği için MIB nin katil şeytan yapılıp, aynı amaca sahip lostie lerin nirvanaya ulaştırılması, paralel evrenlerde sadece LAX dekilerin adayı anımsayıp, adadakilerin LAX i bilmemesi (kuantuma göre iki evren eşittir, aralarında önce sonra ilişkisi olamaz, lakin uçağın düşmediği alternatifte ada hayatı hiç yoktur, başlangıç nedeni paralel evrenler oluştuktan snrasını bağlamaz. eğer paralel evrenler arasında ada vasıtası (tıpa) ile geçiş mümkünse iki taraflı olmalıdır. ada LAX de değil paralelinde batmış ise LAX dekiler adayı anımsar, ancak LAX de batmış olduğuna göre bu konsepte göre adadakilerin sadece LAX i anımsayabilmesi gerekir. ancak ada batmış ise dünya yokolmalıdır da demek ki oradakiler yaşamıyordur, BS kazanmıştır, BS yok ise de ışık sönmüştür yani ölüm dünyasıdır, araftır vs vs gider böyle.) gösterilebilir. Senaristler bunca sıçışa ve aptallığa rağmen iki romantizma bir toplu fotoğraf bir iki kutsal ışık göstererek aptal kitleye finalden sonra bile yönlendirmek için senaryoda hiç geçmeyen unsurlar katıp türlü kıvırmaca açıklamalarla (araf değil ora paralel paralel, kuantum prosedürü gibi, kozmik kilise) yaparak zaten size bu yeter he he şeklinde nah çekmeyi başarmışlardır, hayırlı olsundur. ancak bu zenginlik bu reklam ve ihtişam kurgu ve senaryonun yüzyılın en büyük sıçışı olması durumunu değiştirmeyecektir maalesef.
seyircisinin haksızlık yaptığı dizidir. ilk 5 sezonun hatrına " yeaa rüyaynan bitircekler bu diziyi beyaa " klişesine bile katlanılması gerekilmektedir.
güzel başlayıp ilk sezonlarda güzel manevralarla ilerlemiş dizidir, örnek vermek gerekirse "the others" ların dharma girişim üyeleri olduğu ada daki akıl almaz manyetik güçle ilgili çalışmalarda bulundukları, ada ya düşen tüm insanların birbirleriyle farkında olmadan kontak kurmaları ve hepsinin kendilerine has hikayeleri olması vs gibi... bu noktadan sonra saçmalıklar zinciri ada dan kurtulup tekrar ada ya dönmeleriyle başladı, bir ton mantık hatalarıyla birlikte zorlama konu bağlamalarını gördük hep birlikte ve hiç bir zaman adanın tam hikayesi gösterilmedi, wildmore un tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlayamadık... jacop ın kardeşide aslına bakacak olursak kötü bir adama benzemiyordu nasıl bs oldu halbuki jack o ışık kaynağından yaralı olarak kurtulabildi bunlar gibi birçok hatalarla son sezon devam etti ve finale geldik finalde aradığımız yanıtları bulacağımızı düşünürken gerilimli dakikalar sonunda jack öldü hadi orayı da anladım paralel evrende adam hastanede ameliyat yaptı, hemşireyle konuştu arabasıyla kiliseye geldi babasını görüp bende öldüm o zaman dedi! yahu hala finali eleştirenleri bile şu sözlük ortamında küçümseyip salak yerine koyan finali de kendilerince anlamlı ve normal değerlendiren bünyeleri anlayamıyorum, biz mi bir bok anlamadık? yoksa siz mi çok akıllısınız?
finalinde soru falan cevaplamamış dizidir.
--spoiler--
iyi de o rakamları girmek, yok kapakları uçurup manalara varmaklar falan neydi o zaman?
--spoiler--
--spoiler--
tamam,kötüydü,cevap alamadık,6 yıl bosa gitti,alternatif evren fiyaskoydu: ama jack-john ucurumda dövüs sahnesi,2. evrende karakterlerin bulusmaları bile yetti. ayrıca 2. evren o fısıltıların oldugu evren olabilir.
--spoiler--
hakan pekerden geliyor:
(bkz: bir efsaneydi)
finalinde izleyen çoğu insanın anlayacağı bir sıradanlık vardı. hani bitsin de kurtalım dediler senaristler. adamlar artık geri kalan hayatlarında hiç çalışmasa yedi ceddine yetecek para kaldırdı. ben başka bir entryimde de yazmıştım. finalinde bir bok ortaya çıkmayacak diye lost beni şaşırtmadı. yok işte anlamayanlar finali beğenmiyor diyorlar. bi siktirin gidin diyorum onlara. finalini de anladık yani. madem toplayamayacaksın o zaman dağıtmayacaksın arkadaş konuyu. yok din yok bilim derken lost götü başı dağıttı. seyirciyi locke a çevirdiler. locke inandı adaya. noldu sonunda ada götüne girdi. lost severler de inandık iyi dizi dumur edecekler bizi diye. bir bok çıkmadı sonunda. yayında yapımda emeği geçenlere 2 gündür güzel selamlar yolladım...
sezon böllümüyle birlikte hayran kitlesinin büyük bölümünü tatmin etmemiş. peki neden? çünkü seyirci birilerinin kıçından alev saçıp adayı yakmasını ya da adanın merkezi olan ışığın izleyenleri cennete götürmesini bekliyorlardı. hımm, kıçından alev saçan biri yoktu, ayrıca ışık kimseyi cennete götürmedi ve isa peygamberin yüzü hala merak ediliyor.
bir çark yardımıyla adadan dünyanın herhangi bir noktasına ışınlanabiliyorsunuz ki, einstein ışınlanmanın mümkün olamayacağını çoook önceden formüllerle belirtmiş. hem, adanın merkezi kıç gibi ve tıkacı bile var. eee, tatmin olmadınız yani. peki, sevdiğiniz insan sizi ne kadar tatmin edebiliyor. cevap, lost tan daha fazla. o halde sevgili lost severler, hayal gücü yüksek ve mükemmel bir dizi izlemek ve hayal kırıklığına uğramak yerine gidin sevişin ha!
şahsıma 3 küsür senede 6 sezonunu izlettiren ama hiçbir sorunun cevabını vermeden götüme benzeyen bir finalle ekranlara ve torrentlara veda eden dizi.
--spoiler-- mr eko ve ana lucia yoktu mesela kilisede. mr eko olaydı şöyle bi ilahisiydi bi duasıydı bi amen'iydi yapsalar konsepte uymaz mıydı?
hangi sezon olduğunu unutmuş olmakla birlikte kate'e orman içinde görünen bi kadın vardı bi tek o bölümde görünmüştü hatta noldu o kadına? walter spastiğiyle michael ibnesi nerdeydi? it's may baeybiii aaaron noldu? kutup ayısının olayı havada kaldı. nasıl geldi nerden geldi? juliet'imiz canımız ciğerimiz; 4.sezon finalinde jack götünü yaymış otururken uçaktan atlayarak büyük taşşaklılık örneği gösteren sawyer abimizle oldu mutluluklar diliyoruz. claire diziden uzak kaldığı 2 sezon boyunca iyice semirmiş onu bir kez daha gördük, teyit ettik. booneshannon'a aşık değil miydi? hatta bunlar uçağa binmeden önce sevişmediler miydi? noldu da boone imana geldi sayid'e al hacı senin olsun şenın dedi? sayid'in de az çakal olmadığını gördük. 6 sezon nadiaaaa nadiaaaa nidalarıyla adayı inleten, daha birkaç bölüm önce stüdyoda duygusallık temalı sahnelere imza atan sayid, zaten ilk sezon adadaki zikiş sezonunu birlikte açtıkları shannon'ı gördü nadia'ya yolverdi. ee adam haklı beyler. ya ne olacağıdı. jack neden pilot bölümünde herkesten farklı bir yerde açtı gözlerini? penny hangi ara öldü de kiliseye geldi?
rakam mevzusuna hiç girmiyorum bile.
ayrıca final bölümünde içine karaduman kaçan locke'un *jack'le kapışma sahnesinde birbirlerine koşarken jack birden tek yumruk havada cool cool uçtuydu flocke'a doğru. sonraki sahnede baktık jack yerde bütün karizmasını da yanında götürmüş o da yerde. neyse sonra kate'in de yardımıyla tepti flocke'u aşağıya da karizmayı toparladı.
yine aynı bölümde ada sallanırken kayada oturan kate'in tepetaklak olup amı götü dağıtarak düşme sahnesi yardı geçirdi.
son olarak son bölümü konser temasıyla bitirmek yazar kadrosundaki hangi teenager gerizekalının aklına geldiyse onun aklına sıçayım. gençlik dizisi mi lan bu.
--spoiler--
ps: 6x16'yı izlemedim bunların cevabı orda verildiyse götümde patlatıcam bu entryi.
bu yaşıma kadar hiç bir dizinin pilot bölümü denen şeyi yaşamadım. sanki herkes yaşamışçasına bir şeyler yazmış ama ben böyle bir duyguyu tatmadığım için garipsedim kendimi inceden.
şöyle ki 90'larda çocuk olmak hadisesini bizzat yaşayan şahsım bizimkiler, neydi temel ile fadime'nin dizisi vardı o, kara şimşek, görevimiz tehlike, a takımı vs. vs... bunların hiçbirinde final bölümü denen mevzuyu bilmedim. açardım tv'yi ( açardık ) günün o saatinde hangi dizi varsa izlerdik haftaya ya mahalle de top oynardık ya da dışarıdaydık. yani sonunda ne olmuş bu adamlar nereden gelmiş kim kimi... ilgilenmezdik. o gün o anda bi macera varsa izlerdik biterdi..
velhasılı ilk defa bir final bölüm heyecanı yaşadım o da garipti. evet garip. bugüne kadar izlediğimiz tüm filmlerde bir anlam vardı. bir şeyleri anlatıyordu. saçma konusu vardı ama "bunu anlatmak iste"mişti bir şekilde bir düşünce ya da durumu anlatıyordu. neticede sonucu sana bıraksa bile gayret vardı.
lost'ta bu yoktu sanki, finalinde daha doğrusu. benim üzüntüm yapımcıların senaristlerin gülmekten altına sıçmaları. "black smoke hehehe ulan ne kafa bulduk heaa", "onu babası yap, ötekini kuzeni, onu katil yap uğraşsın dursunlar","lan abraaaam şuraya da 9 koyak üstüne teori üretsinler nihahha","piramit çiz piramit kafayı yesinler muahahah" vs. vs..
yani gizem bırakmak daha önceden izlediğimiz filmerde de olmuştu ama ayıkınca "haaa lan bu oymuş" deyip sevinirdik. gizem budur bence. yüzde 70 soru işareti bırakmak bana gizem gibi gelmedi. aksine "biz çok saçmaladık sıvamak istemiyoruz, bi el atın da cenazeyi ortadan kaldıralım" gibi bir durum söz konusu oldu herhalde.
velhasılı 5: kimse bu diziyi zorla izlettirmedi evet! kimse bize herhangi bir maçı zorla izlettirmiyor ama biz o maç hakkında bi dünya küfür ediyoruz di mi? bu da o hesap. adamlar amerikalı bu işin üstadı diye, dünyanın en çok izlenen dizisi diye bu dizinin boktan olduğu gerçeğini söylemememememezi gerektirmez. ben bu cümleyi anlamadım siz tahmin yürütün.
final biz sıradan izleyicilerin tahmin ettiği şekilde bittiğini varsayalım yani; rüya, bu adamların hepsi denekti ya da fizikle bilmem neyle alakalıydı.. şeklinde bir final olsaydı daha mı güzel olurdu? hayır insanların kızdığı nokta finalin ne olduğu değil nasıl olduğu ile alakalıydı.. gizem gizem deyip durdular yine gizemli bir şekilde anlat sadece dikkatli ve zeki izleyiciler anlasın ve daha sonra kritiğini yaparken aptal olanlar " heee ondanmıymışşş","abovv ben hiç öle düşünmedim lan" deselerdi.. tabii herkesin düşüncesi kendine..
onu dokuzu bilmem de hacım final bölümünde michael'i görememk hatta "they took my son" diye böğürüşünü duymamak en güzel bi' şeydi.
bu arada şunu farkettim benim tema lost temasi.ironiye bak çay demle..
tamam b.tan bir dizi değildi ama 6 yıla yayıp dikkat dağıtması ve bazı şeyleri havada bırakması hoş durmadı. elin adamı 18 dalda oscar almış filmi eleştirir bi'şi olmaz biz bi diziye laf atarız izlemeseydin derler. izlemeden nasıl eleştircem len. yavru köpek bakışlı kate'i şimdiden özledim.
hiç izlemediğim dizi. inatla izlemicem dedim. en son finalini bi arkadaşımdan şöyle bi dinledim ve bu mudur? bu dur? dedim. 6 sene feda sana diziler sultanı. s!kim sonik bir efsane olarak kal, hiç kıpırdama emi!
herkes lostda lost dediği bir dönemde oturup 1 hafta içinde ilk 2 sezonu netten full izledim ve şu kanaate vardım senaristler izleyenlerle *aşak geçiyor. yani baya baya geçiyor hemde ve bu sonu görmem zor olmadı. şu anda harbi mal gibi 6 sene izleyenleri aferim diyor ve acınızı beni eksliyerek çıkarmanızı diliyorum.
finali ve insanların tepkisi bana, "lod ve rilod güzel, ama metalikaya yakışmıyor kanka" muhabbetini anımsatmıştır. final olarak çoğu kişiye göre beklentilerin çok altındaydı, ancak bir bütün olarak düşündüğünüzde başlangıcı, bitişi çok güzeldi. Belki oturup film formunda izleseydik çok hoşumuza giderdi. En azından öyle değerlendirince gayet güzel bir yapım.
Ben finalden memnunum, diziyle ilgili ortada halen bir sürü "bence" ile başlayan cümle olmasından memnunum; ki bu dizinin her daim hayatta kalmasını sağlayacak. Ancak diziyi 6 sezondur takip eden birisi olarak, S06E16'da gayet ortadaydı ki final bölümünde doğru düzgün bir cevap alınmayacaktı.
Şayet beklentileri karşılayacak bir final bölümü izleyecek olsaydık, bu da kesinlikle soru-cevap formunda olurdu. Çünkü başka türlü anlatmalarının mümkünatı yok.
yuzsekiz.com'daki bir kullanıcının yorumu çok hoşuma gitmişti, aklımda kaldığı kadarını aktarayım:
okuyucu, hatanın tamamen izleyicilerde olduğunu belirtiyor. zira bunu da "her resmin, objenin altında bir şey arayan biz, bölüm bittikten sonra buraya gelip binlerce teoriler üreten yine biz" türevi bir cümleyle tanımlıyor. doğrusunu söylemek gerekirse mantıklı. Ki küresel bazda bütün izleyiciler böyle bir yola yönelmişse ve her bölümden sonra kastırıyorsa, senaristlerin de bunu bozmadan devam etmeleri, üzerine bir de izleyicileri daha da galeyana getirici sorularla/materyallerle çıkmaları gayet normal. şimdi düşününce, yadırgamıyorum.
açıkçası ben kasmadan izledim, şu anda ortadaki sonuçtan da gayet memnunum. hatta arkadaşlarımla oturup teoriler oluşturduktan sonra kendimi bi gübre zannettiğim anlardan da gayet memnunum. Ancak tek yaptığım şey, geçtiğimiz senelerde LOST-NASIL adlı kitabı okumaktı.
bu zamana kadar yuzsekiz.com'a da 4-5 defadan fazla girmedim. 1-2 taneden fazla promo, sneak peek vs izlemedim. gurur mu duyuyorum? hayır. netice olarak bitti yani.
finalde flashsideways muhabbetinde zorlama bi' şekilde bakkala yolladılar bizi. herkesin 77'de bombanın patlamasıyla oluştuğunu düşündüğü alternatif zaman çizgisi arafmış lan. gerçek dünyada faraday'in üstüne basa basa vurguladığı "olanlar zaten oldu, geçmişi değiştiremessiniz mantığı" aynen devam etmiş meğerse bugüne kadar. jülyet boku bokuna ölmüş ve hidrojen bombası hiç patlamamış. bizim biraderler geçmişi değiştirmeye çalıştıkları anda 2008'e geri postalanmışlar. evrenin olayları düzene sokması falan filan diye açıklayabiliriz bunu dizinin mantığıyla.
jülyet paralel evren sandığımız dünyada ne hikmetse bombayı patlatır. bizim elemanlar 77'den sonra adanın ve jacob'un etkisi altında kalmadan büyürler. mesela küçük james jacob'ın ona kalem vermemesi sonucu geleceğini kökten etkileyecek o mektubu o an yazamaz. ama kaderinde sawyer'ı bulmak hala vardır. sadece ona giden yol değişir. dolandırıcı yerine polis olur.
hurley sayıları akıl hastanesindeki embesilden duymaz bu sefer, ama lotoyu kazanmak kaderidir. başka sayılarla kazanır. hatta lanet yerini şansa bırakmıştır.
locke'un peder bu kez eskisi kadar sikici değildir, hatta belki locke'u yetim bırakmamış bile olabilir. ama yine de bacaklarını kaybeder. ama iyileşmesi bile onun kaderidir.
danielle 88'de adaya hiç düşmemiştir ve kızıyla los angeles'ta mutlu mesut takılmaktadırlar. aynı şekilde jülyet 2001'de adaya gitmemiş hatta daha öncesinde jack'ten çocuk peydahlamıştır. jacob'un ve adanın olmadığı bir dünyada genelde paralellik gösteren seçimlerle aslında çokta farklı olmayan hayatları vardır hepsinin.
flashsideways'te anlamadığım ve tutarsız bulduğum şeyler de var tabii. mesela benjamin ve babası'nın adadan nasıl ayrıldığı. malum benjamin o ara diğerleri'nin kampında tedavideydi. christian shephard'ın burda zaman yok demesine falan inanmayın. onun kastettiği şey gerçek dünyadakiyle eş zamanlı olmadığıydı. yani buradaki herşey bittikten ve kıyamet koptuktan sonra sıfırdan başlayan bir dünya gibi, araf. bunlara benzer tutarsızlıklar olacaktır tabii ki, herkesi göstermek ve paralel evrendeki tesadüflerin bokunu çıkarmak için hata yapmaları gayet normal.
#4.05 'the constant' bölümünde, '2 zaman dilimindede var olan çok değer verdiğin bir şey' ile beynini zamana göre eşitlemek arafta bile işe yarıyormuş meğersem. dostlarımız hatırladılar, hatırlarken bizi de hayvan gibi ağlattılar. kendimi kasa kasa öldüm, çok fena duygulandırdınız piçler, çok tatlıydı o sahneler çok. geçmiş sezonları yorgan olarak kullanıp bugünün hatalarını ve olumsuzluklarının üstünü örttünüz, anlamadım sanmayın. ama yine de çok iyiydi. taa ki beyaz ışık içimi bayana kadar. sırlar dünyası'na bağladı iyice ama yapacak bişey yok artık malesef.
araf konusunun kesinlikle senaryonun ilk hali olmadığını düşünüyorum. ilk başta hedefledikleri bana kalırsa hepimizin düşündüğü gibi paralel evrendi. bana bunu düşündüren #6.01'de okyanusun dibini boylayan adayı göstermeleri. çünkü eğer orası araf ise eğer, bizim izlediğimiz bölümün arafın paralel evreni olması lazım bu mantıkla. veya 77'deki haliyle okyanusa gömülen adayı tamamen bizimle taşak geçmek için gösterdiler.
bence senaristler bir şekilde hristiyanlık propagandası yapmaya zorlandılar ve bundan muhtemelen büyük paralar kazandılar. sikilen yine izleyiciler oldu. sayid'i bile kiliseden cennete yolladılar şaka maka lan fena taşaklar döndü orda. ve mutlu mesut, hatta yiyiştirerek nadia'yı unutturdular adama. peki biz bunu yuttuk mu? sanmam. böyle bi' bilimkurgunun bu kadar dinsel sonuçlanması aklıma yatmadı hocam. kusura bakmayın ama flashsideways konusunda sıçıp sıvadınız.
- ada -
4. sezonun sonunda "adanın dümeni varmış lan" tarzı entry'ler çoktu sözlüklerde. hepimiz şaşkın ve anlamsızdık. şimdide giderayak bi' tıpa çıkardılar ki feci taşak konusu oldu yine, yeniden.
tıpa meğersem adanın tüm sırlarıyla beraber bütünlüğünün yegane koruyucusuymuş. desmond tarzı manyetizmadan etkilenmeyen bir adam bulduğunuzda onu çıkarıp ortalığın amına koymak çok kolay olabiliyormuş. adadaki kurallar sadece tıpa takılıyken geçerliymiş. ve tıpa çıkınca toptan tüfekten etkilenmeyen black smoke bile tek mermiyle etkisiz hale getirilebiliyormuş.
böğrüne giren bıçakla kan kaybından yavaş yavaş tükenen jack, tıpayla işi bittikten sonra genelmüdürlüğü hurley'e devredip o klasik 'i can fix this' edasıyla mağaraya iner. hayatında düzelteceği son şeyin bu tıpa olduğunu düşünür ve desmond'ıda kurtarmayı ihmal etmeyerek kendini feda eder..
koli bandıyla uçak tamiri yapan yetenekli dostumuz miles, jacob'ın ardından yaşlanmaya başlayan richard, sınır tanımaz kaptan pilot lapidus ve lostie'lerimiz kate, claire ve james adadan kurtulan yeni 6'lı olurlar.
jack'inde diziye gözlerini açtığı yerde, yine bir uçakla gözlerini kapatması ve vincent'ın davranışları, tüyleri diken diken eden son şey oldu. bir efsane böyle bitti, dile kolay. lost bitti lan.
siz, senaristler.. ada konusunda bir çok soruyu "çünkü eşşeğin zikinden dolayı" diyerek cevaplandırdığınız ve geriye kalanlara ne olduğu konusunda hiçbişeye değinmediğiniz için sizi kınıyorum ve en azından geriye kalanlar konusuna değineceğim özel bölümler hazırladım
- özel bölüm : genelmüdür hurley -
jack'in ölümü, geri kalanların uçakla ayrılması ve man in black'in ada popülasyonuna olan negatif etkisi sonucu yapayalnız kalan hurley, benjamin ve desmond, rose & bernard çiftine sığınırlar. rose ve bernard, tıpa yerinde değilken oluşan depremin, dünyanın herhangi bir yerinden ölçülüp, adanın yerinin bulunmasında kullanılabileceğini düşünür, tedirginlerdir. benjamin dharmaville'e gidip yüklü miktarda para ve bir banka cüzdanı getirir. desmond çarkı çevirir ve adayı taşır. benjamin'den aldığı parayı sahte pasaport masrafları ve tunus'tan los angeles'a gitmek için kullanır. oğlu charlie ve penny ile mutlu mesut yaşarlar.
desmond'ın adayı taşımasıyla rahatlayan hurley, benjamin'in omzunu sıkarak yaşlanmaması için gerekeni yapar. rose'la bernard'da bunu görüp sonsuza dek beraber yaşamak istediklerine karar verirler. hurley eyvallah der. adada black smoke tehdidi kalmadığından ve hurley'nin adaya birilerini getirmek konusundaki taklamazlığından dolayı, bu dörtlü kıyamete dek batak oynarlar.
- özel bölüm : uçağa ne oldu? -
az kalan yakıtı kullanarak nijerya'da illegal bir havaalanına iniş yaparlar, eko'nun amcaoğluna uğrayıp uçağı okuturlar ve buradan gelen parayla hep beraber los angeles'a dönerler.
kate ve james gönüllerinin jack ve jülyet'te olduklarını bildikleri halde birbirlerinin fakbadisi olmaya karar verirler. ikisi de aşkı aramaz.
santa rosa'da 1 yıllık tedaviden sonra sydney'e dönüp aaron'a kavuşan claire, aynı annesi gibi tüm hayatını çocuğuna adar.
lapidus yaşadığı tüm manyaklıklardan sonra pilotluğu bırakır, bankadaki birikmiş parasıyla ayvalık'tan yazlık ve bi'kaç tarla alıp tarımla geçimini sağlar.
yeniden yaşlanmaya başlayan richard kendini madrid'de bi' manastıra kapatır ve uzun yıllar boyu sadece yılda bir kez, el klasiko için dışarı çıkar.
miles, benjamin'den sözünü aldığı milyon dolarlara desmond'dan aldığı banka cüzdanı sayesinde kavuşur. lakin para beraberinde huzur getirmez. maldiv adalarına tatile giderken sahip olduğu özel uçak düşer ve hayatını kaybeder.
- lost'un ardından -
evet, çok düşündüm dizi üzerine, bir çok teoriye kafa yordum, her bölümden sonra "insanlar ne düşünüyor acaba" diyerek sözlük sayfalarını aşındırdım, her bölümü ortalama 3 kez izledim.. özetle son 4 yılımın önemli bir bölümünü lost'a yatırdım. herkes şikayetçi olmuş veripte alamadıklarından. bende alamadım almak istediklerimi ama şikayetçi değilim. şikayetçi olmayışımın nedeni hayal kırıklıklarına dönüşmesinler diye yaratmadığım beklentilerim ve lost'a olan karşılıksız ve bir o kadar da amaçsız sevgimdi. ne yapayım sevdirdi piçler kendilerini. oyuncuların oynadıkları karakterlere cuk oturmaları, karakterlerin kusursuz olmayışları ve samimiyetleriyle tavladılar beni. sanki hepsi arkadaşımdı ve şimdi hepsini kaybetmiş gibi hissediyorum.
senaristler son noktayı yobazca koysada, onlarca soru cevapsız bırakılsada, beklentileri karşılamadan çekip gitsede zor olacak yokluğuna alışmak, yine de herşey için teşekkürler derim. elveda lost.
--spoiler--
finalinde namazında niyazında olan sayid'i kiliseye tıkıp oradan cennete uğurlamış dizidir. daha net bir mesaj verilemezdi eminim. teşekkürler lost...
--spoiler--
Beyaz duman ile siyah dumanın kapışması hayal kırıklıklarıyla sona ermiştir. Cevabı beklenen sorular yanıtlanmamış, "her cevap, cevaplanması beklenen yeni bir soru doğurur" ışığında bir final sahnelenmiştir.
hayranlarını tatmin etmekten uzak kalmış ve düş kırıcı olarak nitelendirilmiş bir finalle biten dizidir. ama zaten hayran olan kişiyi tatmin etmek zordur, çünkü hayranlık duydukları nesneden kendilerine asla veremeyeceği karşılıklar bekler, onunla ilgili gerçekleştirilmesi imkansız düşler kurarlar. anladığım kadarıyla şu iflah olmaz lost fanatikleri de, yıllar boyu bir camın gerisinden belden yukarıdaki kaslı gövdesini görüp nice erotik düşler kurguladığı yapılı erkekle evlendiğinde penis boyunun ereksiyon halinde ancak 10 cm olduğunu gören bir genç kızın durumuna düşmüşlerdir. Ondan sonra da demişlerdir ki : ahhh seni izleyerek geçirdiğimiz onca zamana yazıklar olsun! oysa biraz daha kültürlü olup zenon paradokslarını ve bu paradokslara gönderme yaparak jaques lacan teorilerini açıkayan slavoj zizek i bilmiş olsalardı o yılların hiç de kayıp olmadığı konusunda ikna olup gönül rahatlığıyla bir başka dizinin ardına takılır ve yaşamlarının geri kalanını mesut ve bahtiyar biçimde geçirebilirlerdi. olay şu ki: varolmanın temel paradoksu bir yokluğun arzusunu sürekli kılmakta yatar, önemli olan sürekli hedefe giden yolda olmaktır, hedefe varıldığı anda kişi arzu nesnesini kaybeder, buna da lacan dilinde kaybın kaybı denir. bunu konumuza uyarlayacak olursak, lost hayranları yıllarca adadaki o gizeme kafa yorup onun çözüleceği anı şehvetle beklemişlerdir, yani onları sürükleyen arzu adanın sırrının açığa çıkmasıydı. işin acımasız yanı ise, o sır kendilerine bir şekilde ifşa edildiğinde birdenbire kendilerini bir hiçliğin ortasında bulacaklarını hesap edememişlerdir. oysa onların en güzel zamanları, o sırrın sır olarak kaldığı, yani arzu nesnelerinin var olduğu dönemlerde yaptıkları o heyecan dolu seyirlerdir. dolayısıyla o yıllar kendi açılarından bir kayıp değildir, bu dizi hangi finalle biterse bitsin asla tatmin olmayacaklardı. Çünkü son kavramının kendisi bizzat boşluktur, arzunun ve keyfin kaybıdır. her filmin ve hayatın sonunda yaşanan da bu duygudur. ben mi? ben zaten bu dizinin hiç hayranı olmadım, kendime göre nedenlerim var tabii ama bu kadar yeter, roman yazmıyoruz burada!
bitmiş dizi.
--
--spoiler--
öyle ya da böyle bir şekilde bitti. ardından yaklaşık bir milyon altı yüz elli yedi bin sekiz yüz on iki tane cevapsız soru bıraksa da bugüne kadar izledik ettik, kah güldük, kah kederlendik, kah "vay alüminyum" dedik diye ses etmiyorum. büyük bir ağırbaşlılıkla karşılıyorum bu finali. senaryoda fiil in the blanks yapmakla meşgulüm şimdi. boş kalan kısımları kendim dolduruyorum. çok acayip oldu. zaten benden senarist olurdu da okutmadılar işte...
her şeye eyvallah dedim bu diziyle ilgili de... lan insafsızlar şu black smoke'un ismini niye söylemediniz? manyak mısınız oğlum? koskoca sezon boyunca "kara duman, duman canavarı, flocke, esau, mib, siyahlı abi..." gibi binlerce isimle seslenildi bu adama. gerçek ismi ne peki? unknown artist mi bu adam? herif öldü gitti hala kim olduğunu bilmiyoruz.
çoğu karakterle ilgili söyleyeceklerim var. ama diyeceklerimi bu başlık altında değil tek tek kendi başlıklarında söyleyeceğim. gargaraya gelmesin.
--spoiler--
--
velhasıl, güzel diziydi be! son sezon, bence, en başarısız sezonu olduğu için pek güzel bir veda olmadıysa da izleyicilerine yine de kaç senedir başka herhangi bir diziden alamadığımız tadı aldık. bizim yaşayamayacaklarımızı adadaki elemanlar yaşadıkları için, kendimizi onların yerine koyup biz de yaşayabildiğimiz için sevmiştik bu diziyi. eee, şimdi nolacak?
Senaristlerinden açıklama beklediğim dizidir.
internet ortamında dolaşan senaristlerin final hakkındaki açıklamaları fake tir. Öyle bir röportaj yada açıklama olmamıştır. Yanılgıya düşülmesin.
(bkz: fake)
Vay be, sonunda bitti Lost; Hem de bizi olmaya alıştırdığı şekilde, oldukça gizemli bitti. Açıkçası böyle bir final beklemiyordum, çok şaşırdım. Fazla cevap alamayacağımızı biliyordum ama en azından Jacob ın ağzından çıkacak birkaç cümleyi duyarız diyordum. Ada nedir, kaynak nedir sorularına ufacık da olsa bir cevap gelir diyordum. Gerçi az çok belli artık, adanın ve kaynağın ne olduğunu hepimiz net olmasa da kestirebiliyoruz. Yaşamın kaynağı, iyiliğin simgesi, dünya üzerinde iyi-kötü arasındaki dengeyi sağlayan noktası Cevabın bunlara benzer bir şey olduğu belli. Ama yine de bölüme başlarken senaristlerin kafasındaki cevabı duyma ihtiyacı hissediyordum. Kesinlikle tatmin edici olmayacağından emindim bu cevabın. Ama artık söylerler diyordum. Fakat hiç beklemediğim şekilde davranıp vermediler bu cevabı. Bu kadar cesurca bir hareket yapabileceklerini beklemiyordum. Ve öyle güzel bir final hazırlamışlar ki, 6 yıldır insanları heyecandan çıldırtan, görmekten keyif aldıkları ama aslında pek farkında olmadıkları nedenleri öyle güzel bir araya getirmişler ki… Bunu gördükten sonra aslında adanın, kaynağın ne olduğunu söyleyecekleri o ufak cevabı duymaya ihtiyacım olmadığını anladım.
Buna isteyen züğürt tesellisi desin, isteyen Yediler olm işte 6 sene sizi desin, umrumda değil Dizinin bitmesine rağmen böylesine içime sinecek daha iyi bir final olamazdı. Şu finalde 2 saat boyunca en ufak cevaba kadar herşeyi açıklamış olsalardı bu kadar tatmin olamazdım. Ki beklenen oydu, herşey olmasa da birçok şeyin cevabını vererek bitireceklerini düşünüyordum ben de. Ama iyi ki beklediğim gibi olmadı, iyi ki böylesine cesur bir kararla, en önemli soru dahil, pek çok şeye tam olarak bir cevap vermeden bitirdiler diziyi. Lost artık gözümde tam anlamıyla efsane oldu.
"Salak mısın sen, neden cevapları istemiyorsun?" diyenlerin sayısı oldukça fazla olsa gerek(Aha Defected ı görüyorum arada =P). istemiyorum, daha doğrusu şu finalin üzerine farkettim istemediğimi çünkü ne cevap verirlerse versinler beğenmeyecektik, beğenmeyecektim; tatmin olmayacaktık, olmayacaktım. Mesela Ada iyiliğin kaynağı, yok olursa kötülük dünyayı ele geçirecek. deselerdi veya buna yakın kesin bir cevap verselerdi, bu kez “Bu ne lan, ne saçmaymış, 6 sene bunu mu izledik? denilecekti pek çok kişi tarafından. Ki cevap verselerdi verecekleri cevap aşağı yukarı böyle bir şey olacaktı, hepimiz farkındayız bunun.
Verilecek cevabın ne olursa olsun bizi tatmin etmeyeceğini farkettiğiniz anda aslında en güzel sonun bu şekilde ucu açık olan son olduğunu farkedeceksinizdir diye düşünüyorum ben. Hatta, cevaplar yerine 6 sezondur izlemeyi sevdiğimiz karakterlerin neredeyse tamamıyla müthiş bir nostalji yaparak, 6 sezondur bize hissettirdikleri müthiş duyguları son bir kez daha yoğun bir şekilde hissettirerek Lost'u bitirmenin, bu diziye uyan en iyi final olduğunu anlayacaksınızdır. Ha, hala .Banane arkadaş, adanın ne olduğunu açıklasınlar! Ada nasıl yer değiştiriyor açıklansın!” diyorsanız da bir şey diyemem, merak ediyor olmanızı gayet anlayabiliyorum. Ama ben şu anda artık bunların hiçbirini merak etmiyorum. Çekilebilecek o kadar final bölümü arasında içime en çok sineni çektikleri için gayet memnunum ben.
iyi ki vardı Lost.
alıntıdır.
hakkında düşündüğüm,hissettiğim şeyleri yazdığı için arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.
benim öyle 6 yilimi filan almadi. ama rahat bir yilimi yedi namussuz!
aslinda ben de öyle iyimser entel ayaklar yapip "ya hayatin anlamini mi bekliyosunuz, keyfini cikarin gitsin" diye artislik yapmak isterdim ama final iyice kafami karistirdi be abi.
ne bilim mesela ilana öldükten sonra bitseydi "vay amisinaa" derdim ve iyi bir son olurdu belki.
ama cok mal bi sonla bitti ya. tamam simdi ortam jackin rüyasi degil onu anladim yada ona inandim diyelim, e peki gerisi?
ben acayip dharma manyagiydim benim abim. bütün sir o cinli profesörün iki dudagi arasinda saniyordum. yemisim jackobu, jacki, sawyeri ve bizatihi kate kahpesini. askim juliette düstü gözümden son bölümde.
bileydim o makinanin basinda nöbet tutardim o öpücügü almak icin. ama tabi gel görki sawyer iti her türlü kariyi götürdü. bize düsmez aq böylesi. gerci ilanada cok cekici bir kadi... dur lan dur.. sivamaya basladim bak simdi.
neyse ne diyordum mirim? hah;
ayip ettiler diyorum son bölümde ve cevaplanmamis, hos cevaplansa da iyice iq mun suyunu bosaltacak bir cok sir biraktilar geride. son sözüm;
millet o kadar olumsuz entry girdikten sonra, "kesin güzel bitirdiler finali" diye düşündüm ve 4 gün rötarlı seyrettikten sonra diyebilirim ki, olmuştur, hem de çok güzel olmuştur. izleyicileri, muhtemelen hep jack gibi düşündüler, neden-sonuç ilişkisi aradılar. adadaki seslerin ruhlara ait olduğunu öğrenmelerine rağmen, ki bu metafizik bir olay, hala son bölümde olacak açıklamalara bel bağlamışlar. halbuki senaristler, jack'in babasının ağzından tüm olaylara cevap verdiler.
--spoiler--
let it go
--spoiler--
yani epokhe, yani salla gitsin .mina koyim.