mecnun'un her bölümde hastaneye düşmesi ve hastalığı ne olursa olsun aynı doktorun olaya bakmasıyla arka sokaklar'a, koltuktan hareketle de çocuklar duymasın'a selamıyla yeni bölümü başlayan dizi.
ayrıca ahmet mümtaz taylan'ın davetiye sahnesiyle koltuktan düşürmüş çanak kırdırmıştır.
son bölümü itibari ile, mecnun'un erdal bakkal'a ağır bir küfür ettiği dizi. geçen hafta iskender'in metin'e ettiği duş perdesi küfründen daha ağırdı sanki. şöyle birşeydi;
'tuvalet terliği, hem de sarı olanından, hani bir tarafı yırtık olur ya, hani basamazsın tam ayağını sürümek zorunda kalırsın'*
yardırmaktan soluksuz bırakan dizi. her defasında bu kadar ince eleyip sık dokuyorlar ya, işte o an kurtuluşunuz yok gülmekten öleceksiniz. bu kadar titizlilikle yapılır. hiçbir nüans es geçilmiyor. mideme ağrı saplanıyor lan.
--spoiler--
hani o sarı ama bir tarafı yırtık olupta ayağını sürterek basmak zorunda kaldığın tuvalet terliği vardır ya, heh onun ekürisi sararmış fayanslardır. adam bildiğin tuvalet genellemesi yaptı. bir de o leyla ile nurtenin almanyadaki yeğeninin hero olayı harikaydı ya. dede birden belirince david carradine geldi sandım.
--spoiler--
26. bölümüyle kaldığı yerden keyif vermeye devam etmiştir. yalnız leylalı bakkal sahnesi bir tuhaftı lan, yani ne bileyim leyla saçmaladıkça ben bildiğin üzüldüm ya la. o sahne az daha uzun olsaydı şerefine bir iki avuç gözyaşı patlatırdım hiç çekinmeden. leyla, ağzından çıkanlar, erdal abi ve arka fondaki müzik yaktı harap etti köyü. ismail abi de haklı olabilir tabii, üzülmeye acayip meyilliyiz, höf desen boyun bükeriz. kısa donlu halimizle gözlerimizi ovuştururken kulağımıza çalınan orhanların, ferdilerin, hakkıların suçudur bu.
26. bölüm beğenilenin aksine en kötü bölmü olmuştur leyla ile mecnun nun.
kopuk kopuk çekilmişti sanki. bütün oyuncularda oynarken bir isteksizlik vardı. onur ünlü de bugün canım sıkkın hadi çekelim de bitsin demiş gibi oturmuş yönetmen koltuğuna. tabi bu söylediklerim sadece 2. sezon 26. bölüm içindir. haftaya bunun telafisi gelecektir. geçiş bölümleri canım bunlar.
çok bozdu acayip bozdu, öyle böyle bozmadı çok fena bozdu, öyle bir bozdu ki önünü alamadık. bozdu bozdu bozdu, artık bozmak dedik, yine bozdu... *
edit: seri eksi veren ibne hicivden anlamaz mısın ?
dizinin ilk bölümünden beri sönük kalmasıyla, sesinin çıkmamasıyla eleştirdiğimiz leyla karakteri( ezgi asaroğlu) erdal bakkalda yaptığı konuşmayla ağzımıza sıçmış, oyunculuğunu kanıtlamıştır. en etkileyici sahne ise kanımca akıl hastanesine kapatıldıktan sonra dedenin gelişine sevinmesi ve o andaki bakışlarıydı. ayıp ettik ezgi asaroğlu 'na.
ayrıca ismail abi'nin her akşam sahile gidip şekerpare'yi düşünmesi de çok üzdü. ah be abi, mafettin bizi.
sadece gelini kaçtığı sahneyi izleyebildim. gelinin kaçtığı sahne çiçek abbasın sevdiği kızı kaçırdığı sahneye bir göndermeydi galiba. yoksa ben mi yanlış gördüm.