halkın televizyonunda subliminal mesaj yolu ile, aynı halkın bilinç altına tecavüz eden iğrenç bir beyinin cezbeden ürünü. sempatik karakterler, sıcacık mahalle dizisi! hapse atılmak için "kitap yazalım abi o zaman" gibi başyapıt esprilere sahip. http://27.media.tumblr.co...hv1uxkC51qkkkolo1_500.jpg tamamiyle tesadüf değil mi? herkes iyi niyetli bir tek ah şu dindarlar yok mu dindarlar...
gene bok gibi bir bölümle karşımıza çıkmıştır. güzelim dizinin haklı olarak eleştiri almasının sebepleri belli. mecnun ve sedef salağı. yahu şu siktiğimin sedef'inden başlayalım. her fırsatta mecnun'un götünden ayrılmazsın, aşığım tavırları falan yaparsın her birşey yaptığında da "beni rahat bırak abi, ben sana bana karışma demedim mi abi" dersin. bu nasıl sikim bir çelişki ulan? konuşmayı da bilmiyor. mıy mıy mıy mıy sikim gibi sesiyle güya şirin hanımefendi. mecnun aptalı zaten diziyi bok eden en önemli etken. ulan siktiğim, bir sus da karşısındaki konuşsun. vıdı vıdı mahalle karıları gibi. bir cümlenin sonunda da "acaba, yemin ediyorum" deme. bir bölümde de şu siktiğimin soru sorma şeklini kullanma. nur mu ten falan? ne bu lan? senaristini de at sikmiş öyle ki her bölümde at çıkıyor. bok etmeyin birşeyi de yahu. yok efendim metonya, konuşan kırlent falan. iyice siktiniz diziyi. zaten burak aksak'ın özel bölümde konuşanlara gelip şu anda sizden tiksiniyorum demesinden böyle mal bir ikili oluşturacağı belliydi. "bana bir daha leyla deme taam mı abi" ahah, siksin de gör belanı, siktiğimin orospusu.
son bölümüne ali atay'ın hastalığı damga vurmuştur.dublaja bile yansımış arkadaş bildin bi farklı geliyordu..e normal ama o kadar buz gibi havada incecik kıyafetlerle sahilde o sahneleri çekmek kolay olmasa gerek ki ben çekim yaptıkları evlerinde çok sıcak olduğunu düşünmüyorum açıkçası.
saygı duyarım arkadaş ben bu adamlara bu çalışma azimlerine.
daha ilk bölümünündeki çöl sahnesine günlerce güldüğüm ve şiddetle sevilmesini istediğim dizidir. iyi ki sevildi de gerçekten güldürebilen, hiçbir şey düşünmek zorunda bırakmadan eğlendiren bir yerli dizi gördük.
senarist ve yönetmeninin kafasının içinde yaşamak istediğim, türk televizyonlarında daha önce benzeri yapılmamaış absürt komedi dizisi. özellikle sosyal medyada yankı bulmuş video, söz, kişi ve olaylara yaptıkları göndermelerle gönlümü fethetmiştir.*
(#)ekip toplandı özlediğimiz günler geldi tüm bölüm şu kahvaltı masasında olsa bile olurdu dedik http://ulu.li/u1zi9m bide brunch** yaptılar ki o da ayrı şahaneydi.
dün yine krizlik bir bölüm izlemişizdir a dostlar.
--spoiler--
kendi kendime konuşmuyorum niye kendi kendime konuşayım, deli miyim ki ben? kırlentle konuşuyorum ben!
--spoiler--
--spoiler--
siz de haklısınız tabi şartlar artık çok zor kırlent bey.
--spoiler--
--spoiler--
nasıl konuşayım dede kızla konuşmaya yüzüm yok ki. hani yüzüm var ya yüzüm, o yok şu an. yüzsüzüm. neyse bari her sabah yüzümü yıkamak zorunda kalmam. pii o neydi be her sabah her sabah. yüzsüzüm ama mutluyum şu anda yani.
--spoiler--
--spoiler--
mecnun, baban hiç fırında makarna yapar mıydı?
babam, fırında makarna yapardı arada niye ki?
yani ben şu anda fırında makarna koydum onu fırına ben, peki makarna yanınca falan napardı baban, hani öyle bi durum olsa mutfak yansa falan?
ismail abi mutfağı mı yaktın?
he valla.
--spoiler--
--spoiler--
ben de gittim, sikke sikke para bastırdım.
--spoiler--
ve ek olarak tarihin arka odası göndermesi, bir de sedefle mecnunun sanane klibi der susarım gençler.
uzun zamandir ayik kafayla izliyordum. bu sefer uzun zamandan sonra ilk defa dumanli izledim. en son nefes alamiyordum gulmekten. her saniyesinde beni benden aldi. dumanli bunyede gercekten degisik tepkilere yol aciyor. baslangictaki ay sahnesi, mecnunun yuzunun olmadigi sahne * erdal bakkalin hikayesi, yavuzun asik olmasi, ama herseyden onemlisi rolleri degistirmeleri.
o kadar belli oluyor ki burak aksak in bu diziyi kafasi bayag bayag guzelken yazdigi. resmen inceden mesaj veriyor, bu diziyi kafasi dumanli izleyenlere. resmen kafam guzelken daha iyi anliyorum diziyi. *
son 2 bölüm uzun zamandır özlediğimiz leyla ile mecnun bölümlerini aratmayacak cinstendi. hele ki mecnunla sedefin sanane şarkısıyla dans etmelerinden sonra sedefin aşkını gerizekalı diyerek dile getirmesi,42.bölümde mecnunun gerizekalının anlamını açıkladığı sahneye gönderme yapması takdirimizi kazandı. iskenderin ismail abinin yerine işe girmesi ve ileri görüşlü ataları gülmekten yerlere atsa da ismail abinin dedeyle olan makarna muhabbetiyle merhameti saf yüreği gözlerimizin dolmasına sebep oldu. daha nice böyle bölümlere diyelim..
senarist burak aksak'ın zavallı narsist bir insan olduğunu anlıyoruz bu diziden. leyla vardı çıtı pıtı mecnun'nun peşinden koşuyordu. şimdi şirin'le sedef var ikiside bir içim su, gel gör ki ikiside mecnun'un peşinde. mecnun dizide burak'ı canlandırıyor zaten. sen ne pis, ne görmemiş, ne ne şeymişşin be burak.
bu videoda ki gibi para dağıtma isteği uyandıran dizi. tamam öyle deste deste para dağıtamayız ama ne bileyim kurban dağıtsak, çocuklara kıyafet, şeker dağıtsak. böyle ellerimizi kollarımızı sallaya sallaya, arka fonda bu müzik, bütün gece mahalleye dağıtırım valla.
--- spoiler ---
mecnun: bi dakka dur ya. sefer bir dakka dur yea! bi dakka ya bi dakka ya! bi saniye dursana ya! sen kapıma gelip sürekli fırçalar atıp atıp, lafları sokup sokup nereye gidiyossun ya?!
sedef: ne bağırıyossuun?!
m: bağırmıyoruuum!
s: bağaroosuuuun!
m: bağğarıyoruoum! bağırabilirim de ne senden mi korkçam!
s: bağaramazsıın sen banaa!
m: bağarırıım!
s: bağaramazsıın!
m: bağarırıııım!
s: bağıramazsııın!
m: bağırırıım! sen kapımının önüne geldiiin!
s: bağıramazsın!
m: bağırırım beni dinlee! ben sana kötülük yapmış olabilirim. öküzlük yapmış olabilirim. hayvan olabilirim! ölmeyi hak ediyor olabilirim! ama ben sanaağ yalan söylemedim!
s: nmnmnm (o klasik ağzından çıkan ses) ben gerizekğalıyım çünkü! ben ben gerizekalıyım! bi kere bana bağaarma! peşimden de gelmeeğ! sen niye peşimden gelosun kii beniim!?
m: e peşinden geliyorum çünkü bizim de bildiğimiz bişeey var! çünkü bizim de kendimize göre hissettiğimiz bir şeyler var!
s: ne ne hissediyosuun?
m: sanane.
yavuz; mecnun orta tarafa ben mi geçsem, 10 numara yazdırdım şimdi arkaya, yanlış mevki olmasın sonra. sol ayakla mı vuracağım şimdi hep. 10 numara ya hani... mecnun; nedir o, allah aşkına yavuz abi naptın sen, 10 mu yazıyor orda, sen 10 numarasını mı yazdın oraya. messi yazaydın ya yanına, şansın dahada artardı orta sahanın ortası için. röveşata mı yapsam bugün. ismail abi; kaleyi hiç endişe etmiyoruz, ben sizin kaleye geçme sıranız geldiğinde sizin yerinizede kaledeyim, eğlenmenize bakın, illa ki gol atacağız, galip geleceğiz diye koşup düşüp bir yerlerinizi acıtmıyoruz. iskender; çocuklar pas yapıyoruz, bencil oynamıyoruz. allahını seven defansada yardımlarını eksik etmesin. benjamin; oynuyormuyum ben de. öyleyse üstümü değişeyim ben. kaan; hani forvette oynayacaktım, of ya. erdal kaptan; toplanın ve sessizce beni dinleyin. yerden derinlemesine paslarla kollektif futbolun gereklerini yapacağım ben, siz top ayağınıza geldiğinde benimle buluşturacaksınız, gözleriniz beni arayacak... iskender niye geçmesine izin veriyorsun, böyle oynayacaksan geç kaleye... koşu yoluma mı attın, atletizm mi yapıyoruz mecnun, göğsüme indireceksin topları... üstünü değiştirmeseydin keşke kamil...
iskender'i hapishaneden kaçırma planı yaparlarken yavuz, kaan'ın görevini söyler:
- kaan, sen de hapishanedeki güvenlik kameralarını etkisiz hale getireceksin.
kaan:
- Yuh nasıl yapayım abi ben onu?
yavuz:
- ne biliym oğlum ben nasıl yapacaksın, bütün gün bilgisayarın başında olan sensin. öğrenemdin mi hala? durum güncellemeyi, 140 karakterle aforizma yazmayı, milleti dürt dürt dürtmeyi biliyosun, hallet işte bana ne? *