hava güzeldi bugün. attım kendimi boğaz kenarına. sanki damsız gezmek yasaktı orada. kapşonumu geçirdiğim kafam önümde yasağı çiğneyen biri gibi geçiyordum çiftlerin arasından. kulağımdaki mp3 çalarda da leyla ile mecnun'un "ud dinletisi" çalıyordu. onun ardından "yalan" adlı parça başlayınca daha da tribe girdim. normalde sakız kullanmıyordum. ama büfeden bir paket sakız alasım geldi. vazgeçtim. sahil boyunca epey yol katettim. sonra müzik yine değişti. bu sefer çalan "bu gala daşlı gala"ydı. o bitti "sevdalılar beni anlar" başladı. yüzümdeki tebessüm gittikçe artıyordu. kafamı kaldırıp boğaz'a baktım. neredeyse karşı yakadaki ismail abiye el sallayacaktım.
ruh halimde ani değişikliklere yol açan biricik dizimin başlamasına çok az kaldı.
bugünkü bölümde daha ilk dakkada golünü atan şahane dizi şöyleki: erdal bakkal dükkanının ve evinin kapısını açamaz nurten camdan bakar ve sen bana boşol boşol boşol dedin diyerek geçen haftayı da izleyicilere hatırlatır.
yavuzun zengin adama gelirsin para istemeye akıl verir gönderir sözü de cuk oturmuş bi sözdür.
bu diziyi izlerken nedense aklıma hep sesi yetmediği için şarkının sonunu getiremeyen çocuklar geliyor. senaryo güzel, oyuncular iyi, fikir harika, niyet iyi ama hep eksik. yada daha kısa bir anlatımla herşey var hiçbişey tam değil...