türk edebiyatında mesnevi nazım şekli ile yazılmış bir şaheser. birçok varyantı vardır. çoğu sanatçı "bir leyla ile mecnun da ben yazayım" demiştir fakat en güzeli fuzuli'nin beyitlerinde vücut bulan 16. yüzyıl eseridir.
edit: eksileyen edebiyatçıysa gelsin bi bulsun beni. mesaj at hatta mesaj. valla kimseye söylemem.
yılbaşı özel bölümüyle yine ağzımıza bir parmak bal çalıp, tadını damağımızda bırakan tüm zamanların en güzel türk dizisi.
ya sen nolur hiç bitme nolur. böyle bir sahne olan bir dizi daha olsun izlemeyen top olsun lan!
hey allahım, ağlasak mı gülsek mi. ah be ismail abi götümüzden kan aldın kan :(
bence yeter artık kendimizi kandırmayalım. leyla, arda, zeynep gitti. dizinin ruhu da gitti. ne yapsa burak aksak artık eski tadı vermiyor. eski güzel günlerin hatırına izliyorum artık. hep de içimde bir umut var. bu hafta çok güzel olacak diye ama olmuyor. inşallah ben yanılırım da dizide eski günlerine döner. ( bu söylediklerim subjektif düşünceler olup belkide sorun bendedir.)
edit: entry nin aldığı eksi ve artı oyların hemen hemen eşit olmasından dolayı sorunun kimde olduğu sorusu gizemini korumaya devam ediyor.
gelmiş geçmiş en iyi türk dizisidir. her bölümde türkiye'deki bazı klişelere usülünce laf sokmaları, içki isimleri yerine meyve isimleri kullanmaları, sigara içmek yerine sakız çiğnemeleri..herşeyine bayılıyorum bu dizinin. ali atay'ın mükemmel oyunculuğu, ismail abi'nin aptallıkları ve masumluğu, çakma dede'nin aşık olunca 'burcunuz nedir' diye sorması. hayatımda izlediğim en güzel diziler arasındadır.
dün gece itibarı ile onur ünlü'nün ağırlığını tekrar hissettirdiği en kaliteli yerli dizi. oyun ve oyunculukları bir yana koysak bile hayatımızın her yerini işgal eden ve hayatlarımızı şekillendiren minicik göze batmayan birçok ayrıntıyı kocaman hale getirerek, gözümüze gözümüze soktuğu için izlenesi dizi. kaliteli, bize ait bir mizah anlayışı ve titiz bir çalışma ile yapılan dizi. izleyin keyif alın malum her şeyin bir sonu var.
dizinin ruhunu oluşturan oyuncular ismail abi, mecnun, yavuz, erdal bakkal , iskender abidir. ruhunun falan gittiği yok henüz 1 senelik bir diziyi eskitmeye çalışanlara anlam veremiyorum, eskiden şöyleydi böyleydi yuh be kardeşim
tamam eleştiri olacak , bölümler beğenilmeyecek bazen, lakin madem ki eskisi gibi tat alamıyorsun izleme , karalama yapma.
yılbaşı bölümü harikaydı yalnız 5 dk daha uzun olsaydı da mecnun o çiçekleri leyla nın mezarına bıraksaydı sanırım yılbaşı gecesi salya sümük olurduk.
onur ünlü farkı gene kendini gösterdi ve su gibi akıp giden bir bölüm izledik. eski bölümlere de gülüyorduk ama birşeyler eksik geliyordu ve sanırım bu eksiklik yönetmendeymiş onu anladık dün gece itibariyle umarım kalıcıdır onur ünlü ve hiç ayrılmaz bir daha diziden.
ismail abi'nin o sahnedeki haline yorum bile yapamıyorum kelimeler kifayetsiz kalır çünkü bunu anlatmaya.
son olarak o gemi bir gün gelecek ismail abi üzme sen kendini.
Hepsi bir yana, bu bölümde Sadi Celil Cengiz'i görmek çok sevindirmiştir. Tez zamanda Murat Cemcir'i de aramıza bekliyoruz. Bir de Onur Ünlü'nün geri dönmesi en sevindiren olayıdır bu bölümün herhalde.
feci şekilde bağımlılık yapan avrupa yakasından sonra belkide daha bile çok güldüğüm dizidir.özellikle bu diziyi izlemeye başladıktan sonra konuşmam değişti resmen mecnun gibi konuşuyorum artık.*
eskiden az miktarda, birkaç kişinin yaptığı sağlam geyiklerin yerini şimdilerde gereksiz, boş ve herkes tarafından yapılan geyiklerin almış olması ile eskiyi mumla aratan dizidir. sedef/leyla adında güya tatlı bir kızın konuşmaya, komik olmaya çalışması. mecnun'un her boka "piyyy, nemiş, mı acaba mi acaba" diye tepki vermesi, yavuz-ismail-mecnun üçlüsünün gereksiz, insanın içini bayan diyalogları... hele mecnun, ulan ilk bölümleri açın bakın şimdiki cıvık tiple eski tipin arasındaki farka. tamam dizi absürd de bu kadar boş, işi gücü gezmek olan bir tip absürd sınıfına bile fazla. eskiden hiç değilse açıköğretim lafını geçiriyor, arada bir taksiye çıkıyor, babasına bir saygısı oluyordu. inşallah düzelir. haftaiçi her sabah 9'da yayınlanan eski bölümlerini izlerseniz anlarsınız ne demek istediğimi.
-Mecnun: Of baba ya bu muydu derdin... Sıkıntın bu muydu ya? Ya öyle şey olur mu canım ya... Ben de ne diyor diyorum ya, iki saattir ağzında ne geveliyor diyorum bu adam ya
+iskender: Mecnun
-Mecnun: Ne mecnunu ya? Ne... var yani baba? O kadar şey yapacak durum yok ki... Yani bu bir rüya...
+iskender: Kafayı mı yedin?
-Mecnun: Hayır baba kafayı filan yemedim ya
+iskender: Kızın uçağı...
-Mecnun: E düşsün...
+iskender: E düşsün, e düşsünle olur mu oğlum?
-Mecnun: Allah aşkına baba ne olacak ki yani... Bu bir rüya gerçek değil ki bu, gerçek değiliz ki şu anda, rüya yaşıyoruz yani... Ve Benjamin'in kimbilir hangi bu oyunu yani, o kadar çok şey, kafayı taktı ya bana bu...Oho oyun üstüne oyun şimdi anladın mı=?
-Mecnun: ya, ölmüş deme baba sonuçta... Yani rüya bile olsa gerçekten ben hiç tat... Kaldırabilecek durumda değilim böyle bir şeyi yani... Ölmüş deme de böyle... Birazdan uyanacağız da zaten bu Benjamin'in işleri anlatabiliyor muyum yani böyle Benjamin taktı bir kere bana... Ve kimbilir oho kimbilir daha neler yapacak bana... Birazdan uyanacağız valla hiç şey yapmana gerek yok... Gözlerin böyle kızarmış hep yapma Allah aşkına... Ha işte bak... iti an kendisi de geldi zaten...
*Benjamin: Mecnun özür dilerim...
-Mecnun: Ya... Özür mü dilersin aman işte hep yapıp yapıp özür diliyorsun ama Benjamin yani... Senin tam problemin ne onu bir anlasak... Oturalım böyle başbaşa, insan gibi şurada oturalım... Senin problemlerini çözelim, niye böyle yapıyorsun ki yani? Ama önce sen beni uyandırır mısın? Valla yani çünkü çok zor durumdayım ,sıkıştım kaldım burada ayakta zor duruyorum biliyor musun?
-Benjamin:Mecnun...
-Mecnun: Beni uyandırabilir misin gerçekten rica etsem...
*Benjamin: Bak ben gerçekten, gerçekten böyle olmasını istememiştim... Özür dilerim...
-Mecnun: Nasıl ya? Baba gidiyor adam... Ne olur bir şey söyle... Uyandırsın beni çünkü yani çok saçma değil mi su an da bu... Allah askına bir şey söyler misin baba... Baba gidiyor adam, bir şey bir şey yapar mısın lütfen, gerçekten çok çok zor durumdayım... Yani ben ben böyle bir şeyi kaldıramam baba ya anlatabiliyor muyum? Ne olur yani? Şunla kafama vurur musun bir tane. Allah aşkına ya valla vur kafama vur, uyanmak istiyorum çünkü yani kafam çok karışık şu anda... Baba vur kafama vur, ne olur beni uyandır... Allah aşkına uyandır... Çok... Ben bunu kaldırabilecek durumda değilim... Bana o kadar ser vur ki uyanayım eğer uyanmıyorsam uyandırın yoksa ben... Baba göm beni buraya Allah aşkına...
insanı önce at gibi güldürüp sonrada amına koyan dizidir.
Son bölümde Onur Ünlü farklı alenen ortaya çıkmıştır. Zaten "Celal Tan ve ailesini acıklı hikayesi"
filmini izleyen dizideki onur ünlü faktörünü anlayacaktır.
yeni yıla girdikten sonra ee şimdi nolcak kafasına girip dağılmaları ve erdal bakkalın sahibi var mı bu çuvalın muhabbeti ile şu yaşıma kadar ilk defa televizyon izlerken baya kahkahalarla gülmeme sebep olmuş iki sahneye sahip tapılası dizi.