bu dizi bir gün bitecek ve biz sevgilimizden ayrılmış gibi üzüleceğiz, yalnız hissedeceğiz, eski bölümlerde teselli arayacağız. izlerken hepimiz o şirin mahallenin içine giriveriyoruz, umarım diziyi berbat bir hale getirip öyle bitirirler yoksa canımız yanacak.
tanım: keşke hiç başlamasaydı denilen dizisidir.
bu bölümde mecnun ile şirinin yakınlaşması çok hızlı geçti, sanki aceleye gelmiş gibiydi işin orası
ama burak reyisin bir düşüncesi vardır herhalde, önümüzdeki maçlara bakıyoruz...
ismail abinin masa ile ilgili sözlerinin dahi bir çağrışım yaptığı, dolu dolu bir dizidir.
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu
bu dizinin asıl amacının güldürmek olmadığını bu bölümde net olmadığı net olarak görüldü zaten adamlar her gittikleri yerde söylüyolardı ama şimdi adamlar bildiğin hayal kırıklıkları üzerine bölüm yapmışlar.
severek takip ediyoruz.
kim ne derse desin kamil'in bu bölümde özellikle hayal kırıklığına acayip üzüldüm. adam o kadar uğraştı gitti gol bile attı , yedeklikten yavuz'un sayesinde kurtulup , bir de t-shirt bastırdı ama kız gitti yine başkasına , mecnun'da elinden çikolatasını aldı adamın... ama en önemlisi bu bölümde erdal hangi duruma düşerse düşsün para onun için ne denli bir takıntı bunu gördük. gelecek bölümde ismail abi den erdal bakkala güzel bir misilleme bekliyorum.
hayal kırıklıkları odasında o parçalanan damlalardan birinde sanki bir an burak aksak göründü. eğer bir göz yanılsaması değilse çok hoş bir eklenti olmuş.
--spoiler--
eğer, 35. bölümün sonunda sedef'in hayalinin kırıldığı an, ne bileyim, daha yüksek volümlü, daha parçalanmış, ya da nasıl anlatayım, arka arkaya 2-3 kere kırılmalı bir şekilde olsaydı, bölüm amacına gerçekten ulaşmış olacaktı. "hayal ne kadar büyükse hayal kırıklığı da o kadar büyük olur"u bize tam sözlük anlamıyla vermiş olacaktı dizi. golü attı ama doksanlara takamadı maalesef. ve bizler 90lara takılan golü normal bir golden her zaman daha fazla severiz.
--spoiler--
bir dizi 3 leyla ve çatlayasıya gülüyoruz. özellikle gerçek kesiti yaptıkları bölümünde boğuluyordum. burak reyiz mecnun sedef leyla ile çiftleşsin lütfen. zall da moonlight sonatadan ayrılsın.
çekimlerinin yapıldığı kireçburnu'na nihayet gidebildiğim canımız dizimiz. erdal bakkal'da "çay erdal bakkal'da içilir" diye sosyal mesajımızı verdik, ismail abi'nin el salladığı sahilde el salladık, mecnunların evine gittik, sahildeki o cafeye gittik, leyla'yla mecnun'un spor yaptığı o aletleri bulduk* kısacası mahalleyi keşfe çıktık çok güzel ve şirin bir mahalle imkanı olan gitsin. gitmek isteyenlere yardımcı olabileceğim bi konu varsa özelden ulaşsın bana.
2023 temalı bölümünde mecnun leyla'nın evlenip çocuk sahibi olduğunu görüyor ve diyordu ki;
--spoiler--
''ah be leyla. ah be leyla. o kızı doğuracağına beni doğursaydın, anne deseydim sana! sevmeseydim bu kadar. başka türlü sevseydim..''
--spoiler--
şirin karakterinin yüzünün yarısı kaş olan dizi yalvarırım alın şu kaşları ve biraz açık renge falan boyatın. kaşlardan odaklanamıyorum kızın yüzüne. onun dışında süper olan dizi, dizimiz.