ismail abi gibi naif bi karaktere sahipken erdal bakkal sen neyin nesisin be adam.
yağmurlu havada su verilmemesi gereken bir tiplemeyi barındırır
(bkz: erdal bakkal)
Her bölümü çoğu filme taş çıkartabilecek olan dizidir. Diğer kanallardaki saçma bakışmalarla dolu abuk sabuk dizilerle kıyaslamıyorum bile. Oyuncularının hepsi yeteneklidir, eğitimlidir, tiyatrocudur. Diğer komedi dizileri gibi nerede güleceğinizi size hatırlatmak için arkalara gülme efektleri sıkıştırmaz. bildiğiniz tüm klişelerle dalga geçer. Her hafta bitti daha da espri bulamazlar, tükendi heralde dersiniz, daha da kalabalık gelirler. Severiz, çekirdeğimizi alır izleriz her hafta
hayal kırıklıkları müzesi adlı 35. bölümüyle de etkilemiş olan türkiye'nin en kral dizisi. erdal bakkalın eşya sahnesinde kontrpiyede kalmış kaleci gibi olduk resmen. dedeler gofret kavgasıyla yıktı. her hafta heyecanla bitiyor. haftaya ki bölümü de dört gözle bekliyorum. burak aksak kral adamsın be.
inanılmaz zeki bir senaryoya sahip dizi daha hemen başında iskender in pakizesiz ilk günleri gülmekten yardırmıştır sonuna kadar güldük güldük en sonunda ak sakallı dede aforizmasıyla ağlattı l&m sen nasıl bir dizisin?
ayrıca bu dizide yedi numara yı izlediğim dönem aldığım garip bir tad var.
Ah benim ismail Abim. Canım abim. Çocukluğunda Duck Hunt oyunundaki tabancanın sırrının çözüldüğü gün yaşanan hayalkırıklığını yaşamış ve tanık olmuş biri olarak seni o kadar iyi anlıyorum ki. Üzme canını abi. Sen üzülürsen, Mecnun üzülürse bizde üzülürüz. Bizde üzülürsek pazartesi sendromu dirilir.
üslup mu dedi biri? al sana üslup. kırmadan, dökmeden, beynine beynine çiviler sokmadan, kışın ayazında denize balıklama atlasan suyun sıcaklığından dışarı çıkmak istemeyeceğin sıcaklıkta bir muhabbet, oğlum üstünü sıkı giyin üşütme saflığında platonik aşk, tarzım değil kankaaa ailesinin bile gülmekten ağızlarını gerdiren sert absürd, gecenin bir yarısı ulan ben bu dizinin yazarlarına oyuncularına nereye ne yazsam da onları kutladığımı cümle alem görse diye düşündüren dizi.
aklı beyni takım taklavatında karakterli dizilerin kol gezdiği ve milletin beyin hücrelerini bir bir öldüren tv'lerin olduğu bu ülkede sessiz sedasız fenomen olmuşsunuz kardeşim. o çizgiden ayrılmayın, çizerim diyorum had hudut gözetmeksizin.
--spoiler--
Mecnun:Asa nerde,dede asa yok,nerede asa?
az sakallı dede:evlat!asa bende...
Mecnun:Haah,bi sen eksiktin,yemn ediyorum dede bir tek sen eksiktin,şu an başlasın,dedelere karıştım,kaldım arasında dedelerin.
ak sakallı dede:Asa bendeydi evlat,hatırla evden çıkarken onu çakmaya bırakmıştım hadi çakma lütfen söyle,gerçek aksakallı kimdi söyle bu karmaşa bitsin.
Az sakallı dede:Gerçek aksakallı benim!
bir dizinin güzel olduğunu açıklamam gereken cümleleri bulamadığım için kendi kendimi yediğim dizi. ne desem ki, nasıl anlatsam bilmiyorum ama sanki karakterlerin hepsi ile aynı mahallede yaşıyormuşum gibi bir tad var benliğimde. ismail abi gibi bir dostum olsa erdal bakkal gibi gıcık iskende gibi babacanbir şahıs olsa hep hayatımda. ne güzel bir senaryo ne güzel bir oyunculuk ne güzel bir kurgu.
ekmek teknesine benzettiğim dizidir. ilk öpüşmenin 30 lara yaklaşan bir bölümde hemde uzayda olmasına rağmen izlenen. şiddetle tavsiye edilen dizidir efendim.
--spoiler--
yalnız son sahnede sedef eline davetiyeyi aldıktan sonra ekranın kırılmasını herkesler çakmıştır umarım, sedefin eski adının da leyla olması inceden bir yol yapar gibi oldu fakat son sahne noktayı koydu.
--spoiler--
en sevdiğim dizidir. bu sezon burak aksak denilen adam behzat ç.'yi falan geçmesini sağlamıştır benim gözümde. ha o da candır orası ayrı. bu sezona durgun başladı diye silmeyeceğiz tabiki.
ama hiç abartmıyorum kendi adıma 35. bölüm tek başına bu sezonu alır götürür kanaatindeyim. en güzel bölümlerden bir tanesiydi.
ne kadar akıllı bir adam olduğunu burak aksak'ın, ali atay'ın oyunculuğun doruklarında yalnız olduğunu görmemizi sağlayan bir bölümdü.
bana kalırsa sözlüklerde artık her bölüme ayrı başlık açılması lazım, o derece aşmıştır.
--spoiler--
neyse, mecnun'un şirin'le olmayacağının anlaşıldığı, ismail abi'nin pembe ayakkabılarının harika göründüğü, dayımız var klişesinin yaşandığı, sedef olan kızın yine doğaçlamalara dayanamayıp güldüğü ( rituel - rukiye) bir bölüm olmuştur. yavuz, zeynep'ten umudu kesebilir artık. erdal bakkal her zamanki gibi iğrenç ama dünya tatlısıdır. iskender ondan tatlıdır. (bkz: komutan)
--spoiler--