eskiden bunun seyyar satıcıları olurdu. eski belediye otobüsü hatlarına sahip beyaz, üstü iki kapaklı şahane bi kutuda satarlardı.
lahmacun istediğinizde satıcı, koluna taktığı kutuyu eğilerek yere koyar, diz çöker, kapağın birini açıp yeşillik tabağını çıkarır sonra o kapağı acele hareketlerle kapatır çünkü lahmacunlar soğumasın. sonra diğer kapağı açar, üzerini bezle örttüğü lahmacunlardan birini çıkarır. kutunun üzerinde yeşillikleri koyar. kıvırıp beyaz kağıda sarar ve size verirdi. tüm bunları jet hızıyla yapardı.
lahmacunsa buhardan lastik gibi olmuş hamuru pişmişle pişmemiş arası olurdu.
ha bir de söylenti vardı. kedi eti falan diye.
yemişizdir. canı çekiyordu insanın.
acilen en en en en kalitelisinin bile 1 tl olması gereken; hatta ülkenin dört bir yanına lahmacun otomatları kurmak suretiyle okullarda, metro istasyonlarında ve sokaklarda her an yenilebilir hale getirilmesi gereken yiyecek.
şuna benzer bir makinaya sürekli olarak taze lahmacunlar koyulacak, bittikçe yenilenecek. bu iş için meslek liselerinde ve önlisans, lisans seviyesinde egitim programları hazırlanabilir.
seçim vaadi olarak bu projeyi sunanın parti propagandasını bizzat kendim yapacağım.
Her kebapçının menüsünde bulunan ancak Güzel yapan yere pek rastlanamayan yiyecek. Evde kendim yapacağım artık. Tam lahmacuna benzemez belki ama En azından kıyma koyarım biraz. Şekil değil belki ama tat olarak kat kat iyi olur.
ankara'da bu işi yapmayı öğrenmeden dükkan açmışlar. Ya da bana denk gelmiyor.
galiba kıymalı pide ile karıştırıyorlar. çıtır çıtır hamuru olmayan nimete nasıl lahmacun diyelim? az acılı dediğinde, kulaklarına kadar duman çıkartan şeyler atıyorlar.