bağlantımızın koptuğu günlere inat hemen her gece, yatağımın kenarında diz çöküp günahlarımı affetmesi için tanrıya dua ederken kendisini korumasını, işlerinin ters gitmemesini dilediğim yazar. akabinde yatağın altında 2 aydır aradığım çorabın eşini buldum. ***
beklenen gün gelmişti sonunda. davetimi beni kırmayıp kabul etti. uzun zamandır oturup muhabbet etmeyi istediğimi söylemiştim zaten kendisine.
manisa kavşağında beni biraz bekledi. yıllardır tanıdığım birisini karşılıyormuşum gibi geldi nedense, halbuki ilk kez oturup iki lafın belini kıracaktık, iki bardak çay yudumlayacaktık. pizza alalım teklifini reddettim tabi. evime gelen dostuma pizzamı yedirecektim. dolapta ne varsa yenilebilecek eldeki malzeme ile yemek hazırladık önce.
mutfakda ayaküstü muhabbetide süpermiş bu adamın. illa oturup muhabbet moduna girmeye gerek yokmuş.
biraz televizyon, biraz muhabbet, biraz çerez, fazlaca çay vardı mönümüzde. muhteşem bir enerji de vardı tabi bunların yanında ara sıcak gibi. daha önce evde nadiren hissettiğim.
birde fransızca öğrenmeme sebep olacak gibi. kitap getirmiş bilmediğim bir dilde. fransızcaymış. e böyle bi adamın hediye ettiği kitabı okumak için kitabın dilini öğrenmek lazım.
herşeyin üstüne dolmuşa kadar eşlik edeyim derken, ikimizde elim bir trafik kazasında can verecektik neredeyse. ama yırttık beyaz opelin altında kalmaktanda.
bir bilinmeyenli denklem ne kadar kolay çözülebiliyorsa, bu adam konuştuğu zaman, nasıl birisi olduğu anında çözülüyor.
kendisine has bir üslûbu var, samimi bir yazar. selam olsun.
ha bu arada kendisine not; hacı, karşıdan karşıya geçerken dikkat et!****
bana taa fransalar'dan üşenmeyip hugo'nun bir kitabını getirmiş, mahçup olmamı, mutlu olmamı, kültüre boğulmamı * sağlamış insandır. kendisine kuru teşekkür elbette az gelecektir fakat, en kısa zamanda -büyük ihtimalle bir dahaki gelişinde- çok güzel bir rakı sofrasıyla teşekkür etmeyi planlıyorum. içer mi içmez mi bilmem ama muhabbetin en koyu olanını edeceğimizden hiç şüphem yok.
her şeyden öte, o gece ettiğimiz muhabbetin tadı, hakikaten farklıydı. zirvebox'ta görülmese de, la paz'la birlikte ufak çaplı bir zirvevari buluşmayı gerçekleştirmemize katkı sağlayan scott y, turkkahvesitadindanescafe ve moonlight sonata'ya da çok teşekkür ederim. kesinlikle yenilerini yapacağımıza ve daha çok güleceğimize inanıyorum...
son olarak, yolum erzurum'a düşerse, la paz'dan beni cağ kebabı ve ardından da kadayıf dolması yiyebileceğim bir yere götürmesini rica ediyorum burda, tüm sözlük aleminin önünde... isteyenin bir yüzü kara vermeyeninki en az essien kadar zencimsi... * şaka bir yana, * ömrü boyunca, yüzü hep gülsün efendim kendisinin, var olsun...
madem ece kscg şiir yazıyor bendenizde birşeyler karalayayım dimi.
gönlünü etme sarhoş bir neferi
elbet birgün çıkacaktın bu seferi
tez dönsenden kabul etmez bu bedeni
ben seni degil sendeki beni
sadece ve sadece seni sevdim.
herkesin kafasının basmadığı yazardır. beyin nöronları çalışmayanlar anlamakta güçlük çekebiliyor doğrudur tarzı biraz ağır ama saksıyı biraz zorlayınca anlaşılıyor sorunda onda değil yani okuyanda.*
severek takipteyiz efenim..çok yalakaca oldu lan... ama gerçekler naparsın..*
sözlüğün ergen yazarlarında bir tanesi. nick altına yazdıklarına bakılırsa bayan yazarlarla oldukça ilgili. allah muhabbetini arttırsın hacım. 4 eş ve sınırsız cariye olayı desene.
mini erzurum zirvesi ile tanışma fırsatı bulduğum yazar.
nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmiyorum; kendi halinde, güçlü karakterli, fransa anıları taze bir arkadaşımız.
daha nice zirvelerde görüşmek dileği ile...
kendisini dün eksilemiştim, sonra baktım entrysini silmiş.
bugün de bilerek eksiledim emin olmak için. yine entrysini silmiş.
benim de aklımı kurcalıyordu hiçbir entrysi ahım şahım olmayan birinin bu kadar yüksek karmada gezmesi. cevabımı aldım. iyi oylanırsa kalsın, kötüyse sileyim aga. karmayı falan düşürür neme lazım.
yazarlık, kitaptan fransızca cümle bulup yazmak değilmiş demekki, türkçe yazdıklarının arkasında durabilmekmiş.
her türlü dandik fransızca kelimeyi kendisine hediye ettiğim yazar.
e dö tuğalet...
7 satırlık yazıma 25 satırlık destanıyla karşılık vermiş yazar.
madem tanımıyorsun 25 satır ne saçmaladın birader. 'tanımıyorum ama 25 satır yazı yazayım.'
benim de bilimsel entry yazmadığımı söylemiş. ( sanki kendisi yazmış )
yazarım. yazarım da buraya yazmam. derdilerde yayımlanmış iki makalem var altında imzam olan. kendisinin de sözlüğe kitaptan baka baka, harf harf yazdığı fransızca dandik-gereksiz cümleler dışında herhangi bir dergi, gazete, internet sitesinde yayın almış ciddi bir yazısı varsa paylaşsın. görelim.
ayrıca benim de ingilizcem var, biraz da almancam var. sırf dikkat çekmek için o dillerde başlıklar açmıyorum.
bakın bakın ben türkçe dışında bir dil biliyorum. hadi beni onurlandırın.
tebrikler, türkiye sınırları içinde türkçe dışında bir dil bilen tek insan olarak kendisini tebrik ederim.
ama hala iki eksi oy alınca türkçe entrylerini neden karma uğruna sildiğini 25 satır yazmasına rağmen açıklayamamış. ha şöyle açıklamış:
silerim silmem olum sanane yane.
hakkında çok şey duyduğum ama tanışma fırsatını yakalayamadığım ulu yazar arkadaşımız.
bir dahaki zirveye saklıyorum hevesimi *
ps:eksi veren arkadaşım kendini belli et bakayım sana methiye yazmadık diye mi eksi oy verdin?
ps 2 ; bir insanı sevmemenin sebebi ne ola ki onun için yazılan güzel düşünceleri bile hazmedemiyorsunuz?
demek ki bu insanı çekemediğiniz onda olup sizde olmayan bazı (birçok) meziyetleri var.
ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,
ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
hüzün rengi almış saçlarının her teli
gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
ne kadar değişmişsin ben görmiyeli
böyle mahsun kederli değildin eskiden
fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
baygın kokusuna anılarla beraber giden
böyle mahsun kederli değildin eskiden
sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
ağlamaktan mı karardı gözlerin
bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
şimdi neden yaşardı gözlerin
hasta mısın, yorgun musun nen var
sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
arzular vardır bilirsin anlatılamaz
eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
keder sana yakışmıyor gül biraz
arzular vardır bilirsin anlatılamaz.