siyah kan, şeytan yemini ve bir kitap daha ile birlikte kötülüğün tanımı üç seri halinde bitireceğim diyen j.c grange'nin çıkan son romanı.
merakla bekliyoruz.
--spoiler--
Ölü Ruhlar Ormanı 50.000 ilk baskı ile artık Türkçe ve 2 Haziran'dan itibaren okuyucularla buluşacak.
--spoiler--
Ve sabırsızlıkla beklenen gün yaklaşıyor.
Jean Christophe GRANGE abimizin yeni romanının adı.
yeni düşmüş piyasaya.
--
Jeanne Korowa tek bir hata yaptı.
Katili ormanda arıyordu.
Oysa orman katilin içindeydi.
insanın içindeki vahşi çocuk gibi.
Genç ve yalnız bir kadın olan Yargıç Jeanne Korowa, tesadüfen şahit olduğu bir psikiyatri seansı sayesinde Paris'te işlenen tüyler ürpertici seri cinayetlerin failini keşfetmiştir. Ama elinde hiçbir kanıt yoktur ve katilin peşine tek başına düşmek zorundadır.
Böylece Guatemala, Nikaragua ve Arjantin'de soluk soluğa ve kanlı bir takip başlar.
--
Hakkında spoiler verilmesinden tırstığım için diğer entryleri okumadan entry yazmaya dalmama sebep olan, mükemmel kurgulanmış olduğundan şüphe duymadığım, dünden beri yeni oyuncak almış çocuklar gibi elimden düşürmeyerek sadece kapağını seyredip hakkında hayaller kurduğum şaheser. Ah bi bitse şu sınavlarım...
grange'nin tüm kitaplarını okumuş biri olarak diyebilirim ki koloni kadar sıkıcı olmayan, cinayetin işleniş şekline hayret edip , ülkeler arası seyahatlerde betimlemenin güzelliğiyle kare kare gözünüzde canlandırabileceğiniz ve bana göre sürpriz olan finaliyle tatmin edici bir kitap olmasına rağmen, katilin arkasındaki karanlık geçmişin yeterince anlatılmadığını düşünüyorum.
ilk kitabı Leyleklerin Uçuşu (Le Vol des Cicognes)'ndan bu yana çizgisinden ve tarzından hiçbir şey kaybetmeyen Jean-Christophe Grangé bu defa yine Doğan Kitap'tan çıkan Ölü Ruhlar Ormanı (La Foret des Manes) adlı son kitabıyla raflarda yerini aldı.
Taş Meclisi'nden sonra ikinci defa bir kadın kahraman görüyoruz bu kitapta. Paris'te sorgu yargıçlığı yapan Jeanne Korowa bir dizi tesadüfler sonrası kendini bir seri cinayetler davasında geri dönülemeyecek bir noktada buluyor ve tek başına katilin ve hikayesinin peşine düşüyor. Her zaman olduğu gibi Grangé'ın bu romanında da sürükleyicilik üst düzeyde. Yazarın daha önceki mesleği olan gazetecilik ve gezi yazarlığı tecrübelerinin avantajlarına her satırda rastlayabiliyoruz. Akıcı bir anlatım tekniği ve inanılmaz bir betimleme becerisi. Öyle ki Arjantin, Guatemala, Nikaragua ülkelerinin şehirlerinin sokaklarını, bir otel odasını veya balçıkların içindeki hareket eden bir cangılı kare kare gözümüzün önünde canlandırabiliyoruz Grangé sayesinde. Bu da maceraya iyice kapılmamıza neden oluyor. Tüm sürükleyiciliğin yanı sıra yazar bu kitapta otizm, genetik, tarih öncesi, coğrafya, tarih, heykeltıraşlık, psikoloji, kriminoloji gibi farklı alanları kapsayan müthiş bir bilgi birikimini okuyucularına aktarıyor.
Not: ilk defa bir Grangé kitabının sonunu çok bariz bir şekilde tahmin edebildim...
grange'nin gene insanı uçuran kitabı. hakikaten çok sağlam bir yazar olduğunu göstermiştir. ama benim bu kitap hakkımda takıldığım bir şey var. bir nevi sitem. kitabın ne konusuna, ne yazarın üslubuna ne başka bir şeye... ben çeviriye kızgınım dostlar. elimde okuduğum 1. baskı ve Tankut Gökçe adında birisi çevirmiş. bir kitap çevirisi yapmak - özellikle roman - harika bir iştir; fakat yer yer ingilizce kelimelere rastladığımda sinirim bozuluyordu. ben böyle şeylere çok bakan bir insanımdır. orada post-it ya da yüksek volümlü gibi kelimeler görünce inanın birkaç saniye o kelimeye takılıyordum. daha aklıma gelmeyen kelimeler de var. ya bilmiyorum, neyse okumaya devam edeyim ben.
Grange'nin son kitabı. Koloni gibi çok iyi olmayan bir kitaptan sonra iyi geldi açıkçası. Betimlemelerin harika olduğu kitap ama ben hala bir siyah kan ya da şeytan yemini müthişliğinde bir kitap aradığımdan tam olarak tatmin etmemiştir.
grange'ın işin bokunu iyice çıkarmış olduğu kitabıdır.
bütün kitap boyunca ormanı anlat anlat, 20 sayfada sonunu bağla.
2 sayfada anlattı resmen katilin kim olduğu söylendi ve geçti.
aklımı kurcalayan cevapsız sorularla kalakaldım. paranoyağa bağladım, "aha şimdi thomas çıkacak o da katil aslında", "yok eva arias gelip jeanne'ı kurtaracak" vs vs...
kitaptaki çoğu ayrıntı sonuca bağlanmadan ucu açık olarak kalmış. kitap iyi güzel, ters köşe falan da, şu katilin geçmişini daha uzun anlatıverseydin be grange hacım...
grange ın tüm kitaplarını okumuş biri olarak çok net söyleyebilirim ki sizi yeterince tatmin eden bir kitap olmuş. yine müthiş bi kurgu, inanılmaz heyecan, inanılmaz tasvirler... kendinizi jeanne ile birlikte cangılın ortasında dolaşırken buluyorsunuz. en taze haliyle grange sıralaması yapacak olursam listeye 4. sıradan girebilir. şöyle ki:
1-şeytan yemini
2-siyah kan
3-leyleklerin uçuşu
4-ölü ruhlar ormanı
5-kızıl nehirler
6-koloni
7-taş meclisi
8-kurtlar imparatorluğu
Gerçekten çok akıcı bir kitap olmakla birlikte betimlemeler oldukça güzeldir. Kitabın diğer Grange kitaplarına göre tek kötü yanı sonunun biraz tahmin edelebilmesi.
--spoiler--
grange siyah kan , şeytan yemini ve bu kitabıyla kötülüğün derinliklerine ineceğini söylemiş ve her kitabın sonunda diğer kitaba göndermelerde bulunacağını söylemişti. mesela siyah kan'da şu kocasını kesen hemşire şeytan yemini'nde de inceleniyordu. ama bu kitapta şeytan yemini'nden bir gönderme bulamadım. bulan varsa ve özel mesaj atarsa pek iyi olur valla. *
--spoiler--
harika bir grangé romanı. sürekli ana karakter "jeanne" üzerinden anlatımıyla sıkılmadan okunuyor. bir polisiye gerilim kitabı olarak işlenen cinayetlerdeki kanibalizm damgası her bünyeye hitap etmeyebilir. okurken ve başkalarına önerirken dikkatli olmak lazım.
jean amca gene sonunda ''sıkıldım de haydi gidin anlatmıyorum!'' diyen dedelerimiz gibi bitirmiştir hikayeyi. siyah kan ı okuyanlar kitabın sonunu daima tahmin etmişlerdir ayrıca jean amcanın her kitabını iyi sonla bitirmesi de çok berbat bir durum okurken artık insan heyecan yapmıyor ne olsa sonu aynı diye.
nasıl bir yayındır anlamanın mümkün olmadığı bir kitaptır. hemen hemen her sayfada kelime hataları, gramer hataları, nasıl bir editoryadan geçtiğini tahmin edebilen varsa bi zahmet anlatsın.
Jean Christophe GRANGE nin türkçe cevirisi ile okuyanları yordugu kitabıdır. hatalar yüzünden okumaktan vazgeçmek istiyorsunuz resmen. siyah kan ve kızıl nehirler kadar sürükleyici değil. sürükleyici olmadıgı gibi bi yerden sonra yeter artık bitse dedirtiyor resmen.
Hoş, akıcı ve birçok konuda bilgilendirici olan güzel bir grange romanı. Ancak canımız cicimiz grange'ımız bazı yerleri salladığı ve "olması mümkün olmayan" şeyleri de olayla karıştırıp yazdığı için belirli noktalarda kitap inandırıcılığını kaybetmiş. Mesela:
--spoiler--
Kitabın sonunda jeanne katilden kaçıyor ve net olarak hatırlamıyorum -kitabı kaç ay önce okudum-, sanırım bir ağacın kovuğuna falan saklanıyor. Orada biraz bekliyor, bekliyor, bayağı da bekliyor olabilir. Sonra iki tane göz görüyor. Meğer katil ağaç şeklinde karşısında duruyormuş! Meğer orman katilin içindeymiş! Katil karşısında diye tabi kaçmaya başlıyor ve öyle.
--spoiler--
Sen o kadar güzel bir kitap yaz, yaz; gerilimin zirve yaptığı yerde de bunu söyle bana, tüm inandırıcılığı, o heyecanı iki cümlede yok et!
klasik grange romanı.
önce olaylar polisiye bir şekilde gelişiyor, bilimsel temellere dayanan tahminler falan derken sonunda yine bir fantastik şeyler, yine bir acaiplik. fena değildi diyoruz.
katili hemen tahmin edilen kitap. aslinda grange artik tarzini belli etmistir. tüm kitaplarini okuyan bir insan bunu da kolayca anlar. her kitabinda asil kurban, katil cikar. ya da pesinden gidilen kisi odak noktadir. artik grange okurken sasirmiyorum.