Sevginin getirdiğidir. En azından benim için öyle. sadece sevgili değil kastettiğim sevdiğim herkesi kıskanırım. Aşırı olmadığı sürece gayet de normal olduğunu düşünüyorum.
insanı krizlere sokabilecek bir his. tecrübeyle orantılı her ne kadar bastırılabilip duyarsızlastırılmaya çalışılsa da, eş şeçiminde tam sizin gibi birini bulursanız, yine azacak olan histir.
karşı tarafa değer verildiğinin en net belirtisidir.dozunda olmak kaydıyla karşı tarafta önemsendiğini hissedip bundan zevk duyar.dozunda olmazsa huzursuzlukların başlamasıda kaçınılmazdır.
Sanıldığı gibi güvenin bittiği yerde falan başlamaz çok sevmenin getirdiğidir. Fazlası herkesi üzer önce kendini yakarsın sonra dayanamaz dışa vurursun kıskançlığını. Sonuç bi anda her şeyi bok edivermişsindir.
abartmamak şartıyla, tadından yenmeyen durum.
ben herşeyi kıskanma potansiyeli olan bir insanım.
sevdiğim eşyalarımı, özenle aldığım kalemlerimi ve de tabi ki sevdiğim insanları.
belli de ederim bunu kendisine.
kısıtlamalara vardırmadan bu durumu ya da kavga sebebi yaratmadan tatlı tatlı atışmak, arkadaşlıkların tuzu biberi.
ama kıskanmak durumunu abartan hatta bunu eyleme dökenler var ki onlar evlerden ırak.
direk uzaklaşma sebebi.
Yan etkileri kişiden kişiye değişir.
Benim Karnım durduk yere ağrıyor ise muhakkak bir şeyleri fena kıskandım demektir mesela.
Küçük çocuklarda da bu tip etkiler olur. Hasta olmuş gibi davranışlar, sinir ve dikkat çekme çabası filan.
Insani bir duygudur, gerçi hayvanlarda da var. Ama hayattaki en normal şeylerden biridir. Tabii kendine ve çevreye zarar vermediğin sürece.
Zeki demirkubuzun tarzından koptuğu bir film. Ancak ustalığı ele aldığı film olarak görüyorum. Yeraltı gibi bir filmi çekmek için Kıskanmak gerekiyordu.
kişiyi krizlere sokabilecek bir his. tecrübeyle orantılı her ne kadar bastırılabilip duyarsızlastirilmaya çalışılsa da, es şeçiliminde tam sizin kulvarınızdan bir canlıyla şey etmeye başlarsanız, yine azacak olan histir.
kıskanıyorsunuz birbirinizi.. günden güne dozu artıyor. kısıtlamalar geliyor. o masum kıskançlık yerini savaş alanına bırakıyor. aşkınızdan çalıyor.
önce şöyle bi hoşuna gidiyor kıskanılmak. hatta bunun için özel çaba gösteriyorsun. o sinir olsa da, tartışma çıksa da içten mutlu oluyorsun. bu kadar kıskandığına göre seviyor diyosun.
ama aynı seviyede kalmıyor. zamanla boğmaya başlıyor, can yakıyor. hani olur ya, tuzluğun ağzı açıktır bi anda yemeğe boşalır. o an tabağı bile kırmak istiyor insan. tuz fazla geldi ya, gözün asıl sorunu görmüyor, bir şeyler kırmaya yer arıyorsun.
güven..kıskançlığın alıp götürdüğü duygulardan biri. kimle konuştun, ne konuştun, şu niye sana bunu dedi.. bilmesen ölürsün çünkü.
sevme diyorsun. böyle sevme beni. nefes alamıyorum, yeter. hani noldu? hoşuna gidiyodu kıskanılmak. olmuyor işte, her şeyin bi sınırı var. nefes alamıyorum dediğin an ipler çözülmeye başlar. serbestsindir artık. o varken yapamadığın her şeyi yapabilirsin. ama olmuyor. bu sefer de boşluk boğuyor.
ama..ama benim istediğim sevgi bu değildi ki, diyosun. sadece ilgi istedim. şu an rahatım ama ben bunu istemedim. dengede durmadı hiç. ipler ya çok sıkıydı, ya çok gevşek.
ya ipi çok sıkacaktı boğulacaktım, ya da bırakacaktı boşluğa düşecektim.
çok sevdi.
ama anlamadı.
boşuna oldu kırgınlıklar.
kıskandım seni der. hem de deli gibi. şimdi ayrısın benden, niye? kıskandığım için. dengeleyemedik bir şeyleri belli. anladım seni artık ama geç oldu, kırgınlıklar girdi araya. intikam savaşları. olmayacak işler. ama anladım.
"istesem gelir misin tekrar?"
diyor. o diyor. en sevdiğin. gider misin? git bence. ben olsam giderdim.
Nefis ve sürprizli bir zeki demirkubuz filmi. Aynı adlı, yazarını hatırlayamadıgım bir romandan uyarlamadır. Romanı okumadım ama filmin izlenmesi tavsiye olunur.