insanoğlunun en derin, en acı, en yoğun yaşadığı yeri göğü dağı başı yıkacak kadar içten içee sahip olduğu yada olamadığı şeyi delicesine isteyerek hissetmesi yoğun yaşadığı, kendine hakim alamadığı duygu. hele bide kıskanılan sevdiğin insansa senin de onun da vay haline bu duygu duyguların dibii, hislerin saltanatı, yaşamın şartı, insanın özü, kadının nefreti, erkeğin kini, çocuğun oyuncağınıdır... kıskanılmak güzeldir fakat kıskanmak hoş sayılmaz neyi kıskanırsan kıskan o kıskandığın şeyi kıskandığın sürece elde edemezsin etsen de fayda gelmez elden kıskanılan şey zaten gitmiştir kıskandığın şeye çoktan.
dünyanın en lanetli duygularından birisi bu sanırım. ilk laneti huzursuzluk. kıskanana da kıskanılana da bir huzursuzluk getirir ilk olarak bu duygu. tedirginsinizdir artık. ikinci laneti güvensizlik telkin etmesidir. sürekli olur olmaz şeyler sokulur aklınıza kıskançlık duygusu tarafından. bir türlü kovamazsınız beyninize doluşan düşünceleri. ve evet son olarak mutsuzsunuzdur artık. ortada olmayan bir durum yüzünden size kuruntu yaptırıp huzurunuzu kaçıran lanetli bir duygudur bu. bi de öyle hastalıklıdır ki kıskanan tarafda isek kıskanmak gayet mantıklı, kıskanılan tarafta isek durum tamamen abartıdır.
Kontrol altında alınması zor dürtü. Kaybetme korkusu sonrası açığa çıkar ve her seferinde daha fazla şiddetlenir. Kendine güven ya da karşınızdaki insana güven ile alakası yoktur çok fazla.
Yerli yersiz, neye bagli oldugu bilinmyen, geldi mi gitmeyen, zaman, mekan, olay farketmeden insani surunduren ve sanirim en cok da birine cok alismaktan kaynaklanan duygu durumu.
sahiplenmektir. sadece benim olsundur. kimse bakmasın görmesin sevmesindir. ama asla sevmenin belirtisi değildir.. ne adamlar gördüm karısını kıskanan ama başka kadını seven.
cinsel tabanli bir yorum yapmak gerekirse; nerden geldigini bilemedigimiz benligimizin (bkz: nerden geldim lan ben) ozellikle ciftlesme ugruna mucadele ettigi safhalarda ya da ciftlesmeyi surdurme ugruna, uber sahiplenici bir durtuyle hedefledigi karsi cinsin sadece kendisine ait olmasini/bagli kalmasini istemekten kaynaklanan bir his. kisiyi krizlere sokabilecek bir his. tecrubeyle orantili her ne kadar bastirilabilip duyarsizlastirilmaya calisilsa da, es seciliminde tam sizin kulvarinizindan bir canliyla sey etmeye baslarsaniz, yine azacak olan histir. othello sendromuna donusenleri de mevcuttur. dogada guclu yapida oldugundan, dogurgan yapiyi sahiplenme ve koruma bakimindan ve dolledigi disinin bir baska erkek tarafindan dollenmesine katlanamadigindan erkeklerde daha cok olduguna inandigim histir. kadinlar acisindan bakildiginda, erkegin dogadaki dollemeye programli canli modeli daha affedilebilir geliyor. ama icgudusel olarak anne olmasi beklenen ve uber sadakat beklenen kadinlar icin ayni affedilebilirlik pek yok.
eğer kıskanmayı güven olarak görüyorsan sen onun hayatını kıskanıyorsundur. hangi insan güvenmediğine aşık olur, onu ister. güvenirsin zaten ona, ama ya etraftakiler.
kıskanmak aslında güvenmektir. onun senin yüzünü kara çıkarmayacağını bilmektir. sana yanlış yapmayacağını bilmektir. sen onun başka gözleri bakmayacağını bilirsin, ona bakana vereceği tepkiyi bilirsin.
ama yine de kıskanırsın... çünkü sevdiğine bakmaya, sevmeye doyamadığına bir şerefsizin gözü değmiştir. senin bakmaya doyamadığına başka birinin bakmasını ağır gelir yüreğine. senin olana, sahip olmaya çalışan başkalarınadır öfken. bilirsin o yapmaz, ama o senin olana nasıl göz koyar? nasıl bakar, nasıl laf eder?
kıskançlık saçma bir kavram neden bir insan diğer insanı kıskanır ki sadece güven meselesi her şey güveniyorsan kıskanmaz sın güvenmiyorsan zaten bitmiş demek tir.