Yaklaşık 70 bin üniversite öğrencisini ağırlayan eğlence sektöründe diğer sektörlere oranla gelişmiş şehir. Ayriyetten istanbul özentisi kafelere ve aizanoi antik kentine ev sahipliği yapan şehirdir. Çoğu anadolu şehrinde olduğu gibi birçok evliya türbesine de sahiptir.
sıklıkla gittiğim bir şehirdir kütahya. 235.000 merkez, 572.000 toplam nüfusu ile orta büyüklükte bir şehirdir. üniversite öğrencileri kente bir popülizm katmış. gidince mutlaka kalesine çıkar oradan şehri bir seyre dalarım. fotoğraflar çeker, temiz hava alır sonra dönerim. geçen yaz gittim bir geceyi orada geçirdim güzel bir kızarmış tavuk yedim lezizdi. birde duyduğuma göre inegöl'e müthiş göç veriyormuş burası. inegöl'deki kütahyalıların sayısı oldukça fazlaymış. inegöl'ün şehir merkezi nüfusu 258.000, kütahya 235.000 yani belli göç verdiği. sanayisi fazla yok, tek avm'si sera avm. işte öyle şirin bir ilimiz kütahya, severiz sık sık gideriz.
Mart ve nisan ayinda acemi birligimi bu lanet sehirde yaptim. Bir sehrin havasi bu kadar degisken ve soguk olur mu ya? Kutahya ise oluyormus. Gokyuzunde ise hic silinmek bilmeyen ucak izleri de baska bir anektod. Sabahin 5inde zifiri karanlikta ve sisler icerisinde uyanip, gotum dona dona 2bin kisi ile birlikte buyuk ve rutubetli bir yerde, metal bardakta soguk cay ve gofret ile yaptigimiz kahvaltilar ise cabasi. Allahim ben cok kotu oluyorum. Devam edemicen böhühhh :((
bir ilçesinde (emet) askerlik yaptım, yazın cadde üzerinde karakolun ön kapısında 2 saat nöbet tutarken yoldan geçenlere bakarak, sayarak vakit geçirmeye çalışırdık.
süre; 2 saat, yoldan geçen insan sayısı ; 1.
hani 'allahın ziktirettiği yer' derler ya. burası öyle değil. burası bayağı ziktiredilmiş yer.
karşı köşedeki bakkalda satılan haşhaşlı ekmek efsoydu yalnız. ayrıca soğuğu soğuk, öyle böyle değil. böbrekler donar, işeyemezdik, işesek bile :
rutin bursa izmir yolculuklarımdan birini, bu kez değişiklik olsun diyerek eskişehir-kütahya-uşak-manisa üzerinden yaptığımda gördüğüm şehir.
arkadaş bir şehir bu kadar sisli olur mu !
bir girdim, çıkamadım sisten. resmen kendini benden sis tesettürü ile gizleyen şehir.
fakat bi kuru fasülye yedim. anlatılmaz yaşanır.
2 gün boyu her fırsatta osurmaktan donum yırtıldı o ayrı.
gogılörtten baktım gayet buyuk bir meydanı var. ağaçlıklı falan. lakin binalar her şehirde olduğu gibi karakteristik olmaktan uzak beton yığını.
malum artık şehirleri karakterize eden binalar kalmadı. hepsini aynı yapıyoruz.
oysaki belediyeler hiç değilse ön görünümleri karakteristik yapma mecburiyeti getirmeli ki şehirlerin bir karakteri faklılığı olsun.
burda görünce hemen gogıl örtte bakayım dedim.
benim aklımda eski evleri, dar sıcak sokakları falan kalmış bi de zara nın söylediği kütahya türküleri.
du bakayım güzel bişey görürsem yazarım gene.