kurtcenin turkceden gelme bir dil oldugu ya da kurtce konusmanin vatan boluculugu anlamina geldigi tezlerinin yalan ve yanlis oldugu bi dildir. kurtler selcuklu doneminden once anadoluda yasayan bir irk olarak varligini devam ettirirken alpaslanin kurtlerde yardim istemesi ve onlara toprak vaat etmesi uzerine malazgirt savasinda turkler ile ayni cati altinda savasan bir irkin bugun ayri bir dilinin olmasi kadar normal bir durum yoktur.
kurtlerin ayri bir dilinin olmadigini soylemek krtlerin turk soyundan geldigini iddaa etmektir. bu kizilderililerin soyunun da turklerden geldigini idaa etmekle es anlamlidir. burdan yapilabilecek cikarim sudur, farkli cikarim yapanin anlini karislarim, kizil derililer gercekten de turk olabilir, ve ayni ihtimalle de bizden once anadolu da yasayan kurtler de okadar turk soyundan olabilir. ama kizilderililerin bir dilini kabul eden insanin kurtlerin bir dilinin olmadigini soylemesi kadar absurd bir iddaa olamaz.
genellemelerle düşünen zihniyetin küçük görebileceği dildir. sırf .ikinin keyfine 7 kişiyi öldürenlerin konuştuğu dili küçümsemek gerekmez mi bu durumda acaba?
bu mudur yani?
bilhassa fransızların çeşitli şekillerde, türkçe den ayrıymış havası yaratmaya çalıştıkları, bir türk lehçesidir.
çevre ülkelerden çok etkilendiği için, anlaşılması zordur.
ama kırgız ların konuştuğu türkçe de zor anlaşılmaktadır. o zaman kırgızların konuştuğu türkçe ayrı bir dil midir ? *
edit: bir dilin zenginliği veya fakirliği dilbilimin koyduğu kurallara göre ölçülür,biçilir.
bir dilin zenginliği, müteradif* kelimelerin çok oluşu ile değerlendirilir. daha fazla bu konuyla ilgilenmek isteyen varsa (bkz: fırat mahzun akar) kitabından daha ayrıntılı bilgi alabilirler.
kürtçe aslında bir dil değildir. içinde farsça, türkçe, arapça kelime kökleri vardır. bir dil kadar köklü olmadığı aşikardır.kürtler tarafından konuşulmamasına karsı olunmamalı ama resmi dil olarakta kabul edilmemelidir. eğer boyle bir şey olursa türkiyede birçok etnik kültür var hiç biride kürtler den daha az yada köksüz değil. hepsinin belirli bir geçmişi tarihi ve kültürü var. kürtlerde bunun için bu kurala uyup sadece kendi aralarında konuşup burasının türkiye olduğunu bilmelilerdir.adı üstünde TÜRKiYE TÜRK i den gelmektedir...
dünyada konusulan yüzbinlerce dilden hiçbir farkı olmayan bir dil. ne cok abartılacak nede yerilecek bir yanı vardır . en kötümser sayı ile 20 milyon kişinin konustuğu bu dilin benim gözümde ingilizceden , almancadan , türkceden hiç bir farkı yok. kofti demokratlar nedense asağılamaya calısıyolar bu dili konusanları . sonrada hümanizmden, insan haklarından bahsediyolar. bizede götümüzle gülmek düsüyor tabii.
simdi bir dilin telafuzunu beğenmezsiniz anlarım normaldır.ama tutup binlerce yıldır kapı komsu olduğumuz bir halkı dillerini bahane ederek kücük görmek , asağılamak faşizan duyguların habercisidir. bugün bir rus nasıl rusca konusuyorsa kürtte doğal olarak kürtce konusuyor. kalkıp adama --ille türkce konusacaksın-- yada atıyorum-- illede arnavutca konusacaksın -- diye baskı kurmanın bir anlamı yok ..
bu yüzdendir ki sözlükte ne türk nede kürt milliyetciliği yapmanın temelde bir mantığı yok . ama biribirimize saygı göstermenin ve birlikte uyum içide yasamanın cok ama cok büyük anlamı var. yazarlar kin, nefret , intikam duyguları ile klavyeye abanmasınlar lütfen. tanımadığınız yedi yabancıya bile nezaketle yaklasırken , koca bir ırkı hor görmek gercekten mide bulandırıyor 21. yüzyılda.
dünya da yasıyor ve kendinizi insan olarak tanımlıyorsanız yapmanız gereken tek sey saygılı ve hosgörülu olmak. bu dili (ve diğer tüm dilleri ) dünyada konusan , 90 yasında iki yaşlı amca kalsa bile yapılacak sey hosgörü göstermektir baska bir sey değil..*
sozluk yazarlarının bazı konularda ne kadar cahil oldugunu gosteren entry. kurtce yi cesitli sebeplerden dolayı bir dil degilmis gibi gostermek ne kadar anlamsız ve sacma. kimi entry lerde kurt dilinin bir sistematigi olmadıgından, kurtlerin cesitli kollarının birbirini anlamadıgından, asıl komigi kurtlerin esasında dag turkleri oldugundan bahsedilmekte. okuyunce agladım, insanlar gercekleri gazetelerde ararsa olacagı budur.
birkac ornek ile mevzuyu kapatayım.
birincisi bir dilin icinde birbirini anlayamayacak kadar uzak lehceler olabilir. orta asya da ki turklerle (azeriler dısında) turkce konusarak anlasabilme imkanı yoktur, keza bu arapca-ingilizce vs vs icince gecerlidir.
ikincisi turkiye de her ne kadar arastırmalar kısıtlı olsa da, kurtce nin tarihcesi cok detaylı bir bicimde arastırılmaktadır. kurtce hint-avrupa dil ailesine baglı bir dildir. ki kurtce nin hint-avrupa dil ailesine baglı olması, kurtlerin -dag turku- olmagına alenen ispattır. (bknz dil-ırk iliskileri)
ucuncusu, bir ulkenin dili olamaz kendi kanımca, sadece resmi dili olabilir, ve anayasamızda bu sekilde olması gerekir. turkce nin devletin dili olması kurtce nin tamamiyle reddedilmesi gercegini karsımıza cıkarmıstır. dogrusu -turkiye nin resmi dili turkcedir- olmalı kanımca.
benden bu kadar. arastırmak isteyenler icin bilimum bilimsel makaleler bulunmaktadır, whttp://www.jstor.org search.epnet.com gibi adreslerden detaylı bilgilere ulasılabilir.
gereksiz bir belediye başkanına sahip olan (bkz: osman baydemir) diyarbakırın ilçelerinde de aynı kafadan insanların bulunmasıyla çalışanlara zorunlu(!) olarak öğretilmesi maddesi konmuş dildir. önce bunlara türkçeyi öğretmek gerekir bence ne dediklerini bilmeleri için. **
diyarbakır a bağlı kayapınar belediyesinde yapılan toplu iş sözleşmesinde çalışanlara zorunlu olarak öğretilmesinin gerektiği bir maddeye sıkıştırılmış dil. **
hint-irani kolunun kuzey batı irani grubuna dahil olan dil topluluğunun genel adıdır. kurmanci, sorani, gorani ve kelhuri olarak dört lehçeye sahiptir. dünya genelinde yirmi milyon türkiyede ise yaklaşık beş milyon insanın konuştuğu bir dildir. şuan kullanılmakta olan latin kürtçe alfabesinde otuzbir harf yer almaktadır.
'' hededehödüdü bilmem ne, ahanda bunlar terörist, Allah bunların dillerinin de belasını verecek zaten, terörist olan olmayan anlamam temizlemek lazım bu kürtleri'' diyen faşizan, ırkçı mantığın masa başında uydurulduğunu düşündüğü dildir. Ama tabii ki burda da hedeflerini tutturamamışlardır. Keza Kürtçe de tıpkı Çerkezce, Lazca ve diğer Türkiye halkları dilleri gibi belli bir dil sistemine sahiptir. Unutmayın ki binlerce yıllık geçmişe sahip anadolumuzda Türkiyelilik, Türklükten *her zaman daha mantıklı bir düşüncedir. Ha böyle atgözlüklü adamlar olacak mıdır tabii ki olacaktır, bazen azıtıp mahkeme de basarlar ama bu ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürt kardeşlerimiz kürtçe'yi onlara rağmen göstere göstere yine rahatça kullanacaklardır, kullanmalıdırlar. Nitekim bu dediğim olay Çerkezler, lazlar, arnavutlar vb. bütün türkiye halkları için geçerlidir. Onlar da kendi dillerini konuşacaklardır, kim engellemeye kalkarsa kalksın. Zaten hukuk devleti, demokratik toplum dediğimiz kavramlar da buradan ileri gelir.
ülkemizde her türlü mevkiye gelebilen, her türlü ülke imkanlarından yararlanan kürt kardeşlerimizin bu kadar lütufa rağmen dış güçlerin baskısıyla resmi dil olarak nankörce kabul ettirmeye çalıştıkları dildir. *
hiçbir dil grubu ailesine dahil olmayan, yüzlerce yıldır mezopotamya'nın kuzeyinde konuşulan, bugüne kadar hiç devlet kurmamış bir halk olan kürtlerin kullandığı dildir. bu dili ermenistan'da mecusiler kullanmaktadır (ateşe tapan). son dönemde anadilde özgürlük kavramı ile özdeşleştirilmiş fakat zaten özgür şekilde kullanılabilen bir dildir. ayrıca büyük hevesle ve siyasi sebeplerle açılan kurslarıyla gündeme gelmiş fakat rağbet olmadığı için bu kurslar kapanmıştır. türkiye'de kimsenin kimseye "neden kürtçe konuşuyorsun be kardeşim" demediği bir dildir. anayasa'ya 2. anadil olarak eklenmesini ütopik şekilde savunanların olduğu, azınlık haklarından bahsedip "biz azınlık değiliz" gibi çelişkili cümleler kuran "aydınlarının" olduğu ve 15000 şereften nasip almamış için 12 milyonunun potansiyel terörist olarak görüldüğü bir halkın dilidir.
anadilim olmakla birlikte iyi bilmem sayesinde çok iyi para kazandığım türkçeden çok daha köklü ve zengin olduğu dilbilimciler tarafından kanıtlanmış olan hint avrupa dil gurubuna ait dildir. 4 lehçesi bulunmaktadır. lehçelerinin olmasınında sebebi coğrafik olarak bölünüp faklı kültürlerin ve dillerin egemenliklerinin altında olup etkilenmelerinden ötürüdür. lakin lehçeler arasındaki fark trakya türkçesiyle konuşan veya kayserinin köyünden gelen bir adamın türkçe konuşmasından daha fazla farklılık göstermez. kürt dilin zenginliği tartışılmaz bir konudur. isteyen varsa test edebilir üzerimizdeki kıyafetleri önce kürçte söyleyim sonrada türkçe bakalım üstümüzde donumuzdan başka bişey kalıyormu fakat kürtçede böyle değil her nesnenin her kelimenin bir karşılığı vardır. (örnk: yüz-bin ve daha çoğu) her köyün bir lehçesi vardır diyen insnalar için söylüuorum türkiyenin bir ucundan geldim başka bir ülkede ırakta yaşayan kürtlere tercümanlık yapıyorum acaba tesadüfen mi anlaşabiliyorum?
kürdoloji üstüne yapılan bazı çalışmalar
Kürdoloji alanında yapılan ilk kapsamlı çalışma 1787'de "Kürt Dili Grameri ve Sözlüğü" eserini yayınlayan italyan Maurizio Garzoni'dir. Bu eserde yaklaşık 4.600 kelime yer almaktadır. Kürtçe üzerine ilk bilgilerin yer aldığı başka bir çalışma da Rusya‚dan P. S. Pallas da"Tüm Diller ve Lehçelerin Karşılaştırmalı Sözlüğü" çalışmasını yayınlar. Ayrıca 1880 yılında F. Justi "Kürtçe Grameri" adlı çalışmasını Petersburg'da yayınlar.
italyan, Alessandro Coletti (1925-1985) "Kürt Dili ve Grameri Sözlüğü" adını verdiği çalışmasının ilk cildini Kürtçe gramerine ve ikinci cildin ikinci bölümünü de Kürtçe-italyanca sözlüğe ayırmıştır.
Kürtçe üzerine çalışmalar yapan Alman bilim-insanlarının birkaçının adlarını zikretmemiz yerinde olacaktır: E. Rödiger, A. F. Pott, Theodor Nöldekc, Albert Socin, Ferdinand Justi, Oscar Man ve Karl Hedank.
Soane 1913 yılında Londra'da "Kurmanci veya Kürt Dili Grameri" çalışmasını ve 1919 yılında da Bağdat'ta "Temel Kurmanci Grameri" adlı çalışmalarını yayınlar. Yine ingiliz C. J. Edmonds da Tevfik Vehbi ile birlikte "Kürtçe-ingilizce Sözlük" çalışmasını yapar. 1957 yılında "Kuzey ve Merkezi Kürtçeye Lehçebilimsel Bir Bakış" adı altında doktorasını yapan dilbilimci Davit Neil Mackenzie, sonraları bu çalışmasını iki cilt halinde "Kürtçe Lehçesel incelemeler" adıyla yayınlar.
Avusturyalı profesör Freidrich Müller (1843-1898) "Kürt Dilinin Kurmanci Lehçesi" ve "Kürt Dilinin Zazaca Lehçesi" adlı çalışmalarını yayınlar. Viyanalı Hugo Makas dilbilimsel çalışmalar yapmış olup "Kürtçe Metinler-Kurmanci Lehçesinde" adlı bir eser yayınlamıştır. Bunlardan başka, "Kürtçe-Fransızca Sözlük"ün yazarı A. Jaba'yı da unutmamak gerekir.
Amerika'da, Kürt dili üzerine yapılan ilk dilbilimsel çalışmalar misyoner S. A. Rhea tarafından yapıldı. 1851-1865 yılları arasında Hakkari yöresine yerleşmiş olan Rhea, burada Kürtçeyi öğrenmiş ve sonradan Kürtçe gramerini yayınlamış. Rhea bununla yetinmemiş ve 1.600 kelimelik Kürtçe-ingilizce sözlüğü de çalışmasının sonuna eklemiştir.
Yerli Kürdologlar
Güney Kürdistan'daki dilbilimsel çalışmalar genellikle Güney Kürtçesi (Sorani) üzerine yapılmıştır. Bu lehçe üzerinde ilk kez Tevfik Vehbi'nin (1891-1984) çalışmaları olmuştur. Vehbi 1926 yılında "Kürtçe Dilbilgisi" adlı çalışmasını yayınlar.
Giw Mukriyani de 1950 yılında "Rehber, Arapça-Kürtçe Sözlük"ü ve 1955 yılında da "Kürtçe-Farsça Arapça-Fransızca Sözlük"ünü yayınladı.
M. Xal da "Xal Sözlüğü" adlı çalışmasını Kürtçe-Kürtçe yayınladı. Nuri Ali Emini de dilbilgisi kitabını 1956 ve 1960 yılında Bağdat ve Süleymaniye'de yayınladı.
Kürçe üzerine detaylı çalışmalar yapmış bir isim olan Dr. Abdullah Haci Maruf, Cemal Nebez, M. E. Hewremani, Hamid Ferec, Tahır Sadık, izedin Mustafa Resul'u anmakla yetinelim.
Doğu Kürdistan'da Kürtçe üzerine yaptıkları çalışmalarla tanınan yazarlarımız Muhamed Mukri, Qadiri Fetahi Qazi, Şex Merduxi Kurdistani, Sadık Safizade Borekeyi ve Hejar'dır. Bu parçada Güney Kürdistan'a nazaran fazla çalışma söz konusu değildir. Eski Sovyet Cumhuriyetleri'nde yaşayan Kürtlerden dil çalışmaları alanında akla gelen ilk isim Qanate Kurdo'dur. Onun dışında Çerkes Bakaev, isak Sukerman, Kerim Eyubi, Maksime Xemo ve Zera Yusiv gibi isimlerden bahsetmek yerinde olacaktır.
istanbul'da kümelenen Kürt aydınları arasında Kürtçe üzerine tartışmaların yaşandığından ve Arap harflerinin Kürtçe'ye uymadığı, Kürtçe için yeni bir alfabeye gereksinim olduğunu ileri süren aydınlardan Xelil Xeyali, Abdullah Cevdet, Salih Bedirxan, Celadet Bedirxan, Kamuran Bedirxan, Reşide Kürt, Osman Sebri, Kemal Badıllı, Feqe Huseyn Sağnıç ve Tori.
Kürtlerin Kullandığı Alfabeler
Kürtlerin hangi tarihte hangi alfabeyi kullandıkları bilinmiyor. Bilinen bir gerçek var ki o da, tarih boyunca Kürtlerin birden fazla alfabe kullandıklarıdır. Şimdiye kadar Kürtler tarafından kullanılan alfabeler şunlardır:
Çivi yazısı; 36 harf olan bu yazıya Medler altı harf daha ekleyerek, 42 harften oluşan bir alfabeyi kullanmışlar.
Avesta alfabesi; 44 harften oluşan bu alfabe sağdan sola doğru yazılıyordu. Bazı kaynaklar Avesta alfabesinin 48 harften oluştuğuna işaret ediyorlar.
Arami alfabesi; en fazla Kürtçe yazıların yazıldığı ve Kürtçenin en eski yazılı belgeleri olarak kabul edilen ve Hewreman bölgesindeki mağaralarda bulunan belgeler bu alfabeyle yazılmıştır.
Eski Pehlevi alfabesi.
Masi Sorati alfabesi; Arap tarihçi ibn Vahsiye (miladi 856), Kürtlerin bu alfabeyi kullandıklarını ve bu alfabeyle yazılmış üç kitabı gördüğünü söylüyor. 36 harf olan bu alfabeye Kürtler altı ses daha ilave etmişlerdir.
Yezidi Kürtlerin kullandığı alfabe; yüzlerce yıldan beri kullanılan bu alfabe 31 harften oluşuyor. Yezidilerin kutsal dini kitapları Mushefa Reş ve Cilwe, bu alfabeyle yazılmıştır.
Arap alfabesi
Latin alfabesi
Kiril alfabesi
Bu sıraladığımız alfabeler dışında Doğu Kürdistan'ın Zewe bölgesinde gümüş bir tepsi üzerine yazılı farklı bir yazı türüne rastlanmıştır. Araştırmacılara göre milattan önce 8. yüzyıldan kalan bu yazının Medlere ait olduğu ileri sürülüyor. Bu yazı türüne şimdiye kadar başka bir yerde rastlanmamıştır.
Kürtlerde Alfabe Tartışmaları
islamiyetten sonra Kürtler arasında Kürtçeye uyarlanan Arap alfabesinin kullanımı yaygınlaştı. Kürt klasik edebiyatına ait eserlerin büyük çoğunluğu bu alfabeyle yazılmıştır. Ancak 19. yüzyılın sonlarında 32 harfli olan Osmanlı alfabesinin Kürtçedeki sesleri karşılamada yetersiz kaldığını vurgulayan Salix Bedirxan 8 harf ekleyerek, 40 harfli bir alfabe yaptı. Bu alfabeyle Roji Kurd'de birkaç yazı yayınlanmıştır.
20. yüzyılda Güneyli Kürtler Kürt Latin alfabesinden de yararlanarak Kürtçe sesleri karşılamada daha gelişkin bir Kürt Arap alfabesi geliştirdiler.
Yazılı olarak ilk kez Abdullah Cevdet "Roji Kurd" dergisinde Arap alfabesinin Kürtçeye uymadığını ve kendi alfabelerini değiştirmeleri gerektiğini işaret ediyor.
Kemal Badıllı'ya göre o dönem Kürt aydınları Latin alfabesine yakın bir Kürt alfabesi üzerinde çalışmış, fakat I. Dünya Savaşı nedeniyle bu alfabe hazırlanamamıştır.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde Ermeni asıllı Hakop Xaraziyan 1921 yılında Ermeni alfabesini Kürtçeye uyarladı. Bu alfabe "Şems" adıyla bilinir. Aynı dönemde Asuri asıllı ishak Morogulor tarafından Kürt Latin alfabesi hazırlandı ve 1930 yılında Kürtlerin en uzun süreli yayını olan "Riya Teze" gazetesinde kullanılmaya başlandı. 1944 yılında Rus merkezi hükümetinin dayatmasıyla bu alfabenin kullanılması durduruldu ve Heciye Cindi başkanlığında bir komisyon oluşturularak Kiril alfabesi Kürtçeye uyarlandı.
Günümüzde Kuzey ve Güneybatı Kürtleri arasında yaygın olarak kullanılan Kürt Latin alfabesi 1932 yılında Celadet Bedirxan tarafından ilk kez 'Hawar' dergisinde kullanılmıştır. Ancak Celadet Bedirxan bu alfabe üzerinde çalışmalarına 1919 yılında başlamıştır. C. Bedirxan, Fransız ve Türk Latin alfabelerinden de esinlenerek alfabesine son şekli vermiştir
araştırmalar sonucu içinde göktürklerinde kullandığı yaklaşık 2000 kadar kelime olan bir dildir.bu dile arapçanın girişi osmanlı döneminde olmuştur ve yaklaşık 1000 kadar da arapça kelime girmiştir.tam olarak yeterli bir denemez bu da kürtlerin kayı boyu türkleriyle karışıp birbirlerini asimile etmesinden dolayıdır.zamanında bölgede bulunan artuklular'la kaynaşmışlar ve bu iki millet birbirlerini kısa sürede benimsemişlerdir.kullandıkları dilinde birbirine benzemesi bunda büyük bir etken olmuştur.fakat şu bir gerçektir ki orta asya'dan geldiğine inanılan kürtlerin dil yapısı m.ö 3000 yıllardan son dönemlere kadar iranlıların dilleriyle etkileşim halinde bulunduğundan dil daha çok hint-avrupa dil ailesine bağlı bir dil olarak gözükmeye başlamıştır.fakat bu tam olarak ispatlanamamıştır.çünkü bu dilin içersinde 2000 küsür göktürkçe kelime bulunması kürtçe'nin türkçe'yle alakası olmadığına dair hazırlanan tüm anti-tezleri çürütmektedir.fakat dilin yapısı oldukça değişiktir ve yıllarca yazıya geçmemiştir.kürt asıllı bilim adamlarının araştırmaları bu dilin yazıya geçmemesinden dolayı yetersiz kalmaktadır
yanlış milliyetçilik bilgileri veya siyasî yaklaşımlarla tartışma platformu kazandırılmış bulunan; ancak, yaşanılan şu topraklarda türk vatandaşı kimliğini cüzdanlarımızda taşımamızı sağlayan ulu önder atatürk ün "ne mutlu türk'üm diyene!" sözünün anlamının bile anlaşılamamış olduğunu ortaya koyan; bir dilin nasıl bölücülük yapabileciğini kavrayamamama sebep olan; kendisinden bahsedilirken dilin sadece dil olduğunu ve kültürel değerin bir parçası olduğunu unutulduğu; hakkında yapılan tartışmalarda ne olursa olsun söz söylemek için işkembeden atılabileceğinin görüldüğü; zihnimde bu durumda sözlükte ingilizce'yi kullanarak başlık açanların da türkçe dışı dil kullandığı için bölücülük yaptığı sinyalini verdiren ve bunları bana söyleten başlığın açılmasına yol açan dil...