ben kürdüm ve bu memlekette ne yazık ki kardeşlikten başka bir yol yoktur. ne yazık ki burdaki faşizan yazılar nedeniyle kendimi de kötü hissediyorum. yazıktır etmeyin.
laftan sözden anlamayan, saygısız, toplum içinde nasıl davranacağından bihaber, bir apartman dairesinin en üst katında oturupta bütün apartmanın azına sıçabilecek kapasiteye sahip, yapma dediğini inadına yapan, insanlık dışı bir ırkmış bunlar diyerek ve genelleyerek entry'me başlamak istiyorum.
burdan alacağım 'ıyyyyy, iğrenç' oylamaların hiçbiri inanki sikimde değil sayın kürt ve kürt dostu sözlükdaşım.
vatana millete zarardır bunlar, topluma zarardır, atmosfere zarardır herşeye zarardır. şu an üst kat dairede oturupta beni hayattan soğutma sebebidir. ulan dinle şarkını, ister kürtçe dinle ister arapça dinle ister ibranice dinle tamam dinlede be amına koduğumun evladı hergün sabahın köründe, gecenin olmadık vakitlerinde kulağımıza kulağımıza sokma aptal saptal şarkılarını.
arabanı düzgün çek diyoruz ailenin araçtan sorumlu üyesine. ama yok illa gelip 3 arabalık yere tek başına girecek haliyle bizde göt gibi ortada kalıcaz. yapma etme bak biz dışarda kalıyoruz park edemiyoruz düzgün çek diye 50 defa söyledik inanırmısın. ama yok sik gibi koyacak o arabayı oraya bizide meletecek dışarda. sabrediyorum sabrediyorum ama nereye kadar. ne laftan anlamaz öküzlersiniz ya.
dünyanın en ücra köşesine kürdistan dediğiniz sikimsonik hayallerle dolu ülkenizi kurup siktiriniz gidiniz artık yeter.
türk dillerinde kar yığını anlamına gelen kelimedir. Bu sözcük türkiye türkçesinde yaşamasa da orta asya türk lehçelerinde "kart", "kert", "kürt" gibi sesletimler şeklinde yaşamaktadır.
türk dünyasında birçok yerleşkenin adı da kürt-kert'tir. Macar türkolog Laszlo Rasonyi'ye göre macar birliğinin sağlanmasında önemli rol oynayan ve bugünkü macaristan'da bazı yerleşkelere adını veren türk boyudur. Ayrıca bu boy osmanlı kayıtlarında ekrad adıyla anılmıştır.
ingilizlerin Çok kaşıdığı ve ergenekon benzeri derin örgütlerin durmadan diri tutmaya Çalıştığı bir nefretin mağduru olan temiz toplum. Yolda kalsanız sizi misafir edecek birkaÇ milletten birisi.
katledin hepsini, kurtulun. bu kadar nefret ve kin duyduğnuza göre. yanısıra nefret ettiğiniz şeyi de bilmek zorundasınız. nefret ettiğiniz kürtler değil terör. arada uçurumlar var. kürtler bir ırk değil bir kökendir velhasıl yine türk vatandaşıdırlar.
bir şeyi sevmek için de bilmek lazım nefret etmek için de. iki üç tane kulaktan dolma lafla kendi insanını dışlamak, ayırmak.. insanlık bunun neresinde..
edit: aman nefes alma sayın ırkçı, hemen eksile. hem de başın dönene kadar eksile.. *
hint avrupa kökenli bir dil konuşan dağ halkıdır. aşiret düzenini güneydoğu'da yaşayanlarının önemli bir kısmı hala korurlar. hint avrupa kökenli bir dil konuşmalarına rağmen genetik olarak orjinal hint avrupalılarla benzerlikleri neredeyse sıfırdır. gayet fazlaca bir kesiminin ortaçağdan kalma aşiret törelerinin etkisinde olması insanı üzmektedir. farklı ve zengin bir kültürleri vardır. ayrımcılıktan fazlasıyla nasiplerini almışlardır.
türklerin kötü olması onları iyi yapmadığı gibi, türklerin iyi olması da onları kötü yapmaz. türk ve kürt birbirinin antitezi değil, birlikte bir anadolu sentezidir.
özgürlükçü ve adil insanlar.kesin olan bir şey var, kımız içip atlarını sikmekle; moğollardan hallice tarihleriyle övünen barbar kavimlerden farklılar.sadece yer altı kaynaklarına bakılarak ortadoğunun iskandinavları oldukları anlaşılabilir.
Kürtçe konuştuğu için hapse atılanların olduğu bir dönemden kürtçe'nin seçmeli dil olacağı, üniversitelerde kürt dili ve edebiyatı bölümleri açıldığı bir döneme gelinmişken hem siyasi hem de sivil toplum örgütleri bazında kürtçe'nin seçmeli dil olmasına sert tepki göstermiş, iyilikten, iyi niyetten zerre kadar anlamayn ne idüğü belirsiz kalabalık.
hepsi diyemem, dersem çok ayıp etmiş olurum ama çoğunda karakter zaafları görülmektedir.
bir kaza geçirmiştim. minibüsteydim ve arkadan çarptılar minibüse. alnıma 8 dikiş atıldı ve haliyle iz kaldı. şikayetçi oldum ve suç taksirle yaralama olduğundan uzlaşmayı kabul ettim. uzlaşma denen şey, şikayete bağlı suçlarda, dava açılmadan önce tarafların bir uzlaştırıcı(genelde görevlendirilmiş bir avukat olur) aracılığıyla taleplerini açıklaması ve kabul edilmesi halinde davaya gerek kalmaksızın sorunun çözülmesidir.
polis, tüm kusuru arkadan çarpana yazdığından dolayısıyla olası bir davada cezaya çarptırılacak olan da oydu.
hastanede gözümü açtığımda öğrendim ki 6 kişi yaralanmış minibüste. hepsi ayakta tedavi olmuş, bir tek ben 4 saat hastanede kalmışım. babam, minibüs şoföründen kaza raporlarını istedi. o da yarın iş yerine bırakırım abi dedi. ertesi gün oldu kaza raporları bırakılmadı iş yerine. sonrasında babam gitti aldı raporları ve aradı adamı. ne zaman bırakacaksın raporları diye sordu, aldığını saklayarak. adam da ''zaten çıktınız hastaneden daha neyin derdindesiniz, sizin amacınız farklı filan dedi. tartıştılar babamla ve kapatıldı telefon.
sonrasında uzlaştırma görüşmelerinde ben 1000 tl talep etti. bu çok cuzzi bir rakam inanın. zaten 400-500 tl maddi zararımız vardı. eczane ücreti, taksi ücreti, pansuman ücreti, 2 hafta çalışmamam vs. vs. uzlaştırmacı avukat aradı ve karşı tarafın(minibüs şoförü ve arkadan çarpan) 1000 tlyi kabul etmediğini bildirdi. tamam dedim gülerek. en az 5000 tllerini çok rahat alabilirdim. alnımdaki iz kapanana kadar estetik olabilir ve tüm zararı karşı tarafa yükleyebilirdim. ama 1000 tl sitedim ben. babam da şoför çünkü. bizden çıkar bu para, fırsatçılık yapmayayım dedim. zaten yakışıklı bir adam değilim ki ne olacak iz kaldıysa dedim. dramatize etmek için demiyorum ama kazadan sonra sol göz kapağımda da hafif bir düşüklük var. hayko cepkin kadar olmasa da fotoğraflarda anlaşılacak kadar var yani. yine boşver dedim kendime, ölmedin ya dedim. zaten orlando bloom gibi adam değilsin ki dedim...
dün arkadan çarpan şahıs aradı beni. ağladı telefonda. yeni çocuğu olduğunu 3 kişinin 7000 tl istediğini bir kişinin 1000 tl istediğini, yüzünde iz kalanın ve durumu en ağır olanın ben olduğumu savcıdan öğrendiğini bu yüzden aradığını söyledi. 1000 tlyi isteyen benim dedim. hatta diğerleri 7000 tl. istiyorsa benim ne kadar cuzzi bir rakam istediğimi sen düşün artık dedim. bugün büroya geldi arkadaş, adı serdarmış.anlattım durumu; ben fırsatçılık yapmak istemiyorum, hukuk öğrencisiyim, kuzenim avukat, 50 tane avukat sınıf arkadaşım var sırf dedim. istesem çok rahat 5000 tl alırım masraflar hariç, biliyorum dedim. ama istemiyorum, ben fırsatçılık yapmak istemiyorum, bu iz hayatımın sonuna kadar kalacak olsa da ben sadece 2 haftalık harcamalarımızı istiyorum dedim. şikayetten vazgeçme dilekçemi yazdım. 4 senet yapacaktık 250 tllik 4 aya yayılan. babamı aradım, anlattım. yapma oğlum dedi. senede gerek yok dedi. erkeklik sende kalsın, ödemezse vicdanı bilir dedi. senet de yapmadan vazgeçtim şikayetimden.
bu olayı şunun için anlattım ey okur; o minibüsün şoförü kürt evet. babamı fırsatçılık yapmakla suçlayan minibüs şoförü 1000 tl almış arkadan çarpan serdar' dan sen suçlusun, şikayetçi olurum, arabam çalışmadı kaç gün tamirhanede kaldı diye. ve o kürt, ben ve babam hakkımda demiş ki serdar' a ''bunlar fırsatçı, para koparmaya çalışıyor, sakın verme, verirsen benim yüzüme bakma bir daha'' demiş. vay be... biz fırsatçıyız öyle mi. şimdi gelin hadi bana, ırkçılık yapma deyin, hümanist ol deyin... deyin de ana avrat söveyim lan size!
yazmak istedim işte, içimde kalmasın istedim. hala iyiniyetli insanların olduğunu bileyim şu hayatta ve vicdansız biri olmayayım istedim. o yüzden yazdım okur.
uzun yıllar boyunca ağır iş ve şartlarda çalışmış olmalarına veriyorum ki
genlerine işlemiş bir vücut yapıları vardır:
kalın, kemikli ve kaslı kimselerdir.
benzetmek gibi olmasın da * zenciler gibi...