hepsi diyemem, dersem çok ayıp etmiş olurum ama çoğunda karakter zaafları görülmektedir.
bir kaza geçirmiştim. minibüsteydim ve arkadan çarptılar minibüse. alnıma 8 dikiş atıldı ve haliyle iz kaldı. şikayetçi oldum ve suç taksirle yaralama olduğundan uzlaşmayı kabul ettim. uzlaşma denen şey, şikayete bağlı suçlarda, dava açılmadan önce tarafların bir uzlaştırıcı(genelde görevlendirilmiş bir avukat olur) aracılığıyla taleplerini açıklaması ve kabul edilmesi halinde davaya gerek kalmaksızın sorunun çözülmesidir.
polis, tüm kusuru arkadan çarpana yazdığından dolayısıyla olası bir davada cezaya çarptırılacak olan da oydu.
hastanede gözümü açtığımda öğrendim ki 6 kişi yaralanmış minibüste. hepsi ayakta tedavi olmuş, bir tek ben 4 saat hastanede kalmışım. babam, minibüs şoföründen kaza raporlarını istedi. o da yarın iş yerine bırakırım abi dedi. ertesi gün oldu kaza raporları bırakılmadı iş yerine. sonrasında babam gitti aldı raporları ve aradı adamı. ne zaman bırakacaksın raporları diye sordu, aldığını saklayarak. adam da ''zaten çıktınız hastaneden daha neyin derdindesiniz, sizin amacınız farklı filan dedi. tartıştılar babamla ve kapatıldı telefon.
sonrasında uzlaştırma görüşmelerinde ben 1000 tl talep etti. bu çok cuzzi bir rakam inanın. zaten 400-500 tl maddi zararımız vardı. eczane ücreti, taksi ücreti, pansuman ücreti, 2 hafta çalışmamam vs. vs. uzlaştırmacı avukat aradı ve karşı tarafın(minibüs şoförü ve arkadan çarpan) 1000 tlyi kabul etmediğini bildirdi. tamam dedim gülerek. en az 5000 tllerini çok rahat alabilirdim. alnımdaki iz kapanana kadar estetik olabilir ve tüm zararı karşı tarafa yükleyebilirdim. ama 1000 tl sitedim ben. babam da şoför çünkü. bizden çıkar bu para, fırsatçılık yapmayayım dedim. zaten yakışıklı bir adam değilim ki ne olacak iz kaldıysa dedim. dramatize etmek için demiyorum ama kazadan sonra sol göz kapağımda da hafif bir düşüklük var. hayko cepkin kadar olmasa da fotoğraflarda anlaşılacak kadar var yani. yine boşver dedim kendime, ölmedin ya dedim. zaten orlando bloom gibi adam değilsin ki dedim...
dün arkadan çarpan şahıs aradı beni. ağladı telefonda. yeni çocuğu olduğunu 3 kişinin 7000 tl istediğini bir kişinin 1000 tl istediğini, yüzünde iz kalanın ve durumu en ağır olanın ben olduğumu savcıdan öğrendiğini bu yüzden aradığını söyledi. 1000 tlyi isteyen benim dedim. hatta diğerleri 7000 tl. istiyorsa benim ne kadar cuzzi bir rakam istediğimi sen düşün artık dedim. bugün büroya geldi arkadaş, adı serdarmış.anlattım durumu; ben fırsatçılık yapmak istemiyorum, hukuk öğrencisiyim, kuzenim avukat, 50 tane avukat sınıf arkadaşım var sırf dedim. istesem çok rahat 5000 tl alırım masraflar hariç, biliyorum dedim. ama istemiyorum, ben fırsatçılık yapmak istemiyorum, bu iz hayatımın sonuna kadar kalacak olsa da ben sadece 2 haftalık harcamalarımızı istiyorum dedim. şikayetten vazgeçme dilekçemi yazdım. 4 senet yapacaktık 250 tllik 4 aya yayılan. babamı aradım, anlattım. yapma oğlum dedi. senede gerek yok dedi. erkeklik sende kalsın, ödemezse vicdanı bilir dedi. senet de yapmadan vazgeçtim şikayetimden.
bu olayı şunun için anlattım ey okur; o minibüsün şoförü kürt evet. babamı fırsatçılık yapmakla suçlayan minibüs şoförü 1000 tl almış arkadan çarpan serdar' dan sen suçlusun, şikayetçi olurum, arabam çalışmadı kaç gün tamirhanede kaldı diye. ve o kürt, ben ve babam hakkımda demiş ki serdar' a ''bunlar fırsatçı, para koparmaya çalışıyor, sakın verme, verirsen benim yüzüme bakma bir daha'' demiş. vay be... biz fırsatçıyız öyle mi. şimdi gelin hadi bana, ırkçılık yapma deyin, hümanist ol deyin... deyin de ana avrat söveyim lan size!
yazmak istedim işte, içimde kalmasın istedim. hala iyiniyetli insanların olduğunu bileyim şu hayatta ve vicdansız biri olmayayım istedim. o yüzden yazdım okur.