olsa da yesek, denilecek ülkedir. kurulsa da bu kadar depolanan silahlar bir işe yarasa. çürüyecekler yoksa. hafta sonu ava giderdik ne güzel, şenlik olurdu.
Hayal ama niye hayal kardeşim kurdunuz diyelim hani ütopya falan diyoruz ya kurdunuz ee sonra sınırıda çizdiniz burdaki kürtlerde gitti lan bir kere sizin deniziniz yok hava sahanız deseniz her dakika bizden izin almak zorundasınız sınırdan sevkiyatta yine aynı şekilde ee topraklar verimli değil sabah akşam esrar ekip biçmekte bir işe yaramaz sonra maymunun başka evrim geçirmiş halini falan görürürüz mazallah uğraştırmayın bizi neyse ne diyorduk verimsiz topraklar diyorduk ha oda yok ee ne kaldı abd mi yardım edecek ne ediyor karpuzmu ediyor muz mu ediyor, yunanistana bak ettilerde ne oldu nereye kadar böle yardımlar falan yaşıyorsunuz yiyecek ekmek bulmuşsunuz şükredin boş işlerle uğraşmayın evinizde bulaşık falan birikmişse gidin onu yıkayın oda arkadaşınıza iyilik yapın sevinsin.
(bkz: sözlükteki boş beleş lakırdılar)
birtakım kimselerin kurulunca süpergüç olacağını sandığı kukla devlet ideali. ayrıca, evet evet orhon kitabeleri gezisi istiyorum, yanımda hediye eden de gelsin yalnız, onun haritada yerini bile gösteremediği coğrafyada, ben kendi köyümmüş gibi dolaşırım, o da turist gibi gezmiş olur.*
olayın arka planında şu siyasi plan var efendiler;
kürtlere vaadedilen topraklar, bir zamanlar ermenilere de vaadedilmişti. vilayet-i sitte hesabı. gözünüzü açın sadece: wilson prensiplerinden, syces-picot anlaşmasından tutun da ab uyum yasalarının altında yatan bilince değin, doğu ve güneydoğu anadolu'da, zayıf, kendine yetemeyen, dış müdahalelere açık ancak keskin anlaşmalarla türkiye'den koparılmış, etnik milliyetçiliğin doğurduğu bir ulus-devlet kurma ideali yatar. her fırsatta karşı olduklarını haykırdıkları kapitalist güçlerin onlara vaadettiği budur. bir kukla devlette doğacak çocuklarının değil ruhunu, bedenini bile şimdiden satmak amacıyla, dağlara çıkıp bu memleketin yaşını almamış evlatlarını kırdıkları için hepsine lanet olsun!
Irak'a ilk gidişimde açık seçik gördüğüm üzere var olan yerdir. Musul'a geçmeden önce bayrağını da, askerini de, yönetim şeklini de açıkça görürsünüz. Sınır kapısı da (halil ibrahim) onlarındır. Kürtçe sorular sorarlar size. Türkçeleri de fena değildir. Hatta Irak'ın Güney Bölgesine geçmek istediğinizi söylediğiniz zaman da size "orada savaş var. ölümler var. bu taraf güvenli ve ticarete daha uygun. gitmenizi önermem derler". Daha sonra adamları sallamayarak sınırı geçersiniz. Karşınızdaki dağda kocaman "KURDISTAN" yazısını görürsünüz. Bulunduğunuz yer Zakho (ya da Zaho)'dur. Ordan Dahook yolu tutulur ve sonra Musul'a yaklaştıkça asker üniformalarının değiştiğini, düzensizliğin giderek çoğaldığını görürsünüz. Tanklar, Füze parçaları Yaklaştıkça Irak'ın güney (Arap) bölgelerine doğru ilerlediğinizi anlarsınız.
Bir ülkenin içinde iki devlet görür, garipsersiniz, ve daha buna alışmadan da ilk bomba sesi kulağınıza çalınıverir...
köksüz bir devlet projesi,
aynı köksüz israilin filistin topraklarında kurulması gibi.
bunlarda köksüzler ve kendilerine ait olmayan topraklarda
abd-israil-ingiltere yardımıyla devlet kurma peşindeler.
merak edenler israil devleti nin tarihini inceleyebilir.
benzerlikleri göreceksiniz.
bir yanda türkiye, bir yanda iran, bir yanda suriye ve diğer yanda şii ırak olması sebebiyle kurulması imkansız devlet. tarih boyunca hiç kurulmamış olması da cabası. devlet kurmak deniz kumundan kale kurmaya benzemez.