Köy, toplumsal, ekonomik, coğrafi ve nüfus özellikleri ile şehirden ayrılan düşük nüfus yoğunluğa sahip kırsal yerleşim birimleri olup, ekonomik olarak genelde tarıma dayalı ve iş bölümünün gelişmediği yerleşimlerdir.
Köy yerleşimleri görece düşük nüfusa sahip (birkaç yüz ile birkaç bin arasında), şehirlere göre geniş aile tipinin yaygın olduğu, komşuluk ilişkilerinin, geleneksel dayanışma ve yaşam biçimlerinin sürdüğü sosyal yapılardır.
Kimi utanır.
Kimi aslını inkar eder.
Kimi yok sayar.
Çocıukluğum geçti lan burada.
Teyzelerim evlenmemişti. ilk torundum.
Bilsem vermezdim kocaya sadece beni sevsinler diye.
Bayram harçlığımla bi sürü gazoz alıyordum.... büyüdüm bayram harçlığı da vermez oldu oruspular.
Burda büyüdüm lan ben. Kimi zaman toprak çekti.
Köylü değilim de... şehirli diye hiç satmadım kendimi. Ruhumu da satmadım. Özümü de... beni tanımayıp yaygara koparan tavuğu da... evin kedisini de...
Ruhumu satmadım... benliğimi... pazarlamadım da.
Neyse... edip Akbayram’ın Pink floydun sesini bu saatte açıp dinleyebilmek özgürlüğü.
ilk Kitab-ı Kıyam deneylerini bizim köyde bir doktorun oğlu yapmıştı. Ne günlerdi… O yıllarda ben yoktum, keşke olsaydım, olaydım.
Ölü diriltme işine merak salmışlardı. Mezarlıktan birini çıkarıp ‘biraz bekleyin, kendine gelir’ diye başında nöbet tutarlardı. Adamın dirilip dirilmediğini bilmiyorum ama köyde o günden sonra kimse gece mezarlığın yanından geçemedi.
Bizimkilerin bilim anlayışı da böyleydi işte: Deney başarısız olursa yöntemi değiştirirler, başarılı olursa ölüyü tekrar gömerlerdi.
Bizim köye meteor düştüğünde sene 1992, yazdı. Gece gökyüzü bir anda gündüz gibi oldu. Ertesi sabah tarlanın ortasında kapkara, cam gibi bir kaya buldular. Kayadan sızan siyah bir su vardı; toprağa değdiği yerde otlar kararıyordu.
Çok garip bir olaydı. Ben o zaman daha çocuktum ama aklımca, “Jandarmaya haber verelim,” demiştim.
Bizim köyde ise kimse pek şaşırmadı. “Dokunmayın, belki gübreye yarar,” dediler.
Şimdi büyüdük, yıllar geçti ama hâlâ merak ediyorum: O neydi, nasıl bir şeydi? Geçenlerde köydeki amcalara sordum, “Hatırlamıyoruz,” dediler.
insan bazen unutulmuş bir olayın, anlatılan kısmından daha fazlası olduğunu düşünüyor. 1992 yazından aklımda kalan tek şey ise o kapkara kaya ve toprağa yayılan siyah su.
bizim köyde kediler bekçilik yapıyor. sedirleri bekliyorlar fareleri hatta tavukları da evin avlusuna girmesini engelliyorlar. çok başarılı avcılar. bir keresinde 1 tavuğu tek başına patlattı. böyle balon gibi patladı 3d her yöne doğru.
meğer tavuğun cinsi öyleymiş patlayan cins Frizzle cinsi.