yazılanları
bir kere okuyan
bir daha aklından çıkartamaz.
zihnin bir köşesinde
inkar edemediğin inandırıcılığıyla
kendini hatırlatır durur.
saygıdeğerdir.
karizması vardır.
etkileyicidir.
ilk görüşte avucuna alır.
bu yüzdendir ki:
"oku/çağır!" diye başlar.
"ne alakası var yaa?!" dedirtmez kendine.
düşününce kurarsın bağlantıyı.
çok zor anlaşılır ve anlaşılan şey sürekli gelişir, ilerler...
ve bu yüzden
en yüce semavi dinin kitabıdır...
baş yapıttır.
diziliş sırasına göre değil de indiriliş sırasına göre okunursa
edebiyatı ve kurgusu çok daha net anlaşılabilir.
Tüm benliğimizi bir dert küpüne sokarak kapağını havanın asla giremeyeceği şekilde sıkıca kapatıp kendimizi realiteden soyutlamak ve böylece bütün dünyanın derdi, tasası bize musallat oluyormuş zannederek habbeyi kubbe yapıp sahip olduğumuz bütün nimetleri unutmak en ufak bir sıkıntı karşısında takındığımız tavır maalesef.
Kendisine bahşedilen güzellikleri, hayırları gözünde hep küçük görüp dert, tasa ve musibetleri alabildiğince büyütmek insanoğlunun en vahim hastalıklarından biri olsa gerek. Nimetlere karşı bir gözümüz hep kör olmasının yanında sıkıntıların kaynağını hep kendi dışımızda aramamız da bu hastalıklı tavrın farklı bir boyutu.
Nefis muhasebesi denen tabiri caizse sihirli değneği hiç kullanmayan insan, yaşadığı sıkıntılarla yüzleşmek yerine hep savunma psikolojisine girip kendi dışındakilere suçu atarak daimi bir saldırı halinde kendini konumlandırması neticesinde içine girdiği ve kendini sürekli aşağılara iten derin girdabın farkında değil. O yüzden küçücük bir sıkıntı bir burhana dönüşebilmekte ve hayat kolayca hem kişinin kendisi hem onunla bağlantı içinde olanlar için kolay ve hızlı bir şekilde cehenneme dönüşebilmektedir.
Bu fasit dairenin içine girmiş ve debelenip duran insana elini uzatarak onu o yaşadığı veya yaşadığını zannettiği bataklıktan kurtarmaya uğraşan kudretli bir kurtarıcı var: Kuran. Etrafta bolca bulunan ama kapağını açıp o kurtarıcı eli tutmadığımız, hepimizin bildiği Kuran. Allah biz kullarını Vedud isminin tecellisi gereği o kadar seviyor ki, bizlere her hastalığımıza kati ve hazır çareler bulabileceğimiz bir hayat Kitabını bahşetmiş. Sırf Kuran için Allaha şükretsek bile bu şükrü hakkıyla yerine getiremeyiz.
Size Kurandan öyle bir 3 ayet bahsedeceğim ki, okuyup bunları hakkıyla düşündüğünüzde dertlerinize ne kadar kesin bir ilaç olduğunu çok net bir şekilde göreceksiniz.
Birinci ayetimiz Şura Suresi 30. ayet:
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.
Sırf bu ayet bile aslında ferahlamamıza yetecektir ama Allah'ın lütfu sınırsız ve mülkünün bir haddi yok o yüzden verdikçe veriyor ve kullarının rahatlaması için kat kat rahmet indiriyor.
Sıkıntılarımızın kaynağının kendimiz olduğunu bilmenin bireysel tekâmüle etkisini tahmin edebiliyor musunuz? Kendimiz yapıyoruz ve kendimiz buluyoruz. Yaptığımız yanlış hareketlerin bize bela olarak döndüğünü gayet net ve açık bir şekilde söyleyen bu ayet; hareketlerimizi, tavrımızı, duruşumuzu hasılı bu hayat oyununu ciddiye almamız gerektiğini aksi takdirde attığımız her yanlış adımın bir dert şeklinde geri dönüş yaptığını kalbimizi titretircesine ifade etmesi hasebiyle kafalarımıza kazımayı hak etmektedir. Kişinin bu ayeti bir an olsun bile aklından çıkarmayarak her hareketini sorgulayarak yapması hatta aldığı nefesin bile bir sorumluluk getirdiği bilincinde olması ayetin ulaşmak istediği amaçtır.
Ahlaklı nesil yetiştirme yolunda bireylere aşılanacak bu ayet, tek başına günlerce verilecek dersten daha etkili olacaktır. Yaptıklarının karşılığını bu dünyada görecek olması şuurunu insana veren bu ayet, kişiye oto kontrol yapma imkânı sağlamakta ve dolayısıyla kötüye bulaşma yollarını ta en başta kapatmaktadır.
Birey ve toplum ahlakı üzerine araştırmalar yapan ve ahlaki yozlaşmalara çareler bulmaya çalışan bilim insanları çalışmalarını bu ayet üzerine temellendirdikleri takdirde bu mucizevi ayetin muazzam gücü karşısında diz çökecek ve acziyetlerini itiraf edip Kadir-i Mutlak olan Allahın yüceliğine boyun eğeceklerdir.
ikinci ayetimiz Nisa suresi 79. ayet:
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.
Ayetin ikinci kısmı ilk ayetimizin değişik bir ifadesi. ilk kısım ise hem birinci ayetimizi hem de ayetin devamını tamamlayıcı nitelik arz etmektedir. Eliyle yani kendi iradesi ile yaptığı kötülüklerin, işlediği günahların karşılığını yine bir kötülük ve musibet olarak alan insan kendisine verilen nimetlerin, güzelliklerin hasılı her türlü iyiliğin kaynağının Allah olduğunu bilmek zorundadır. Bu ayet; kötülüklerin kaynağı olan kendi nefisimize karşılık iyiliklerin membaının Allah olduğunu bizlere söyleyerek nimetler karşısında şımarmamamızı, sanki onların sahibi bizmişiz gibi bilinçsizce ve sorumsuzca tüketmememizi, nimetlerin Allahın bir hikmeti gereği bizlere kısmet olduğunu aksi takdirde bizim gücümüzün bunları elde etmeye yetmeyeceğini dolayısıyla hiçbir nimeti küçük ve hor görmeye hakkımız olmadığını bilakis her nimeti vereni düşünerek büyük görmemizi ve bunun karşılığında nasıl hakkıyla şükredebilirim düşüncesiyle kıvranmamız gerektiğini bizlere vaz etmektedir.
Başına gelen kötü şeylerden dolayı hep kendine dönerek nefisini sorumlu tutan, ancak vasıl olduğu iyiliklere kendisi ulaşabilecek güçte olmadığının bilinci ile her daim teşekkür ve şükran ufuklarında yaşayan insan, ne bir dert karşısında darlanacak ne de bir nimeti görmezden gelip küçümseyecektir. Başına her müsibet isabet ettiğinde hemen bunun muhasebesini yaparak içe dönecek her nimete ulaştığında da bunu Allaha yakınlaşma için bir vesile sayarak farklı ibadetlerle bunun şükrünü edaya uğraşacaktır.
müslümnların kutsal kitabı. ilk olarak 7. yüzyılda osman bin affan tarafından kitap haline getirilmiştir. islam peygamberi Hz. Muhammed (sav) e cebrail aracılığı ile vahiyler şeklinde indirilmiştir. yaklaşık 23 yılda tamamlanmıştır.
allah ın okuyun, anlayın, ayetleri apaçık indirdik mealindeki sözlerine karşılık hala, okumakla anlaşılmaz tarzı cümleler sarfedebilen insanlar vardır ya ne demek lazım bilmiyorum.
türkçe mealinde bütün insanlığın bilmesi ve okuması gereken satırlar mevcuttur. meleklere cinsiyet vermenin günah olduğunu ve daha birçok öğrenilmesi gereken bilgiler olduğunu öğrendiğim kutsal kitabımızdır. her ayetinde ve suresinde doğruluğu su götürmez önemli bilgiler bulunur. arapça' sının yanında türkçe' sinin de okunması tavsiye edilir.
en azından kadir gecesinde ve kutsal günlerde okunmalıdır. bu salı günü kadir gecesi mümin kardeşlerim. allah hepimizin okumasını nasip etsin inşallah.
her müslümanın muhakkak anlayarak okuması gereken kitaptır.. ama öyle tefsirini falan değil yorumsuz mealini okuyacaksınız..tefsirini okumaya kalkarsanız, uzaydaki koloni çalışmalarını bile kuran'ın haber verdiğini zannedebilirsiniz..
Genel kanının aksine kur'an kadir gecesinde inmemiştir.
Kur'an, indigi geceyi kadir gecesi yapmıştır. Bu ikisı arasında dağlar kadar fark var.
Kur'an, okunan manasına gelir. Okumak, anlamayı da içinde bulundurduğundan "oku ve anla" yanlış bir cümle olur. Okuyan bir insan, anlayan bir insandır.
Bizler, kur'an'ı okumadan kıraat eder olmuşuz. Elbette en güzel tilavetleri, kıraatlerı kur'an'a vereceĞiz. Ama bunu yaparken lafzı mananın önüne getirirsek, biz bu kitaba(ve temsil ettiklerine) ihanet etmiş oluruz. Vahyin gönderiliş amacına ters düşeriz. şÜphesiz o, apaçık bir kitaptır.
Íçinde bulundugumuz ramazan ayı, önemini vahiyden alır.
Rabbimiz bize oruç tutturarak kur'an'ın doğuşunu kutlattırıyor.
Vahyin getirdiği mesajı anlamadan geçen bir ramazanın sonunda, insanlar sadece midelerine oruç tutturarak yatırımı cesetlerine yapmış olurlar.
Ama ramazan vesilesiyle 11 ay boyunca hasar almış ruhunu, bedenlerini aç bırakarak doyuranlar, vahiyle doyuranlar, yıllık ruh bakımlarını yapmış demektir. O bakım, 11 ay daha idare eder insanı.
Temas ettiği herşeye hayat verendir. Batıni gelenekte yol göstereni yani mürşidi temsil eder. Asıl uyanış canın cana ruhun ruha dokunup uyandırmasıdır. Tıpkı " oku" emrinin kitabı okumaktan daha öte anlamlar taşıdığı gibi.
mealini sonuna kadar okuduğum, içinde bir sürü mantık hatası olan islam'ın kutsal kitabı.
--spoiler--
nbiya suresi 30. ayet : ...her canlı şeyi sudan oluşturduk. hâlâ iman etmeyecekler mi?
nur suresi 45. ayet : allah her canlıyı sudan yarattı...
furkan suresi 54. ayet : insani sudan yaratarak, ona soy sop veren odur. rabbin herseye kadirdir."
--spoiler--
--spoiler--
ali imran suresi 59. ayet : gerçekten de allah katında isa, Âdemin örneğidir, onu topraktan yarattı da sonra ol dedi, oluverdi.
rum suresi 20. ayet : sizi topraktan yaratması onun delillerindendir. sonra birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız.
fatır suresi 11. ayet : allah sizi topraktan yarattı..."
--spoiler--
önyargılarımızı ve doğduğumuzdan beri bize dayatılan inanma zorunluluğunu bir kenara bırakırsak, nereden tutarsak tutalım elimizde kalan, saçma olduğu bariz olan bir kitaptır. insanlık tarihi boyunca uydurulan binlerce dinden sadece birinin kitabı.
insanlığa gönderildiği söylenen kitapta en başta, sadece araplara gönderdik deniyor. *
bunun yanında sadece bir peygambere yönelik ayetler içeriyor. Koca insanlığa öğütler vermesi gereken kitaba bakıyorsunuz, evlatlığın karısı peygambere helaldir, hangi kadınlar peygamberle evlenebilir, peygamber ölünce eşleri evlenemez, peygamber karısı ile konuşurken yüzlerine bakmayın gibi şeyler yazıyor. sizi mantığa davet ediyorum, milyonlarca insanın inandığı bir kitapta sadece bir adamın günlük ilişkileri hakkında bilgiler yazıyor. bu size mantıklı mı ?
bunun yanında "allahın kelamı" olan bir kitapta "allah onları kahretsin" diye bir cümle geçiyor.
şimdi bir düşünün, size doğuştan beri dayatılan din bu olmasaydı, siz bu ayetleri ve mantıksızlıkları görseydiniz bu kitaba ciddi ciddi inanır mıydınız ? peki size sırf mantıklı gelmediği için inanmadığınız için cehennemde yanacak olmanız size adil geliyor mu ?
tüm bu evrenin yaratıcısı olan allah neden sadece arap ırkına kitap göndermiş ?
peki neden 4 kutsal kitapta da sümer efsanesi yer alıyor. adem ile havva hikayesi size mantıklı geliyor mu ? yani sadece 2 insanın çocukları ensest ilişkiyle bunca türü ırkı mı yarattı ?
bu din adet olmuş kızlar ile evlenmeye onay veriyor. birden fazla kadın ile evlenmeye izin veriyor. şimdi aaa yetimdi aa korumak içindi diye kıvırmaya çalışmayın olmuyor, cidden olmuyor. adamın kendisi sizin kadar kafa yormamıştır yaptığı sapıklıklara kılıf uydurmak için. anlıyorum yıllarca inanılan şeylerden vazgeçmek çat diye olmaz ama biraz da düşünün, sorgulayın. hayatınızı üstüne kurduğunuz şey aslında bir saçmalık, bu dediklerim diğer tüm dinler için de geçerli. hepsi diğer dinin mensuplarını cehennemde yakıyor. din adına savaşlar oluyor, sizce dinler sizin koruduğunuz kadar masum mu ?
finalde şu resmi de vereyim tam olsun. unutmayın ahlak denen şey beyinde mantıkta biter. nice sapıklıklara izin veren din, ahlak bekçiliği yapamaz. bu din de zaten sapıklar içindir ki kendileri tahrik olmamak için kadınlarını kulaklarına varıncaya kadar kapatırlar.
Insanlar kitap okur hayatlarin hemde bircok. Ancak kendini zeki olarak goren insanlar nedense Kuran i Kerimi bastan sona okumazlar ancak dil uzatirlar. Ha birde aydin gecinirler, saygi goztermezler.