her sure bir derdine çare olabiliyor. her mealde yalnız olmamayı, en çaresiz anında bile ümitsizliğe düşmemeye öğretiyor. dünya üzerindeki kusursuz, noksansız tek kitap. allah kelamı...
yazarının yaratana önce lanetler okutup sonra yaratan sana darılmaz dediği, önce cehenneme göndericeğini söyleyip sonra hep affedici olduğunu yazan kusursuz kitap.
Misyonerlerin doluştuğu çelişki dedikleri tutarsız bilgileri paylaştıkları başlıktır.Tarih boyunca günümüzde yeni yeni ortada çıkan bilim teknik,doğa olaylarını yüzyıllar öncesinden açıklık getiren,insanın doğumundan,bitkilerin çoğalırken tohumlarının şekillerine, yaratılmasına kadar her bilgiyi içerisinde barındıran,insanlara doğruyu,hakkı,ahlakı öğreten ışık hüzmesidir,kiminin gözünü gönlünü kamaştırırken kimi karanlıkta yaşamaktan memnunların gözlerini kör etmiştir.Kur'anı hakkıyla okumayanların burada ayetlerle fikir beyan etmesi de trajikomiktir.Hayatı boyunca ilmihal okumamış,sübhaneke den başka dua ezberleyememiş tikilerin abdessiz ağzına almaması gereken peygamberlerin bile medet beklediği Hz.Muhammed.Mustafa(s.a.v)ya inmiş,emanet edilmiş Allah kelamlarıdır.
incelemekten keyif aldığım,bazı bölümlerini okurken mutlu olduğum(yusuf suresi,nisa suresi) enteresan bir kitaptır.özellikle "ben müslümanım" nidalarıyla ortada dolaşıp,hayatında bir kere bie o kitabı açmamış olan arkadaşlara şaşırmama neden olan kitaptır ayrıca.ben inanmadığım halde nerdeyse hemen hergün okuyorum.ve bence gerçekten sürükleyici.
bir gün bektaşıye sormuşlar neden namaz kılmıyorsun diee
bektaşi de 'Allah kuranda namaza yaklaşmayın buyuruyor'demiş..
ıspat et demişler.ayet göster bize
ya eyyühellezine emenü ( eyy iman edenler) la tagrabüsselate ( namaza yaklaşmayın!!)bak burada dio der..
tıpkı Allaha ve kitabına inanmayan yukarıdaki mantık sahibi(!) insanlar gibi istediği yerini almış bektaşi
aslında ayetin devamı var
ye eyyühellezine emenü la tagrabüsselate ( ve entüm sükera....) yani sarhoş iken namaza yaklaşmayın.
düz mantıklı ayrıntıları düşünemeyenlerin anlayamıcağı kitap..
bir sürü laf atılıo mantıksız mantıksız. yok dört tane kadınla evlenmek yok cariyee falan takılı kaldığınız o şeylerin şartlarını sebeblerini araştırıo musunuz? öle havadan atarakk olmaz bu uyduruk laflar. hiç empati kurdunuz mu o zamanda yaşayan insanlarla.. bencillik almış başını gidio fakir fakir olarak kalsın ölsün gebersinn.. hep biz kazanalım.. en iyisi böyle zaten..
ailecek, mitoloji kitabı olarak görüp okuyanlar, okurken g.tüyle gülenler;
ee kardeşim, sen, kuran'dan önce peygamberler tarihini bilmiyorsan, kuran'da geçen olayları anlatan hiç bir şey bilmeyip sure'nin hangi olay üzerine, ne şekilde nerde ne zaman indiğini o ceviz kadar beyninle algılayamıyorsan, ne diyor ya bu konudan konuya geçiyor yorumlarını yapıyorsan kuran napsın dediğim kitap!
güzel kitaptır, okuyana ve anlayana! okuyup anlamadan geçenleri ise güldürdüğü olağandır!
türkçe mealini okuyarak anlaşılamayacak kadar zor bir kitaptır. maneviyatını bilmeyen arapçası olmayan bizlerin anlam çıkarması mümkün değil.
kuranda ki besleme deki b harfinin bile (yanlış hatırlamıyorsam) 7 manası var..
tefsir alimleri boş yere çalışmamışlar.. o ciltlerce tefsirler kolay kolay hazırlanmıyor..
hz.peygamberin hayatını (siyer-i neb-i) bilmeyen insanların okudukları bi ayetten çıkaracakları mana ile tefsir alimlerinin yazdıkları arasında dağlar kadar fark vardır.
ayetin geldiği anı bilmeden nasıl inzal olduğunu ( peygamberimize bildirildiğini)bilmeyen kişilerin hakkında saçma sapan laflar söyledikleri kutsal kitabımız.
insanlara somut bir kanıt vermeden ateş ile korkutulan ''bak bu son kitap bir daha gelmeyecek inanmazsan cehennem var inanırsan hatunlar içkiler falan ortam iyi'' denilen okurken aklı başında bir insanın esir kaldığını düşündüğü her harfine inanmamızı istediğini bir o kadar da ahkam kesip korkutmayı amaçlayan semavi dinlerin sözde sonuncusu kutsal kitap.
insanlar için gelmiş olmasına ragmen bir çok insanın anlıyamıyacağı kutsal kitap. hani herkes anlasa manası kalmaz bu sefer. bazı arkadaşlar somut kanıt istiyorlar, zaten somut kanıt olsa dünya hayatının ne anlamı kalır sınavın ne anlamı kalır. kuran-ı tamamen okumadan anlamadın söylenmiş bir kaç kelimesinden mana çıkarmak ve yorum yapmak ona inanmıyacak kadar saçma bir hareket olur. Tabi insan seçiminde özgürdür ama bu özgürlük digerlerinin özgürlüğünü kısıtlamıyacak şekilde olmalıdır.
insanların, içinde yazanları kendi küçük beyinleri ile istedikleri gibi yorumlamaya çalıştıkları kitabımızıdır.
öncelikle şunu belirtmek gerekir. biz müminler alemleri yaratan allah'ın sahip olduğu yüce bilgi ile allah'ın büyüklüğünün yanında çölde bir kum zerresi kadar bile olmayan kendi beynimizin yürüttüğü bilgiyi kıyaslamayız. şeytan aleyhillane bile kendi sahip olduğu bilginin doğruluğuna inandığı için allah'ın huzurundan kovulmuştur yoksa allah'a inanmadığı için değil.
bir de şunu hala anlamayanlar var. allah emir ve yasaklarını kuran-ı kerim'de 1, 2, 3, diye saymamıştır. kuran-ı kerim cebrail tarafından allah-u telanın peygamberimize ilettiği mesajlardır. o mesajlar ki genelde peygamberimizin günlük yaşamda yaşadığı sıkıntılara, sorunlara, hakaretlere, sorulara, olaylara, hukuki meselere, tarihi konulara vs. allah tarafından verilen cevaplardır. biz emir ve yasakları yaşanan olaylar karşısında nüzul sırası içinde yeri geldiği zaman öğreniriz. ama bu noktada allah, cebrail ve peygamberimizin yaşadığı ilişkileri bir bütün olarak ele alırız.
bu sebeple kuran-ı kerimde sürekli lafzı geçen "kitap" sözcüğü; sadece allah'ın cebrail vasıtasıyla peygamberimize ilettiği ayetleri değil, aynı zamanda cebrail tarafından peygamberimize öğretilen diğer tüm hususları ve miraç olayı vasıtasıyla peygamberimize doğrudan allah-u teala tarafından gösterilen ve kuran-ı kerim de yer almayan bir kısım ayetleri de kapsamaktadır.
islam dininin belli bir ritüel gerekiren ibadetleri ile hukuki olayların yorumları cebrail tarafından peygamberimize öğretilmiştir. bu hususların açıkça kuran-ı kerimde yazmaması bir kısım zevatın dillerine "din de o yok bu yok" diye meze malzemesi olmasına imkan sağlamıştır. bu da biz müminler için bir imtihan meselesidir.
bir de bizim irademiz cüzi irade boyutundadır. kendi aklımızın büyüklüğü yanılgısına düşmemeliyiz. allah, bize gönderdiği peygamberi ile bir karıncaya secde etmemizi isteseydi* biz bunu allah'ın buyruğu için yapmak zorundaydık. şeytan aleyhillane de şunu biliyordu ki kendisi ateşten, adem a.s. ise topraktan yaratılmıştı. ateş, topraktan üstündü ve ona secde etmemesi gerekiyordu. allah'ın emrine karşı geldi ve lanetlendi.
kuran-ı kerim de sayılan yasaklara şu şekilde bakmak gerekir: getirilen yasaklar bizim için bir imtihan vesilesidir. domuz eti ve leş yememek, içki içmemek, gıybet etmemek, gusul abdesti almak, faiz yememek ve diğer tüm emir ve yasaklara allah istedi diye uyulur. bizim için hususi manada faydası veya zararını düşünmek daha sonra gelir. belki başka bir topluluğa, o topluluğun ahlaki yapısı, kültürü ve aşırıya gittiği hususları dikkate alarak başka emir ve yasaklar göndermiştir*. kendi aklımız ile bunu sorgulamamamız, bunların arkasında kendi aklımızın öngördüğü mantığı aramamamız gerekir.
edit: paragrafın bütününü okumadan içinde yer alan bir cümlemi çekip istediği gibi yorumlayan okuma özürlüler için zorunlu edit.