yaradan lutfetmiş, içimizden bir elçi seçip bizi muhatap almış. sizden öncekilerin yaptıkları yanlışları yapmayın demiş. ve insanlığın ideal yol haritası ortaya çıkmış.
okundugunda bu gunun sartlarini goz onunde bulundurursaniz geri kaldigi anlasilan, o gunun sartlarinda degerlendirirseniz diger kutsal kitaplara nazaran bir devrim olan insan yazimi, yoruma acik kitap. ama icindekilerin tanrinin sozleri oldugunu iddia edenler , buna boyle bakamazlar .muhtemelen benim gorusume de saygi duymayacaklardir. pek inandirici bulmadim, tipki diger kutsal kitaplar gibi.
bir de kafama bir soru takildi. icinde neden devamli de ki diye baslayan ayetler var. tabii anliyorum turkce anlaminida, neden boyle bir anlatim yolu secilmis.cevabi olanlarin mesajlarini beklerim.
kur'an hesap hataları barındırmaz, miras bölüşümü ayetleri daha sonradan fıkıh kitaplarından geniş çapta ele alınmış ve açıklanmıştır. bir alıntı yapalım ve alıntının yapıldığı yazıyı da daha geniş bilgi almak isteyenler için link olarak verelim;
inkârcıya göre miras âyetlerinde belirtilen paylar hesapsız belirtilmiştir, bu yüzden uygulamada miras paylardan az olabiliyor ve bir kısım (sona kalan) mirasçılar pay alamıyor; bunu da Allah yapmayacağına göre...
Bu Amerika'yı yeniden keşfettiğini zanneden bilgisiz inkârcıya hemen bildireyim ki, ortaya koyduğu mesele islâm'ın ilk devrinden beri bilinmektedir; maksat anlaşılmış, çözüm oluşturulmuş, buna göre uygulama yapılmış ve hiçbir mirasçı mahrûm bırakılmamıştır. "Payların mirastan fazla geldiği" ifade ve düşüncesi bilgisiz inkârcıya aittir, doğrusu ise payların, mirastan değil, hesap gereği olarak paydalar eşitlenince paydadan fazla olabildiğidir. Böyle bir "mirasçılar tablosu" karşımıza çıktığında çözüm, paylar toplamının payda olarak alınmasından ibarettir, çok eski zamanlardan beri bilinen bu hesaplama usûlüne "avl" denmektedir. Verilen birinci örneğe göre uygulama şöyle olacaktır: Paylar toplamı 27 olduğuna göre payda da 27'ye çıkarılacak, miras 24'e değil, 27'ye bölünecek ve her bir mirasçı, Kur'ân'da belirtilen payını, 27'de 16, 4, 4, 3 olarak (bu oranlarda) alacaktır.
Bazen de payda, paylar toplamından fazla olabilir, bu duruma "reddiyye" denir, çözümü de artan payın, karı ve koca dışındaki mirasçılara yine âyetlerde bildirilen oranlarda paylaştırılması şeklindedir. Bu çözümler kısmen hadîslere, kısmen de ictihada dayanmaktadır. islâm'ın kaynağı da yalnızca Kur'ân değil, aynı zamanda -ona aykırı olmayan, onun maksadını ve delâletini esas alan- sünnet ve ictihaddır. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)
Buraya 3-5 cümleyle sizlere gerçekliğini ispatlarım. Aynı zamanda 3-5 cümleyle bütün düşüncelerinizi çürütürüm. bilim isterseniz sizlere veririm, felsefe isterseniz soyut ve somutluklarla sizlere veririm. akıl yürütürseniz her dediğimi kabul edersiniz.
Ama yeter. inançlar interaktif sözlüklerde tartışılacak ve başka insaların aklına sokulamaya çalışılacak bir şey değildir.
"en sevilmeyen din olarak islam"
Evet bunu gördüm. Doğru değil mi bu? Terörist gözüyle bakılan müslümanlar değil mi? Neden böyle peki? Çünkü insanlar bir şey yapmıyor. Sadece havadisleri söylüyorlar. Alıntılar yapıyorlar, kendilerine göre bir inanç felsefesi oluşturuyorlar. Yazık. Bir interaktif sözlükte böylesine paylaşılan yazılar!
Her şey yerinde olduğu gibi güzeldir. Herkes kendi inancıyla vardır.
12. Ey iman edenler! Siz Peygamber'e fısıltı ile (özel bir şey) arz edeceğiniz zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temiz (bir yöntem)dir. Eğer (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, şüphe yok ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
(Allah Resûlü'nün meclisinde bazıları, özellikle zengin olan yeni müslümanlar, gerekli gereksiz onunla fısıldaşıyorlardı. Bu da onu rahatsız ediyordu. Yüce Allah, Resûlü'nü rahatlatmak için bu âyetle bir tedbir almış oldu. Fakat çok geçmeden maksat anlaşıldı ve aşağıdaki âyet indirildi:)
13. Fısıltı ile (özel) konuşmanızdan önce sadakalar vereceğinizden korktunuz (hem fısıltıyı, hem de sadakayı kestiniz değil) mi? Madem ki yapmadınız, Allah da (özrünüzü ve) tevbenizi kabul etti (ve hayrı konuşmanıza izin verdi). O halde namazı gereğince kılın, zekâtı verin. Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
enfal suresi 65-66 şöyledir;
65. Ey Peygamber! Mü'minleri (düşmanlara karşı) savaşa teşvik et (hazırla). Eğer sizden sebatlı yirmi kişi olursa, iki yüz (kâfir)i yener. Yine içinizden (sebatlı) yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi yener. Çünkü onlar (hakkı) anlamayan bir topluluktur.
66. (Böyle olmakla beraber) Allah, sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şimdi (bir kişinin on kişiyle savaşma yükünü) hafifletti. Bundan böyle içinizden sebatlı yüz kişi olursa, iki yüz (kâfir)i yener. Eğer sizden sebatlı bin kişi olursa, iki bin (kâfir)i Allah'ın izniyle yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
önemli uyarı : kur'an-ı kerim'i türkçe çevirilerinden okurken doğru çeviriler tercih edilmelidir.
inanmayanlarin bu kitaba inanmadiklari halde hayat sartlerini epey etkileyen bir kitaptir. mesela din icin ayrilan para egitim gidenle ayni olan bir ulkede sirf bu kitaba inandiklari icin iktidara gelmis bir hukumetle yasiyan insanlar istedikleri gibi elestirebillir yada yorum yapabillirler bu kitapla ilgili.
edit: akp ye oy veren sizsiniz ben nasil cikartayim hayatimdan.
bana göre boş bir roman. insanların inanma duygusunu sömüren alet. umrumda bile değil ne yazdığı ama hayatımı buna göre belirlemeye çalışan insanlar var çevremde, ailemde, yaşadığım yerde.
insan zekasıyla yazılamayacak kitapmış, insanlar onu yardım almadan anlayamazlarmış ve kuran kolay anlaşılan bir kitapmış. bunlar hep bu kitaba inanların sözü. biraz çelişkili.
affedersiniz ama böyle çelişkili ve *zorba insanlarla yaşamaya çalışıyoruz biz. bana ve size hayatı zindan etmeye çalışan bu şey hakkında da konuşmak zorunda bütün duyarlı insanlar. sorunu çözmek için yapılması gereken şey bu bence. böyle bir şeyi yok sayamayız çünkü inanlar kadar inanmayanların da hayatını karartıyor bu kitap.
kominist, hristiyan, yahudi ve tüm islam harici dinlerin beyhude ve sacmalıktan uydurmadan oluştuğuu, ve bunlara tabii olanların ve islam dinine dil uzatanların cehennemde ebedi azapla haşr olacağını bizlere açıkça bildiren ve doğruluğunda şüphe olmayan Allah kelamı ve son kitabımızdır.
inkâr edenlerin/küfre sapanların (iyi sandıkları) amelleri ise, düz arazide (ufukta görülen) bir serap gibidir (uzaktan parıldar), susayan, onu su zanneder. Nihayet o(nun yanı)na vardığı zaman, hiçbir şey bulamaz ve (tıpkı bunun gibi o kâfirlerin âhirette eli boşa çıkar da) yanında (sadece) Allah'ı bulur. O da onun hesabını eksiksiz görür. Allah hesabı çok çabuk görendir. [bk. 18/104; 88/2-7]
(Açıktan veya içten içe Allah'ı inkâr edenlerin veya gönderdiği hükümleri beğenmeyen, ona uymak isteyenleri dışlayıp baskı uygulayan, dîni afyon sayan yahut yaptığı işlerde Allah'ın rızasını, emir ve yasaklarını hiçe sayıp böylece Allah'ı aradan çıkaranların şöhret ve menfaat uğruna yaptığı bütün iyi işlerin Allah yanında hiçbir değeri yoktur, âhiret azabı ise mahfûzdur.) [bk. 25/23; 47/1, 33-34]
hakkında iyi konuşanların katil bile olsa kahraman görüldüğü, el üstünde tutulduğu, yıllarca parti başkanı olabildiği kitaptır. hayatında eline silah almamış, bir karıncayı incitmemiş gariban insanlar ise hakkında kötü konuşursa kafasına kurşun yiyebilir.
bin senelik geyiklere konu edilen kitaptır. zaten ne ortaya çıkarılsa insanlar "aaa kuran'da var bu bak" geyiğine saplanıp kalır. neymiş kuran güneş sisteminden, evrenin genişlemesinden bahsediyormuşmuş... lan o zaman ortaya çıkarılmadan anlasaydın ya neden bahsettiğini, stephen hawking ya da albert einstein bahsedince mi aklına geldi evrenin genişlemesi.
madem herşey yazılı bu kitapta açıklayın da bilelim, hurmadan bahseden ayeti "aaa bak güneş sisteminden bahsediyor" diye yedirmeyin millete artık. kendi saflıklarınızı başkasının üstüne yıkmaya çalışmayın! birisi de mevsimlerden, gündüz ve geceden bahsediliyor demiş, büyük kehanet hakkaten. o zamanlar gündüz, gece ve mevsimler yokmuş herhalde...
bir kaç gündür okuduğum ama bitirmeden bıraktığım kitap.
öncelikle okumadan önceki düşüncelerimi anlatayım. ben uzun bir zamandır ateisttim. hiçbir şeye inanmıyordum. sonra francis collins, antony flew gibi yeni nesil bilim adamlarının kitaplarından etkilenerek tanrı üzerine düşünmeye başladım. descartes, voltaire gibi filozofları okudum. albert einstein gibi deist bilim adamlarının fikirlerini okudum. bunların üzerine bir tanrının ve ruhun varlığına dair inancım oluştu. bu sürecin sonunda da dinleri araştırmaya başladım.
şimdi kuran hakkında fikirlerimi söyleyim. bu kitap tanrıya bir hakarettir. bu kitabı okuyup islam dinini seçen insan sadece tanrıya hakaret dolayısıyla cehenneme atılabilir. ama tanrının bunu yapacağını zannetmiyorum. bir tanrı bu kadar dar görüşlü, hoşgörüsüz, kinci olamaz. bu evreni yaratmış, insanı yaratmış bir varlık böyle olamaz. bu kitabın hiçbir evrenselliği yok. bir insanın dar görüşü ile yazılmış olduğu o kadar ortadaki.
ben de sonunda bir deist olmaya karar verdim. size de tavsiyem tanrıyı kutsal kitaplarda değil, bilimde ve felsefede arayın. bu kutsal kitaplar saçma sapan masallardan, efsanelerden başka bir şey değil.
araplar ile türkler arasındaki büyük farkı oluşturan kitap. araplar bu kitabı anadilinde okuyorlar ve uyguluyorlar. türkler ise genellikle arapçasını okumaya kasıyor, anlamıyor ve uygulamıyor. o yüzden biz daha esnek bir islam kültürüne sahip olduk. araplar herşeyini anladığı için çok katılar.
bir deist olarak aslında islam'ın yok olmasını istemiyorum. gerçekten. dedelerim, annem, babam hepsi inanıyor. bu bize bir tür kalmış miras. ama bu kuran'ın orijinalini hiç beğenmiyorum. islam'ı kuran'dan kurtarmamız lazım. protestanlık gibi bir şey başlatmak lazım. bana göre bu islam'ın değerini hiç düşürmez. bilimsel açıdan düşünürsek hz muhammed ortaya bir tanrı hipotezi koydu. bu hipotez yanlış çıktı. şimdi hipotezi yenilemek gerekiyor. bana göre bunda hiçbir anormallik yok. tanrı her zaman orada sonuçta, biz ne dersek diyelim.
tanrıdan geldiğine inananların çoğu tarafından tek bir kelimesi bile okunmamış olan kutsal kitap. ya duvarda asılı olarak duruyordur, ya da eski bir sandığın içindedir. kitaba fazla dokunmamak lazımdır nitekim çarpabilir. sonuçta günahkar adamsın.
inandığınız bu kitabı açın da iyice bir okuyun. içinde neler yazdığını bilmeden savunanlar yok mu, en çok onlara deli olurum.
---- ahzab suresi 53.ayet :
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.
----
böyle bir ayetin tanrının tüm insanlara gönderdiği söylenen bir kitapta ne işi var. peygamberin evine gidip onu fazla rahatsız etmemekten bahseden bir söylem.. birkaç tipleme onun evine gidip yemek yedi, sonra da kalkıp hemen gitmedi diye tanrı bu konuyla ilgili ayet mi gönderdi yani?
sadece bu değil, kuranda peygamberin özel yaşamına dair onlarca ayet var. bir grup andaval da kalkıp bana "kuranı yorumlamak için yok tefsir ilmine yok bilmemne-i bilmemne usullerine başvurulmadır" ayaklarına girmesinler. sıkışınca öle oluyor zaten.
"insanların nikahlı eşlerini de görmeyin ve gözükmeyin, zira o'nun size hoşlukla bir bakışı aralarını bozabilir, bu da aile içi olumsuzluklara sebep olabilir" şeklinde yorumlanabilen ayetlere sahip kitap.
sizler iyice insanlıktan çıktınız, evli kadınlarla erkekler birbirini görmesin diyorsun kardeşim resmen. hoşgörü dini islam bu mudur? bu kadar sığ düşüncelerin dini midir bu islam? nasıl yaşayalım peki? istersen sokağa da çıkmayalım hiç belki bir kız görür de saldırırız, çok kötü şeyler yaparız. insan değiliz ki ulan biz, hormonlarımızın kölesiyiz. hiçbir şeyi sorgulamamalıyız , hele de dini hiç.