"bana mutluluğun resmini yapabilir misin?" diye sordum. karışık pizza söyledi. "bu ne la?" deyince de, pizza kutusunu eline alarak açtı ve bana doğru dönerek dedi ki: "mutluluk, birbirleriyle alakasız gibi görünen şeylerin bir araya gelerek zamanla bir bütün oluşturmasıdır" vay amk diyerek otobüse atladığım gibi eve geldim. hala titriyorum.
bu adamı sevmememin en önemli sebeplerinden biri de kendisine yöneltilen eleştirilere -ki birini eleştirmek gayet olağan bir durumdur- sanki şahsına saldırılıyormuş gibi bi algıyla yaklaşıp kraldan çok kralcı olan avukat tripli birtakım yalakalarıdır. onun dışında yazılarını okumam. tanımam etmem.
evet iyi bir kurgucu, güzel benzetmeler kullanıyor, mizahı güçlü. eskiden yazılarını okurken eğlenirdim. şukuyu da yapıştırırdım anında. fakat kendisi zaman içinde çok popülist şeyler yazmaya başladı. duygusallığın bokunu çıkarmak gibi, hoca efendinin salya sümükleri gibi yazılar yazmaya başladı. adı çıkmış dokuza inmez sekize, millet te ne derse yıkılıyor anasını satim. hoca efendi konuşurken arkasından "veleeeüv" "uvaaaa" şeklinde çığlıklar atıp zırlayanlar gibi.
allah rahmet eylesin babasına. hasta olan kardeşimize de allah şifa versin inşallah.
fakat bu adam bence bunu artı oy almak için yapıyor. artı oydan ziyade aslında zirvede kalma telaşından yapıyor sanki. bide orda kanser olmuş çocuk, sanki ona nasihat verirmiş gibi yazmalar bilmemneler.
hani böyle ihtilal temalı filmlerde dizilerde, bazen mide bulandırıcı bi duygusallık, bir acitasyon olur ya. onlardan iğrendiğim zaman hissettiğimle aynı şeyi hissettim yemin ederim.
ne gerek var ulan bunlara. anlattığın hikaye mahrem bile değil, mahremden öte birşey. kendine sakla bunları ki bir değeri kalsın.
edit: vicdansız taş kalpli falan bi adam değilim. sadece bu kadar hassas mevzuların, liseli ergenlerin kol gezdiği, taşşak kokan bir mekanda, dile getirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. ha bir insan böyle düşünmüyorsa ve paylaşıyorsa da onun ciddiyetinden şüpheye düşmek hakkımdır.
(#22501549)
aha bu entarisinde sikmekten beter etmiş.
bir insan evladı bu kadar ayarsız ayar verir mi lan?
bilisiz şimdi ''keşke sikseydi'' diye kendini dağlara taşlara vuruyordur. *
Valla çok kaliteli yazar, üslubu, kurgusu vs çok profesyonel. Kitap çıkarsa okurum şahsen, ama ailemden gizlerim kitabı bizim kız sapık olmuş falan derler...
küçükken sürekli kızlarla oynardım. erkeklerle de oynardım ama kızlarla daha çok vakit geçirmek beni mutlu kılardı. ip atlayıp kaydırak bile oynamışlığım vardır. yakar topu oyununda aldığım canlar gerçek olsaydı şu an onlarca kez ölen kalbim defalarca canlanırdı.
kadınlar çok değişik canlılar. bunu taa o kaydırak oynadığım yaşlarda öğrendim. her birinin isteği, beklentisi, dünya görüşü çok değişik. fakat hepsinde ortak bir nokta var. bu ne bir lüks hayat isteği, ne yakışıklı koca adayı, ne de iyi bir fiziki yapı. tek ortak noktaları hepsinin de çok soru sorması.
evet soru.
sorularla ablukaya alma, kişiyi köşeye sıkıştırıp amacına ulaşma dürtüleri var. hele hele duymak istediği cevaplar gelmez ise ikili ilişkilerin vay haline.
bu konuyla alakalı taze bir olay var elimde.
olayın baş kahramanları teyzem ve eniştem. hani dedik ya kadınlar çok soru soruyor ve ikili ilişkiler yıpranıyor diye. işte onlardan biri.
teyzem muhteşem yüzyıl'ı izlerken aklına birden huriler geliyor ve enişteme dönüp '' ey bey eğer ölürsek öbür dünyada tekrar benimle evlenir misin? malum orada bir sürü huriler oluyor, sen yine beni seçer misin '' diyor. çıt çıt çekirdek çitleyip eniştemin gözlerine bakıyor. soru işte. kadına soru olsun da ne olursa olsun.. ama genlerinde var kadınların. günümüz kızları bile '' o mu güzel ben mi güzel '' gibi sorular sormaz mı? sorar.
sebep ? sebep tamamen duymak istediği o cümleleri bir nakış gibi kulaktan içeriye alıp kalbe ilmik ilmik işletmek.
ama enişte bey gibi dürüst bir adama denk gelirlerse vah vah vah. vah o kadınlara...
enişte; '' tabiki seninle evlenirdim ama senden önce bir huriyle de olurdum. bi değişiklik isterdi belki canım.. bilemiyorum '' oluyor.
sonuç?
sonuç, tek celsede boşanma.
evet salak bir soru yüzüne boşandılar. sonra teyzem pişman oldu. çünkü kocasının kendisini ne kadar çok sevdiğini annem, abim ve diğer teyzelerim anlattılar.
zira adam evliliği boyunca işten eve, evden işe giden, çocuklarına zaman ayıran, hatta yiyecek, giyecek gibi alış-verişine kadar her bir şeyi kendi yapan evcil bir herifti. ne kahvesi, ne kumarı, ne içkisi vardı. çok nadir içerdi.
ve bi şekilde bunları bir araya getirmeye çalışdılar ama bu sefer de enişte bey gurur yaptı.
dedi ki; '' ben dürüstçe söyledim . ne yani yalan mı söyleseydim. hem bu saçma soruları nereden buluyor ki o dedi. illa duymak istediğini mi söyleyeyim dedi. öbür dünyama bile karışıyor falan dedi. baya dolmuş herif.
sonuç olarak, enişte bey yine de teyzemi severdi. halen de seviyor. fakat bir hiç yüzüne terk etmesine kızdığı için barışmaya razı gelmiyor. senelerdir aynı çatı altında kal, binbir zorlukların üstesinden gel, çocukları büyüt, okut. sonra...
sonra öbür dünyada '' ben mi? huri mi? ' gibi salakça bir soruya dürüstçe bir cevap verdiği için boşan. veya boşta bulunup saçmala ve büyük bir kavga et.
ama kadınlara sorulsa bu.. hani '' kim haklı, kim haksız'' diye bir anket yapılsa ve bu anketi sadece kadınlar doldursa. % 99 u 'kesinlikle kadın haklı' der.
neden?
çünkü nedeni de çok basit.
tekrar başka bir soru.
evet yine soru amk.
'' aynı cevabı ben kocama versem onun hoşuna gider mi? ben nuri deseydim onun tepkisi ne olurdu. '' böyle bir soru.
bu ne lan? yahu hangi adam sevdiği kadına böyle salak salak soru sorar;
'' aşkım o mu yakışıklı? ben mi? ''
'' aşkım eğer geberirsek öbür dünyada nurilerle sevişir misin?''
'' aşkım ayrılırsak başka biriyle çıkar mısın ?''
ne lan bunlar? tamam kadınlar çok duygusal. ilgi istiyor, sevmek, sevilmek, sahiplenmek istiyor ama bunları isterken manyak manyak sorular sorarak teyit almaları da kusura bakmasınlar ama adamları bayıyor. hem dürüstlük isteyip hem '' adriana lima mı daha güzel, yoksa ben mi '' demeleri ve masum masum bakışlar atmaları erkeği feci geriyor.
mesela sanal alemde aşk yaşamış erkekler iyi bilir... kesin şöyle bir soru gelmiştir hepsine.
'' sana benden başka foto yollayan oldu mu? '' veya '' başka birine fotonu yolladın mı ? '' veya veya '' buradan biriyle buluştun mu? ''
alayına evet derse erkek, yanar.
ve erkekleri yalana itendir kadınlar.
özetle kadınlar böyle sorular sorarak erkekleri tanımak, sevildiğini defalarca kez duymak istiyor ve erkekler bunları cevaplarken daralıyor.
ama erkekler öyle mi?
adın ne? bekar mısın? yaş kaç? bu kadar amk. bu lan. ondan sonrası meme sağlığı...
hayal mahsulüdür. Aşikar. Bunu hala gerçek sanan yazarcıklar var sözlükte. Sözlük yönetiminin sazan avı. Tıklanma sayısı artsın, reklam gelirleri artSIN. Gelsin paracıklar.
adam gelin yazdıklarımı okuyun diyor resmen adı yeter o derece bir yazar gülmek için ayrı bir zat ama acıyorum ona hayatını anlık zevklere ve kadınların oyunlarına bırakmış yaşlılığında da burada olacakmış kurt kocayacak ve maskara olacak yazdığı entrylere de genç ve dinamik abazalığını yazlnızlıktan sebep dönüp dönüp okuyacak yazık valla çok yazık ..