hem ilk entry i hemde ikinci entry i girip ilk yazdığı entry ve başlığına küfür eden. 2. entryde laf sokmanın ne kadar prim yaptığını çözmüş olan yazardır. (bkz: önce acıdım sonra bastım eksiyi)
bu aralar kendisini guzin abla gibi hisseden yazar.
her derdi olan bişi söylüyor. '' sevgilimden ayrıldım napim kuki'' diyen bile var.
yahu ben kendi ilişkimin içine bile sıçmışken millete nasıl nasihat vereyim.
az evvel iş yerinde de oldu bu. hilmi diye bi arakadaş var . muhasebeden pelin diye bi kızı seviyor sözlük. fakat açılamıyor. buna dedim salak mısın olum, kız seni öldürmez ya, söyle sevdiğini dök içini rahatla dedim. hakket guzin abla gibiyim çünkü, derim.
neyse, bu da; '' ne diyim ki kuki, cesaretim yok '' falan dedi. buna kendimce ne demesi gerektiğini, konuşurken gözlerinin içine bakmasını, tebessüm etmesini falan gerekli taktiği verdim.
prova olsun diye '' söyle bana lan, ne dicek mişin kıza hilmi'' dedim.
bu baktı gözlerime ve başladı konuşmaya;
'' nasıl söylenir bilmiyorum, sen ilk oluyorsun, ya ben seni çok seviyorum, sana baktıkça kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor, yanına geldiğim zaman elim ayağıma dolaşıyor. sanırım gözlerinden etkilendim'' falan derken bi baktık stajyer çocuk kapıda dikiliyor amk.
yuhhhhh.
duymuş bizi '' abi ya pardon, böldüm sizi falan kekelemeye başladı. elinde evrak, gözler faltaşı gibi açılmış bize bakıyo. ibne sandı bizi. dedim saffet olay bildiğin gibi değil, hilmi abinle aramda bişii yok falan sarpa sardı iş. hayır pelin'de bu stajyerin kuzeni oluyor, söyleyemiyoz velete.
çocuk döndü çıktı sözlük. m.ali erbilin rekalama çıkarken dudağını oynatması gibi dudaklarımı oynattım hilmiye. ya bi siktir git kuki dedi. ayol gel la kızma bebeem dedim. küstü konuşmuyor. biri biğe yordim etsin sözlük. sefiyom hilmi'yi ben.
kış sezonu baya yorulan yazar. afedersiniz hergün kızların kestanesini çiziyorum.
çıkıyom tepelerine cart cart işimi yapıyorum. kuki çok güzel yapıyosun diyolar.
yemeye doyamıyolar. yine de mutluyum sözlük, 5 tane çizdim bugün,
yürek yemişte gelmiş yazarı. geçen kendisi "tophane"ye davet etti. kız bacısı evleniyormuş galiba. nargile de salonunda kokteyl varmış. neyin kafası lan bu mekanı kapatmışlar, başka yer mi yoktu ? beni de çağırdı. benim de kız arkadaşım olmadığından gittim. belki beni de tanıştırır diye. haberi alır almaz g. armani'den aldığım siyah takım elbisemi kuru temizlemeye verdim. görüntü önemliydi. Saat 20:00 sularında adres verilen mekana gittiğimde bir sürprizle karşılaştım. karşımda saint benoit lisesinin 92. yıl dönümü kutlanıyordu. başımdan kaynar sular dökülmüştü. o an içimden kuki'yi öldürmek geldi. delirmiştim. tam yüzümü çaresizce sıvazladığım anda ; güzel elleriyle omzuma dokunup ve seksi bir ses tonuyla ; "sizde mi kokteyl'den sıkıldınız." cümlesi kulağıma geliverdi. başımı kaldırdım ve karşımda afet-i devran vardı. haykırmıştım. Ardından irkilmiş kedi gibi "Evet." diyebildim. put gibi kalmıştım. ben jerry, ben de süreyya diyip tanıştık. kendisi düşes'e benziyordu. konuyu birşeyler atıştırmaya getirdim. Hatun'a ; "iki blok ötede tanığım bir kokoreççi var." dedim. o da reddetmedi. bu hareketiyle 1-0 öne geçmişti. ilk golü atmıştı bana. meşhur kenan usta'nın kokoreççisine gittik. usta çek iki yarım diyip taburelerimize oturduk. böyle güzel bir kızın mütevazi olduğunu hayal edememiştim. tam yarım ekmeğimden ısırık alacakken ; "jerry ne işin var burada" diye bir ses duydum. hassiktir dedim içimden. bu kuki'nin sesine benziyordu. hayır hayır o olmamalıydı çünkü bu anı sikecek tek kişi o idi. ama korkulduğu gibi o olmadı. seslenen ismail çıktı. neyse ki pek muhattap olmadım. karşımdaki fransız yavruyu ürkütmek istemedim. neyse ki hatun ardında bir çeyrek daha istedi şok oldum. KIZDAN BEKLENMEYECEK HAREKETLER GELMEYE BAŞLAMIŞTI... ve bu beni cezbediyordu...