bu aralar kendisini guzin abla gibi hisseden yazar.
her derdi olan bişi söylüyor. '' sevgilimden ayrıldım napim kuki'' diyen bile var.
yahu ben kendi ilişkimin içine bile sıçmışken millete nasıl nasihat vereyim.
az evvel iş yerinde de oldu bu. hilmi diye bi arakadaş var . muhasebeden pelin diye bi kızı seviyor sözlük. fakat açılamıyor. buna dedim salak mısın olum, kız seni öldürmez ya, söyle sevdiğini dök içini rahatla dedim. hakket guzin abla gibiyim çünkü, derim.
neyse, bu da; '' ne diyim ki kuki, cesaretim yok '' falan dedi. buna kendimce ne demesi gerektiğini, konuşurken gözlerinin içine bakmasını, tebessüm etmesini falan gerekli taktiği verdim.
prova olsun diye '' söyle bana lan, ne dicek mişin kıza hilmi'' dedim.
bu baktı gözlerime ve başladı konuşmaya;
'' nasıl söylenir bilmiyorum, sen ilk oluyorsun, ya ben seni çok seviyorum, sana baktıkça kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor, yanına geldiğim zaman elim ayağıma dolaşıyor. sanırım gözlerinden etkilendim'' falan derken bi baktık stajyer çocuk kapıda dikiliyor amk.
yuhhhhh.
duymuş bizi '' abi ya pardon, böldüm sizi falan kekelemeye başladı. elinde evrak, gözler faltaşı gibi açılmış bize bakıyo. ibne sandı bizi. dedim saffet olay bildiğin gibi değil, hilmi abinle aramda bişii yok falan sarpa sardı iş. hayır pelin'de bu stajyerin kuzeni oluyor, söyleyemiyoz velete.
çocuk döndü çıktı sözlük. m.ali erbilin rekalama çıkarken dudağını oynatması gibi dudaklarımı oynattım hilmiye. ya bi siktir git kuki dedi. ayol gel la kızma bebeem dedim. küstü konuşmuyor. biri biğe yordim etsin sözlük. sefiyom hilmi'yi ben.