Seni unutursam, ey Kudüs,
sağ elim hünerini unutsun!.
Eğer seni anmazsam,
eğer Kudüs'ü baş sevincimden
üstün tutmazsam,
dilim damağıma yapışsın.
Sürgün edilen israil çocuklarının
şarkısı ( Mezmurlar 137). .
Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren ve kendisine
gönderilenleri taşlayan sen,
tavuk yavrularını kanatları altına
nasıl toplarsa, ben de senin çocuklarını
kaç kere öyle toplamak istedim...
Kudus'ü Zeytinlik Dağından seyreden
isa (incil - Matta 23/37)
Ey Kudüs, Tanrı'nın seçtiği toprak ve onun kullarının
vatanı, senin duvarlarından dünya dünya oldu.
Ey Kudüs, sana doğru inen çiy bütün hastalıkları
iyi ediyor, çünkü geldiği yer Cennet'in bahçeleri.
Hadis, Hazreti Muhammet
resmiyette israil'in başkenti olarak tanımlansa da dünyadaki ülkelerin %95'i israil'in başkentini kudüs olarak tanımıyor. buna avrupa ülkeleri de dahil.
abd dışında adı sanı bilinmeyen honduras ve 1-2 amerika kıtasındaki ülke sadece tanıyor.
"Kudüs orada, Mekke orada, Kâbe orada... Ne kadar insan yüzü varsa hepsinin birden yöneleceği istikâmet sırrı orada..."
Bu söz, coğrafyanın ötesinde bir mana yükü taşır. Kudüs, Mekke ve Kâbe, sadece yer isimleri değil, islam'ın ruh haritasındaki en kutsal köşe taşlarıdır. Necip Fazıl Hazretleri, bu ifadeyle, Müslümanların ortak yönelişini, imanlarının birliğini ve tevhide dayalı ruh mimarisini işaret eder. Kumandan'ın üslubuyla:
"Kudüs, Mekke ve Kâbe; islam'ın göğünde parlayan üç nur yıldızıdır. Bu yıldızlar, Müslüman'ın dünya üzerindeki istikametini belirleyen kutup noktalarıdır!"
Üstad'ın işaret ettiği “istikâmet sırrı”, bir bedenin kıbleye yönelişi gibi, bir ümmetin topyekûn hakikate yönelmesi demektir. Kumandan Mirzabeyoğlu bu hakikati şöyle açar:
"Müslüman, kıbleye sadece yüzünü değil, ruhunu, davasını ve aksiyonunu da çevirendir. Kudüs, bir iman sembolü; Mekke, tevhit ocağı; Kâbe ise bu ümmetin kalbidir. Bunlar ayrı mekanlar gibi görünse de, aslında aynı hakikatin farklı tezahürleridir!"
Kudüs, bu sırrın adeta mihenk taşıdır. Necip Fazıl'ın “Ne kadar insan yüzü varsa hepsinin birden yöneleceği istikâmet” sözü, ümmetin izzet ve vahdet çağrısıdır. Kudüs, Mekke ve Kâbe'nin birliği, Müslümanların aynı davada birleşmesinin sembolüdür. Kumandan'ın dilinden:
"Kudüs, ümmetin izzet aynasıdır. O ayna kırılırsa, Müslüman kendi yüzüne bakamaz. Kâbe'ye yönelmek ibadet ise, Kudüs'ü savunmak da o ibadetin bir cihadıdır."
Üstad'ın bu sözü, Müslümanların yön kaybetmemesi için bir işaret taşıdır. Kumandan'ın fikrî derinliğinde bu ifade şöyle yankılanır:
"istikâmet, yalnızca bir yön değil, bir ruhtur. Kudüs'te çarpan her taş, Kâbe'nin duvarlarına yankılanır; Mekke'nin ufkunda açılan her nur, Kudüs'ü aydınlatır. Müslüman'ın yolu, bu üç nurdan ayrı düşemez."
Bu sırra vakıf olan her Müslüman, hem kıblesini hem davasını doğru belirlemiş demektir.
“Kıble ruhun yüzüdür; dava da o yüzün aksiyonudur!”
dünyayı gezmiş (yutup tan tabi) biri olarak derim ki burayı alalım aga.
adamlar şehrin tarihi dokusunu çok güzel korumuş. yutubtan gezerken valla hayran oldum.
taş yapı mimarisi şahane.