" hayat, biyolojik bir zorunluluğu yaşamaktan öte, yaptıklarımızın toplamıdır. eğer bir hayat edinmek istiyorsak ya da edindiğimiz bu hayatın figuranı olmak istemiyorsak, mutlaka okumalıyız. okumak, bize yaşamak istediğimiz hayatlar armağan eder...
insan hayatı, okunması gerekli kitapların yanında çok, ama çok kısadır."
Hayatımda devam ettirdiğim tek alışkanlık. Hiçbir zararını görmedim, üstelik evdeki kitapları görenlerin 'aaa bunların hepsini okudun mu?' sorusuna gülümseyerek cevap vermek ayrı bir haz.
yeri gelir 2 günde 400 sayfalık kitabı bitirirsin yeri gelir bir yılda kitabın yarısına gelemezsin. işte böyle bir şey kitap okumak. şaka şaka. okuyacaksan düzenli, adam akıllı okuyacaksın. hatta okumayıp yaşayacaksın o anlatılanları. işte o zaman ufkun iki katına çıkar.
Bu sene başladığım eylemdir. Gayet iyi kitaplarla başladığımı düşünüyorum. Burma Günleri, 1984, Solaris, Oto portakal, Marslı, Güneş Ülkesi, Fahrenheit 451, martin eden sahip olduğum ve 3-4 ay içinde bitirmeyi planladığım kitaplar. Kitapları aslında yıllardır severdim. Sadece şuanki gibi çok şey anlatan kitaplara ilgi duymuyordum. tanım: hayvan gibiyabancı film ve dizi izlemenin insanları moronlaştırdığını farkeden bir insanın yapması gereken aktivitelerden birisidir. Ulan izlediğimi unutuyorum. artık süzgeç oldu beynim. bu yüzden kitap şart.
düzenli olarak bir kitap okumalı bence insanlar. hem toplum içinde anlayış hemde eğitim düzeyi yükselir. evet müslüman bir toplumuz ama ilahi kitapla bile pek alakamız yok. bilip bilmeden ahkam kesmede de toplum olarak çok öndeyiz.
lise yıllarımda öncelikle tarih merakıyla bütünleştiği için okuduğum ,sonrasında edebiyata ilgi duymamla başlayan ve ardı arkası kesilmeyen ,bağımlılık etkisi yaratan ,zamanı en güzel şekilde kıymetlendirebileceğiniz astral seyehata yolculuk aracım.
basitmiş gibi duran ama gayet etkili bir eylem. kelimelerle cümlelerle haşır neşir olmamızın yanı sıra hayal gücüne de katkısı var tabii. ama hepsini geçtim, kitap düşünmeyi öğretiyor ve hatta konuşma esnasında iki kelimeyi yanyana getirmek dediğimiz eylemi ortaya çıkarıyor. çok faydası var ama ne yazık ki çok okumuyoruz. her şeyin Google' dan ibaret olmadığını ve bu kadar hızlı olmadığını bilmeliyiz.
yeni nesilin yapmadığı şeydir. vakit bulamıyorlar sanırım. akşama kadar sosyal medya denen illetin içinde ne yaptığını bilmeden geri gelmeyecek olan sermayelerini tüketiyorlar. belki de bu yüzden kötü şeyler oluyor bu ülkede. adamın birinin bir sözü var:
"mürekkep akmayan yerde kan akar. "
Hayal kurma yeteneğini arttırır. Okuduğun her paragrafı gözünde canlandirirsin çünkü. Herkes gibi günü 20 kelimeyle geçirmezsin. Farklı sözcüklerle kendini daha kolay ifade edersin. Herhangi bir konuda fikrini anlatırken kem küm etmeden cümle kurarsin. Hiç farkinda olmadan başka dünyalara girersin. Okumak gibisi var mı.
Her gün muhabbetleriyle birlikte konuşmasına, kullandığı genel terimlere alışılan ve anlattığında bilgilerinden faydalanılan bir yazarın edebi romanını okumak.
Beyni ve hayal gücünü geliştirir. Ufkunuz ve olaylara bakış açınız değişir. Rus klasiklerini tavsiye edebilirim. Keza her ne kadar ülkemizde pek sevilmese de Orhan Pamuk'un kitaplarını tavsiye edebilirim. Hergün en az 50 sayfa okumaya çalışın. Bir müddet sonra tv ve internetin sizi ne kadar oyaladığını hissedeceksiniz.
-koskocaman bir dünya kitap sayfaları arasında bizi bekliyor-
kitaplar yaşayan bir hazinedir. hemde elimizin altında, istediğimiz zaman uzanıvereceğimiz bir hazine.
bu hazineyi neden kullanmıyoruz? aslında bu soruya cevap verecek geçerli bir mazeretimiz yok.
nedenini söyleyelim: üşengeciz, tembeliz bu konuda. aynı zamanda kitap okuma işi bir alışkanlık işidir. demek ki okuma işini bir alışkanlık haline getirmeliyiz. okuma alışkanlığı deyip de geçmeyelim. hele bir edinin bu alışkanlığı sonra eminim ki bırakamayacaksınız elinizden kitapları... siz kitaplara sarılmazsanız, kitaplar da zor günlerde yardımınıza koşmaz.
öğrenciler ! kitap okumaya en elverişli, en uygun zaman şu sıralardır. inanın bu fırsatı kaçırdığınızda bir daha zor bulursunuz bu boş zamanları ve fırsatları. okuyun! okumayı zevk haline getirin, belli bir zaman sonra eminim ki siz de fark edeceksiniz kendinizdeki bu gelişmeyi ve değişmeyi... ufkunuz açılacak, dünyanız genişleyecek, bilginiz artacak, anlayacak ve anlatabileceksiniz her şeyi.
şundan hiç şüpheniz olmasın ki, zamanla bu okuma alışkanlığı yazma alışkanlığına dönüşecek. neden mi? çünkü; okumadan yazan yok da ondan . büyük yazarlar eserlerini yazma gücünü nereden buluyorlar sanıyorsunuz? elbette ki okumalarından , hem de bıkmadan usanmadan okumalarından .
düşünün; bir kişi koskocaman bir dünyayı, duygularını, düşüncelerini bir kitabın sayfalarına sığdırıp ölümsüzleştirebiliyor. bu kitaplar aracılığıyla da bilgiler nesilden nesile akıp gidiyor.
okumakla insan kaybetmez, kazanır. bilgi kazanır, beceri kazanır, kısacası; dünyaları kazanır. aksi takdirde kaybetmeye hazır olmalıyız. kaybederiz de...
demek ki biz; bizi yaşatan bilgileri kitaplar arasında bulduk. o halde biz de kitapları koruyalım, yaşatalım. okuma sevgisi edinelim.
Bugün tam üç ay sonra farklı, yeni bir kitap okudum. Kısaydı. Ancak bir saatte de bitirilir mi be. Hiçbir keyfi kalmadı lan şimdi. Yarına merak bile etmiyorum. iğrenç bir şey okuyacak kitap kalmaması. Kitap alın bana sözlük.