Hayal kurma yeteneğini arttırır. Okuduğun her paragrafı gözünde canlandirirsin çünkü. Herkes gibi günü 20 kelimeyle geçirmezsin. Farklı sözcüklerle kendini daha kolay ifade edersin. Herhangi bir konuda fikrini anlatırken kem küm etmeden cümle kurarsin. Hiç farkinda olmadan başka dünyalara girersin. Okumak gibisi var mı.
yeni nesilin yapmadığı şeydir. vakit bulamıyorlar sanırım. akşama kadar sosyal medya denen illetin içinde ne yaptığını bilmeden geri gelmeyecek olan sermayelerini tüketiyorlar. belki de bu yüzden kötü şeyler oluyor bu ülkede. adamın birinin bir sözü var:
"mürekkep akmayan yerde kan akar. "
basitmiş gibi duran ama gayet etkili bir eylem. kelimelerle cümlelerle haşır neşir olmamızın yanı sıra hayal gücüne de katkısı var tabii. ama hepsini geçtim, kitap düşünmeyi öğretiyor ve hatta konuşma esnasında iki kelimeyi yanyana getirmek dediğimiz eylemi ortaya çıkarıyor. çok faydası var ama ne yazık ki çok okumuyoruz. her şeyin Google' dan ibaret olmadığını ve bu kadar hızlı olmadığını bilmeliyiz.
lise yıllarımda öncelikle tarih merakıyla bütünleştiği için okuduğum ,sonrasında edebiyata ilgi duymamla başlayan ve ardı arkası kesilmeyen ,bağımlılık etkisi yaratan ,zamanı en güzel şekilde kıymetlendirebileceğiniz astral seyehata yolculuk aracım.
düzenli olarak bir kitap okumalı bence insanlar. hem toplum içinde anlayış hemde eğitim düzeyi yükselir. evet müslüman bir toplumuz ama ilahi kitapla bile pek alakamız yok. bilip bilmeden ahkam kesmede de toplum olarak çok öndeyiz.
Bu sene başladığım eylemdir. Gayet iyi kitaplarla başladığımı düşünüyorum. Burma Günleri, 1984, Solaris, Oto portakal, Marslı, Güneş Ülkesi, Fahrenheit 451, martin eden sahip olduğum ve 3-4 ay içinde bitirmeyi planladığım kitaplar. Kitapları aslında yıllardır severdim. Sadece şuanki gibi çok şey anlatan kitaplara ilgi duymuyordum. tanım: hayvan gibiyabancı film ve dizi izlemenin insanları moronlaştırdığını farkeden bir insanın yapması gereken aktivitelerden birisidir. Ulan izlediğimi unutuyorum. artık süzgeç oldu beynim. bu yüzden kitap şart.
yeri gelir 2 günde 400 sayfalık kitabı bitirirsin yeri gelir bir yılda kitabın yarısına gelemezsin. işte böyle bir şey kitap okumak. şaka şaka. okuyacaksan düzenli, adam akıllı okuyacaksın. hatta okumayıp yaşayacaksın o anlatılanları. işte o zaman ufkun iki katına çıkar.
Hayatımda devam ettirdiğim tek alışkanlık. Hiçbir zararını görmedim, üstelik evdeki kitapları görenlerin 'aaa bunların hepsini okudun mu?' sorusuna gülümseyerek cevap vermek ayrı bir haz.
" hayat, biyolojik bir zorunluluğu yaşamaktan öte, yaptıklarımızın toplamıdır. eğer bir hayat edinmek istiyorsak ya da edindiğimiz bu hayatın figuranı olmak istemiyorsak, mutlaka okumalıyız. okumak, bize yaşamak istediğimiz hayatlar armağan eder...
insan hayatı, okunması gerekli kitapların yanında çok, ama çok kısadır."
bile para gerektiren iştir.
sahafa gidiyorum bukowski var mı diyorum yok diyor. Diğer sahafa gidiyorum kapanmış, artık parasız mı kaldı da kapattı kim bilir.
neyse gidip orijinal kitap satan mağazaya giriyorum, kendim arayarak buluyorum bukowski'yi.
ki kitap ararken yardım almayı hiç sevmem, kendim bulmalıyım o gizemli raflarda.. neyse daha önceden kafamda kararlaştırdığım "ekmek arası" adlı bukowski kitabını bulduktan sonra alıp satıcıya gösterirken fiyatını soruyorum. 21 tl diyor. cüzdanı açıyorum 20 tl var. yanımdaki arkadaş benden önce davranarak 20 olmaz mı diyor. adam da hadi olsun diyor sonra hem adama hem arkadaşa teşekkür ederek çıkıyorum dükkandan.
kitabı da 5 günde bitiriyorum.
ee peki şimdi? yine bir bukowski kitabı almak istesem en az 20 tl. ayda 4-5 kitap okusam 100 tl eder. üzülerek söylüyorum ki artık korsan veya ikinci el kitap okumak zorunda kalacağım.
Apayrı dünyalara her seferinde farklı bir başlangıç yapmanızı, orada kaybolmanızı, kimi zaman karaktere aşık olmanızı, bazen ona lanetler yağdırmanızı sağlayan şeydir.
Ya da bir eleştiri, politik, biyografi, makale tarzı kitaplar ile yeni yeni bilgilere yol alıp ufku genişletmeye yarayan, dünyanın en güzel eylemidir.
Kendimi bildim bileli kitap okudum, kaybettiğim şeyin çok olduğunu söylüyor herkes, asıl soru şu, siz ne kazandınız ki?
Neyse.
Bir gün sahaflar için açılmış Üsküdar Sahaf bilmem bir şeyindeydik. ismini tam hatırlamadım etkinliğin. uzun saçlı bir ağabey ile tanıştım. Kendisi eskiden ekşide yazarmış. Bir standın başında duruyordu. 35 yaşında, yalnız yaşayan ve sadece evi kitap dolu olan biriymiş.
Bana, sende bana benzeyen bir şey var dedi. Biraz egoistim diyip dururdu. Ama dediği şuydu, hiçbir şeye sahip olma, bu kitapların bana yettiğini sandığım gibi sana da yetecek demişti.
Yetiyor mu?
En azından hiçbir şeyin hiç kimseye yetmeyeceğini öğrendim.
Marjinalliğe de katkı yapar. Haytanın biriyim ben. ben ben ben.
Kitaplar arasında kaybolmak istiyorum. Kitaplar arasında kendimi bulmak istiyorum.
Kendimi unutmak için kitaplara sığınırım bazen, aşk acım azarsa. Bazen de kitaplar ruhuma ayna olur. Sürekli yeni ufuklar aramam, ufkumda doğan güneş gerçekten beni ısıstsın yeter.
çoğu insan için zaman kaybından öte bir his uyandırmayan eylemdir. ben ve benim gibiler içinse yazılan her satırı geçerken kahramanların verdiği her bir nefesi ensende hissetmektir. okuyunca elimize çok az nesnel birşeyler geçer ama insanın üçte ikisinin ruhaniyet olduğunu düşünirsek hiçte azımsanmıyacak bir ölçüttür. okuyun okutturun.