Okumayın baba! Kitap okumayın! Bir öğretmenin tavsiyesi bu!
Okuyorsun hayal dünyan gelişiyor, bir de gerçekleşmedi mı? Giriyorsun bunalıma. Zaten ekmek parası derdindeyiz bir de saçma sapan hayallerin pesinde isimiz Olmasın.
kesinlikle çocuklukta kazanılması gereken bir alışkanlık biçimidir. eğer çocuklukta kazanılmadı ise ileride okumaya çalışma çabaları büyük bir fiyasko ile sonuçlanabilir.
vrupa ortalaması yüzde yirmi bir (% 21) iken güzel yurdumda on binde birdir (1/10000).ayrıca güzel ülkem yılda 6 saatini kitap okumaya ayırırken, tv izlemeye günde 6 saat ayırmaktadır. ülkemle ilgili güzel detaylar için: http://www.trthaber.com/h...ede-10-binde-1-72919.html
Kaliteli tütün, demini almış güzel bir çay ve hazır bir beyinle orgazm tadında keyif veren, ufku açan, vizyonunuzu genişleten, olaylara farklı açılardan bakmanızı sağlayan, biraz da kelime dağarcığınızı gelistiriren müthiş eylem. Ama ilgi alanınızı belirleyip sistemli okumakta fayda var herseyden yüzeysel olarak bilgi sahibi olmak yerine derin bir uzmanlık alanı geliştirilmeli.
bunu yapmayıp da sağda solda siyaset bilimci, din bilimci, sosyal bilimci gibi takılan, aklınca felsefe yaptığını sanan dangalaklar var ülkemizde. hepsi psikiyatriste gitmeli. onlar gitmediği için biz gidiyoruz amk.
kitap okumak insanlara biraz değişik, sıkıcı, marjinal gelebilir ama kirap okumanın insana verdiği güzel duyguya alıştınmı bağımlısı olmaman kaçınılmaz değildir.
Beynimizdeki televizyonu açmaktır. Karakter senin elindedir ister çok yakışıklı ister çok çirkin yaparsın ve kitap bitene kadar o dizi beyninde yayınlanır.
bizim ülkemizde sevilmeyen gereklilik.
gözlemleyecek olursak yapmamız gereken metro, otobüs, vapur, duraklar, kafeler, misafirliğe gittiğiniz evin tuvaleti ***, parklar, plaj vs gözünüzün önüne getirdiğinizde toplamda okuyan sayısı yok denecek kadar az olduğunu anlayabileceğimiz gereklilik.
bundan sonra kendi adıma şu tip bir karar aldım: sürekli bestseller, ya da piyasaya yeni çıkmış, efenim son beş yıl içerisinde basılmış yeni kitapları okumaktan kaçınıcam. bir bestseller okuduysam, sonra türk klasiğine geçiçem; ondan sonra bir de dünya klasiği... bu şekil bi sistemle kitap okuma alışkanlığımı geliştirmeyi düşünüyorum.
çünkü farklı dönemlere ait yapıtlardan kendimizi uzaklaştırırsak hiçbir zaman istediğimiz noktaya varamayız. fikri gelişim açısından.
onca "araba sevdası", "karamazov kardeşler", "tutunamayanlar", "karabibik", "bize göre", "beş şehir", "uğultulu tepeler", "çanlar kimin için çalıyor" vesaire... olduğu gibi duruyor. okumadan ölürsem üzülürüm. gerçi yukarıda da okuma imkanım olursa belki.. neyse.
kitap okurken tercihleri tek bir mecradan yapmamalı. çeşit katmalı.
öğrendiklerini paylaşacak insan bulamamakla sonuçlanan eylemdir. okurken o kadar güzel, ayrıntılı şeyler öğrenirsiniz ki içiniz içinize sığmaz. bunları tartışacak, konuşacak ortam ararsınız. Ama bulamazsınız.
işte o okudukların içinde büyük bir dağa benzer. belki patlamaya hazır, belki artık sadece kendiyle meşgul buzul dağı...
amaç değil araçtır. amaç düşünmek ve sonuca/yargıya varmaktır.
sonuçta bir kitap okuyup da okuduğuna büsbütün iman ediyorsan aklını kiraya veriyorsun demektir.
hele okuduğun kitapla hava atıp kitap okumayanları hor görüyorsan kardan adam olur senden adam olmaz.
bilgiye ulaşmanın yolları vardır, kitap sadece sana yardımcı olur. doğrudan hedefi göstermez. hedefe kendin varmalısın.
rahatlatan, insanın kafasını dinlendiren, istemediği şeyleri düşünmekten alıkoyan bir eylemdir. insan bazen aradığını kitaplarda bulur. bazen hissettiklerini ondan iyi anlatan bir kitap okur. güzeldir kitap okumak efendim, okuyunuz.