Yatagimda uyumus kalmis tam ortasinda yorganin ustunde hemde. Yorgani kaldiriyorum hic hareket etmiyor o da savruluyor ustunde. En sonunda pes ettim zorla kivrildim yanina, biraz kenara kaydi yine uyudu esek sipasi. Cok tatlilar be.
Bi de seyi farkettim bu ara televizyonda her haberde bi kedi kavgasi. Nedir bu kedilerden insanlarin rahatsizligi kavga edecek adam oldurecek sikayetci olacak kadar? Gunahsiz gelmisler dunyaya sokakta cop karistirirlar. Ne isterler be bu kedi kopeklerden anlamiyorum ya burasi onlarinda yasam alani.
günün 3/2'sini uyuyarak geçiren ve köpeklerin aksine, tatlı tadı algılayamayan hayvanlardır.
kalpleri, insan kalbinden 2 kat daha fazla atmaktadır.
böbrekleri, tuz ve suyu filtreleme özelliğine sahip olduğundan deniz suyu içebilirler.
yaygın kanının aksine kedilerin süte alerjileri vardır.
bu da kediler ile ilgili bilgiler içeren bir video: https://www.youtube.com/w...wPiM&feature=youtu.be
edit: ilk entry'min bu cem korkmaz videolu entry olması ve bu entry'i yazdığımda hayatta olan cem korkmaz'ın artık hayatta olmaması... üzüntü verici...
gecenin saat dördünde "maauuv mav mauv mauv!!" (yani: karı istiyoooom... yanıyoooom) diyerek beni uyandırmış. kısırlaştırılma vaktinin geldiğini bilmeden kendini ele vermiş şişko tüy yumağıdır. Aslında kısırlaştırmak bana göre değil. yani biri beni kısırlaştırsa çok kötü hissederdim heralde. diğer kedilerimi de kısırlaştırmamıştım. ama onlar bunun gibi yaygara yapmıyordu. ayrıca diğerleri -ev bahçeli olduğu için- bahçede işlerini çözüyordu. bu şapşik kız ayarlayamıyor galiba geliyo bana moooouuuvluyo...
Çok farklı hayvanlardır, nankör diyenler hayvan sevgisinden falan anlamazlar, inanılmaz bağ kurar bu hayvanlar işten döndüğüm saati dahi bilip bahçe kapısında bekler geceleri birşekilde yolunu bulup yanıma yatar sahibi olmaz hayvanların kendi başına bir bireydir sahiplik kelimesi yanlış bana kalırsa.
Geldiği gün
geçen kardeşimi yolculuyoruz, yol kenarından. bu otobüs firmalarının şehrin bazı yerlerinde yolcu aldıkları terminal dışı noktalardan birinde.. hava "vohohoho bu ne be?!" dedirtecek kadar soğuk. otobüs geldi bindi bizimki, amanın ben bunu buldum ayaklarımın dibinde.
daha tam büyümemiş de ama yavru da değil. bildiğin çocuk kedi. hiç de sevmem kara olanları bu nasıl hoşuma gitti. yeşil yeşil de bakıyo sıpa. tam çöktüm yere elimi uzattım babam kükredi arkadan "dokunmağğğğ!!" diye. neden dedim, pistir diye demiş. neresi pisse, tertemiz kediydi. okulda sevdiğim kedileri görse kalp krizi geçirecek herhalde.
ben yürüyorum takip ediyo falan. arada paçalarıma sürünüyo.. soğuk hava, kuyruğu titriyo hafif hafif. sarılırdım ben ona ısınırdı.
- ah be dedim valla kendi evim olsaydı alıp götürürdüm.
+ pistir o dediler.
- yıkardım dedim.
+ hastadır dediler.
- olsun ben bakardım ona, götürürdüm veterinere dedim.
+ ayh sipidi evde kedi mi olur dediler.
- ilerde alıcam kendi evim olunca kedi. dedim.
+ evde olmaz dediler.
olacak ulan olacak! alacam işte. baksana minnoşa ^^ tam da böyle siyah yeşil gözlü bi kedi bulucam sokaktan, adını da tayyar koyucam. yaz bunu sözlük, seneler sonra editleyeceğim bu entry yi.