times'ın 2017'nin en iyi 10 yapımı arasına koyduğu belgesel. irtanbul sokaklarında yaşayan kedilere odaklanan yapım sadece kedi belgeseli değil aynı zamanda şehir belgeseli gibi bir şey de olmuş. önerilir...
insanlarla başı dertte olan hayvan-ı cins-i lâtif.
sokakta, parkta, Kütüphanede bilumum mekanda gördüğü her kediyi sevmek için darlayan tiplerden çektiği nedir bu hayvanın yahu. kedi ilgi istese gelir azim ve kararlılıkla söke söke alır zaten. sokaktan insan da çevirip sevmeye çalışıyorlar mı acaba? saygı yahu, kedinin tercihlerine saygı. mırıl mırıl gezmesi gereken hayvanı zorla kükretiyorlar ya helllal. ne diyebilirim ki.
tarzı bir değişiktir, üzerilerine yapışan nankör sıfatını gayet hak ederler, beşiktaş'ta komşum olan, 9 kedisiyle yaşayan rum bir teyze vardı. teyze öldükten sonra maalesef kediler tarafından yenilmişti.
sikkafalıların meriç dediği kişi, 40 yaşına yakın, evli, çoluk çocuk sahibi olabileceği gibi, eşinin tüm itirazlarına rağmen evinde kedi besleyen biri de olabilir. ancak bu mallar her boku genelledikleri için kafaları çalışmaya alışkın değildir.
bu sikkafalılar, her boka "düşüyomu böle" penceresinden baktıkları için hayatları osbirle geçecektir.
Pek sevmem açıkçası neden bilmiyorum. Haz etmiyorum. Bu sevmediğim nefret ettiğim anlamına gelmiyor tabiki. Doğal koşullarda hayatlarını sürdürsünler. Kapılarınızın önüne su ve yiyecek kabı koyun. Ve ya çöp. Konteynerlarının yanına. Aç susuz kalmasın hayvanlar. Bir medreseye girmeyi düşünüyorum burada bir tanesi var rahat güzel ama kendileri var evde o yüzden girmeyeceğim oraya. Katarım kesin. Midem bulanır çok hassasım. Ve bu huyumu hiç sevmiyorum.