--spoiler--
"felis sylvestris catus" latincesi , "felidae" familyasının üyesi . ortalama ömürleri 14 yıldır .
--spoiler--
--spoiler--
kedi sevmeyen kadın erkeğini de gerçekten sevmez derler .
--spoiler--
--spoiler--
çok atik hareketleri dolayısıyla korkutur çoğunluğu .
--spoiler--
nankör denir onlara ,
oysa ki insanlara benzerler .
köpek sadıktır sahibine ,
kedi ölüsünü bile yer .
sebep...
köpek sanarmış ki yaradanı sahibi ,
kedi bilir yaradanını ,
ondandır asiliği .
efendim evde sağa sola kendiş kafasına göre koşturan, meraklı, kimi zaman miskin, kimi zaman çekilmez, kimi zaman dünyanın en yanlız insanı olmaktan sizi kurtaran canlılar.
yerinde olmak istenen hayvan.
gelince seversiniz sevmek istediğinizde kaçar. asla onun istemediği bi'şeyi ona yaptıramazsınız. mütemadiyen kıvrılıp uyur, gelip sırnaşır, sıcak sever...
güzel hayvan, tatlı hayvn, şirin hayvan..
1. kedi : abi, ben şimdi bunun içine gireyim. sen çalıştır bakalım bana noolcak?
2. kedi : abi, yanarsın.
1. kedi : bir deneyeyim ya noolcak. Hadi giriyorum içine, çalıştır.
2. kedi : aslında haklısın, denemek lazım. *
uğur gürsoy'un çizdiği fırat karakterinin annesine göre seven çocukların çükünü düşüren hayvan. ve yine anı fıratımızın bunu duyunca elinden fırlatıp tahsi'in kardeşine kovalattığı hayvan.
yemek masasi kuruldugunda sandalyede oturup bir tabak da ona koymanizi bekleyen, mama kabindan yemek yemeyip özellikle anne kişisinin en güzel porselen tabaginda yemek yemek için israr eden, günün büyük bir kismini pencere kenarinda geçiren, kizdiginizda, bagirdiginizda evde yaşayan diger bireylere sizi şikayet eden, kendisine bir şey sordugunuzda konuyla ilişkilendirebileceginiz bir ses tonuyla miyavlayan, tek başina uyandiysa sizi de uyutmayan, eve misafir geldiginde saklanan, eve geç geldiginizde kizginligini belirten *, mart ayi geldiginde pencere önüne damat ya da gelin adaylarinin dolmasini saglayan, kaç yaşinda olursa olsun, kaç yaşinda olursaniz olun bebeginiz gibi davranan canli.
Hırıltısını duydugunuz ilk zamanlarda rahatsızlık hissedersiniz, ters giden bir şeylerin oldugunu sanarsınız. sonra anlarsınız ki bu hırıltı onun huzurlu oldugunun bir çeşit dışavurumudur. dinledikçe somut bi şekilde ona iyi baktığınızı ve sevginizi hissettiğini görürsünüz. hatta onunla birlikte hırlar olmayı dilersiniz onun duydugu huzuru deneyimlemeyi istemek gibi. bütün o tırmaklamalarına, canınızı acıtmasına ragmen bir daha sevmek istersiniz bir daha ve bir daha. küçükken sevmeme ragmen simdi bir türlü kendimi yakın hissedemedigim kedi hayvanı hep sevilmek ister ve eger sevilmiyorsa bunu hemen anlar.bakıslarından kolaylıkla sizi sevmedigini anlayabilirsiniz. çocuklugumda herkes tarafından el bebek gül bebek diye sevilirken, ben kediyi severdim.o da salına salına gelip kucagıma oturup hırıltısını sunardı bana.bi beklentim yoktu, sadece bu hırıltıyı duymak için bile sevebilirdim onu.büyüdükçe çevremdekiler tarafından daha farklı sevilme tepkileri görünce,yani benden beklentileri oldugunu anlamaya başlayınca (nerde o kucağa alınıp sarmalanarak sarmas dolaş öpülmeler) ben de az sever oldum kediyi. uzaktan, bakaraktan, anlatarak sevdim sadece, bu da ona yetmedi ve aramız acıldı.hala da acık...
Evcilleştirilmemiş yegane evcil hayvanmış kendileri. Efsane o ki çıkarları doğrultusunda insanların yanına gelip onlarla yaşamaya başlamışlar. Diğerleri gibi insanlar tarafından eğitilerek evcilleştirilmemişler.
Evdekine de bakıyorum hakkaten bu teoriye doğruluyor.
bazen başkalarıyla aramda şuna benzer konuşmaların geçmesine sebep olan hayvandır:
ben: biliyor musunuz, benim bir kızım var ve onu çok özledim.
diğerleri: (hayret dolu yüzler ve bakışlar) aa gerçekten mi? hiç görmedik ama?
b: evet burada değil zaten, ailemle birlikte antalya'da kalıyor.
d: kaç yaşında? adı ne?
b: 3 yaşında. adı gümüş.
d: (halen dumur...) annesi kim, nerede? biz seni bekar biliyoruz.
b: annesi ankara'daydı ama ben hiç görmedim onu.
d: ???!!!
b: pardon ya demeyi unuttum galiba. benim kızım bir kedi. onu kendi evladımmışcasına sevdiğim için kızım diyorum ben. siz yanlış anladınız galiba?
d: (kahkahalar ve dağılış...)
izmir'de; kediye doğru el kol uzatarak, "piisst, hooooo, voleeeheyy" gibi sesler çıkardıktan sonra, yerinden bile kıpırdamadan boş gözlerle sana bakan hayvan.
uykusu geldiğinde patileriyle kafasını karıştırıp duran ki bu haliyle sadece sevimli olan, her şartta kafasına göre hareket eden ve canının istemediği bişey olduğunda hiç esirgemeden nankörlük eden hayvan, yavrular neyse de büyükleri uzak dursun.