youtube daki şu bilgilendirici videolardan birinden öğrendiğime göre; salonun ortasına yakaladığı hayvanları getirmesinin sebebi, sizi avlanmak için eğitmek istemesidir. nankörlük meseleside, tamamen doğaları gereğidir. kedilerin doğadaki hayatları göz önüne alındığında, nankör olmayan bir kedi varlığını sürdüremez. yani şerefsiz olduğundan değil, tamamen hayatta kalma odaklı bir içgüdüdür nankörlük. bilmeyen öğrensin, mal mal konuşmasın.
hayran olunası bir hayvandır. sevimliliğin, sempatikliğin yanında, aynı zamanda karizmatik ve asil olmayı başarabilmiş bir hayvandır. doğada başka hiçbir tür aynı anda sevimli, sempatik, asil ve karizmatik olmayı beceremez. bir doğa harikasıdır. asla evcilleşmez vahşi avcılık dürtüleri her zaman uyanıktır. müthiş bir omurga yapısı vardır akla hayale gelmeyecek akrobasiyi gerçekleştirecek vücut fonksiyonları vardır. genelde işi düştüğü zaman sizinledir ama arada karşılık beklemeden sevgisini gösterdiği olur. sen üzgünken ve ya ağlarken vesaire gelir yüzünü getirir sana bakar yakınlaşır mesela. saygı duyarsın ona resmen, bazen bir insanmış gibi saygı duyasın gelir. sanki konuşsa sana çok büyük öğütler verecek gibi bakar. tabi aslı öyle değildir o kadar anlam yüklemek saçma olur ama öyle bir hissiyat verir. tercihlerine falan da saygı duyarsın yani zorla oynatmak ve ya uyutmak istemezsin zaten yapamazsında. kedi güzeldir. 1 yıl oldu ah mis kokulu kedim saldıray kötü öldün be.
bu arada erkeğim. biraz kız gibi yazmış olabilirim ama köküne kadar erkeğim yani. kedi seven qızlar eqlesin falan hatta.
Kedileri tanımadan onlarla aynı çatı altında yaşamadan sırf kedi başlığı sol frame e gelmiş ulan bir nankördur yazmadan geçmeyeyim diyenlere uyuz oluyorum.
sevilesi şerefsiz.
çeviklik, avcılık, geceleri iyi görme gibi genlerin haricinde 'insanları eğlendir' diye de bir gen olduğundan şüpheleniyorum bunlarda.bazen tamamen biz gülelim diye olmadık haltlar karıştırıyorlar gibime geliyor. evet kasten yapıyorlar bunları, şahit oldum çok kere.
bir anımı anlatayım daha doğrusu anımızı;
arkadaşın kıllığına hediye ettiği fenerbahçe bardağıyla kahve içmiştim. (tek temiz bardak o kalmıştı evet) bi yandan pc'de bir şeyler yazıyorum bir yandan kahve içiyorum, bunun birden klavyeye çıkacağı tuttu. tabi götüyle başıyla bardağı devirdi kırıldı bardak. naaaptın len naaaptın ? diyecektim ki bu oralı bile değil. götünü devirdi klavyeye yattı bana bakıyo cins cins, şaşkın hafif. 'yatacağım yere ne bardak koyuyon olm,hem fener bardağıydı zaten ne tatava yapıyon alla allaa? der gibi baktı yeminle.
'he lan, fener bardağıydı sitir et' dedim. bardak kırıklarını toparken ' lan ciddi ciddi kediyle konuştum'. yalnızlıktan kafayı mı yiyorum ne diyebilmiştim. ama klavyeden kaldırdım herifi. o ayrı.
"yeter artık, nankör bir hayvan işte alt tarafı" diyenler tarafından, bu kadar insanın bir canlıdan nasıl böyle büyük bir aşk ve hayranlıkla bahsedebildiğini oturup düşünmesi gereken hayvandır.
hiçbir hayvan hakkında burada yazılanlar kadar söz yazılmamışsa vardır bir hikmeti diyip kenara çekilmeniz gerekir. çok samimi olarak söylüyorum, evimdeki iki kediden bulduğum huzuru kimse veremez bana.
Bu hayvanların poşetler ile derdi ne anlayan beri gelsin. Bugün Migros poşeti ile aikido yaparken yakaladım. Bir şey degil boğulacak az daha mal hayvan.
Bu hayvanların tuhaflığının nedenini çok düşündüm. Şöyle bir cevap bulabildim kendimce;
Etraftaki çoğu hayvan kendi ekolojik sisteminde gayet ciddi, bilinçsizce görevlerini yapan canlılar. Mesela bir serçe yemek bulmak, üremek için yaşar durur. Solucan, akrep, örümcek, inek, keçi, kartal, fare, tavuk vs. Aklınıza hangi hayvan gelirse gelsin motomot ekolojik sistemde hayatta kalma güdüsü ile yapması gereken ne ise onu yapar sonra ruhunu teslim eder gider.
Ama bunun kediler için tam böyle olmadığını farkettim. insana yakın yaşama sebepleri öncelikle yiyecek bulmak evet. Ama yiyeceği bulmak için insana yakın köpekler, kuşlar vb hayvanlarla aynı davranışları sergilemiyor. Sokak köpeğine yiyecek verirsin yerler, başını okşarsın o da senin elini yalar veya güvercinleri beslersin yerler uçup giderler.
Kedi ise çok tuhaf davranabiliyor.
Yiyeceği verirsin sana kendini sevdirebilir. Ama ertesi gün 'sigitir git işim gücüm var' der gibi sizi iplemeyebilir.
ilerleyen günlerde size alışırsa daha garip davranışlar sergileyebilir. Siz evden çıktığınız anda koşarak gelir, aha artık beni sahibi belledi dersiniz. Bunu bir kaç kez yapar. 1 hafta sonra o da ne? Bu ibine yok, pisi pisi dersiniz yok. Başına bişey mi geldi derken bi bakarsınız karşı apartmanın duvarına yayılmış 'sen hayırdır? Der gibi bakıyor. Sikinde değilsiniz herifin. Ulan dersiniz bu heralde yemek falan yedi bi yerden bulup iplemiyor. Neyse dersiniz. Ama uyuz olursunuz yapılan ibineliğe.
Sonra arabanıza yürüyüp kapısını açarsınız kontağı çalıştırırken ulan bagajdaki evrakları yanıma alayım dersiniz. inip bagajdan çantayı alıp tekrar arabaya dönersiniz. Arabayı çalıştırıp dikiz aynasını bu düzeltirken bu ibneyle göz göze gelirsiniz. Evet arabaya binmiş, arka koltuğa zıplayıp, arka camın oraya sotelenmiştir.
ulan halüsinasyon mu görüyorum aq diye hızla kafayı çevirirsiniz.evet orda arka camda deminki kedi vardır.
Herif 'ne bakıyon lan hayatında kedi görmedin mi keko? Araban da iyiymiş kaç model lan bu?' der gibi gözleri kısmış sana bakıyor. 'Vay eşoğlu sen ne ara bindin taaaa ordan nasıl sinsi gibi takip ettin beni' falan derken bu ibneyi seversiniz. Sonra bırakırsınız bu kafasına göre gider.
Arabada düşünürsünüz?yaşadığınız bu olaya değil, kedinin bunu bilerek mi yaptığını yoksa tesadüfen mi gerçekleştiğinin sorusunu evirip çevirirsiniz. Bir cevap bulamazsınız.
işte arkadaşlar bu uzun hikaye benim bu kedilerle diğer hayvanların çok farklı olduklarını anlamama sebep olan gözlem fitilini ateşledi Gözlemlerimi sürdürdüm ve daha neler gördüm neler. Onları da başka zaman yazarım.
şu an yanımda olsaydı yatağın ucuna kıvrılır hastalığımı paylaşmaya çalışırdı, kedilerin hastalığı kendi üzerine alabilme gibi üstün yetenekleri vardır.
Lakin ben ona kıyamadığımdan oda dan içeri sokmazdım tabii.
Biraz yaramazlık yapsa da gülseydim o yeterdi, ölüyorum lan *
Eğer gerçekten bir matrix in içindeysek ajan smith olduklarını düşündüğüm hayvanlar. Ulan çok ilginçler bir diğer hayvanlara bakın bide bunlara bakın. Kesin bi piçlik var bunlarda.
geçen kardeşimi yolculuyoruz, yol kenarından. bu otobüs firmalarının şehrin bazı yerlerinde yolcu aldıkları terminal dışı noktalardan birinde.. hava "vohohoho bu ne be?!" dedirtecek kadar soğuk. otobüs geldi bindi bizimki, amanın ben bunu buldum ayaklarımın dibinde.
daha tam büyümemiş de ama yavru da değil. bildiğin çocuk kedi. hiç de sevmem kara olanları bu nasıl hoşuma gitti. yeşil yeşil de bakıyo sıpa. tam çöktüm yere elimi uzattım babam kükredi arkadan "dokunmağğğğ!!" diye. neden dedim, pistir diye demiş. neresi pisse, tertemiz kediydi. okulda sevdiğim kedileri görse kalp krizi geçirecek herhalde.
ben yürüyorum takip ediyo falan. arada paçalarıma sürünüyo.. soğuk hava, kuyruğu titriyo hafif hafif. sarılırdım ben ona ısınırdı.
- ah be dedim valla kendi evim olsaydı alıp götürürdüm.
+ pistir o dediler.
- yıkardım dedim.
+ hastadır dediler.
- olsun ben bakardım ona, götürürdüm veterinere dedim.
+ ayh sipidi evde kedi mi olur dediler.
- ilerde alıcam kendi evim olunca kedi. dedim.
+ evde olmaz dediler.
olacak ulan olacak! alacam işte. baksana minnoşa ^^ tam da böyle siyah yeşil gözlü bi kedi bulucam sokaktan, adını da tayyar koyucam. yaz bunu sözlük, seneler sonra editleyeceğim bu entry yi.