Kayserili: Sevgili karım burada mısın?
Eşi: Evet hayatım buradayım.
Kayserili: Sevgili oğlum Mehmet Burada mısın?
Mehmet: Evet babacım buradayım.
Kayserili: Oğlum Ahmet ya sen burada mısın?
Ahmet: Evet ben de buradayım.
Kayserili: Güzel kızım sen burada mısın?
Kızı: Evet buradayım babacım.
Kayserili: Allah hepinizin belasını versin. Dükkanda kim duruyor o zaman?
dünya'nın en eski şehirlerinden biri olan kayseri, klasik çağlarda kapadokya adı verilen bölgededir.tarihte önemli geçitlerin içinde geçtiği, pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir anadolu şehri. cumhuriyet'in kuruluşundan beri önemini korumasına karşın son yıllarda ekonomik ve kültürel alanda hızlı bir kalkınma yaşamıştır.1.300.000 nüfusuyla büyükşehir stattüsündedir.
şehirde iki üniversite bulunmaktadır. erciyes üniversitesi ve 2008 yılında kurulan melikşah üniversitesi. şehrin caddeleri türkiye'deki pek çok şehirden daha modern ve geniştir.
şehrin en önemli atılım hamlesi ise son yıllarda gözle görülür endüstriyel gelişimidr. pek çok ünlü markayı barındırıyor.
1 senelik gözlemlerime göre artıları eksilerinden bir haylice fazla olan yer. Öncelikle Kayseri Büyükşehir Belediyesi etiketini hakettiğini söylemek gerek zira gerçekten de bir büyükşehir yapılanması var. Sanırım bu durum son yıllarda bariz bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Ulaşımda sorun yoktur, trafik de gayet iyidir. Bu konuda sadece gözüme çarpan belediye otobüslerinin yarış arabası kadar hızlı olması. Tramvay iyidir hoştur şehri bilmeyenler tramvaya atlayıp hiç inmeden şehir turu yapabilir. iki son durak arası 1 saatten fazla, yolculuk da sıkılmanız da mümkün. Piknik için genelde Beştepeler adında aslında benim çok da sevmediğim içinde mini hayvanat bahçesi bulunan ortam tercih ediliyor.
Son olarak da bir ekleme yapalım Mühendislik ve Tıp eğitiminde başarılı olduğunu düşündüğüm üniversiteyi de barındır. (bkz: Erciyes Üniversitesi)
mübarek insanların çoğunlukta olduğu güzide ilimiz. hal böyle olunca ak parti de bu ilimizde %50'den aşağı oy almıyor. türbanlı hanım kızlarımızın her türlü yararlı etkinliğe katılabildiği bir şehirdir ayrıca.
1. komando tugayı'nın olduğu şehir. zincidere ve köşk kışla. dünyada böylesine eğitim verilen ikinci bir askerlik var mı merak ediyorum. bir kayseri'desin bir hakkari'de bir tunceli'de bir kuzey ırak'ta. artık neresi denk gelirse. tugay kayseri'ye döndüğünde halkın baya teveccühü de olmuyor değil...
cahil, yobaz, laftan anlamayan, okuma yazma oranları düşük, sosyal aktivite yönünden zayıf, cimri, sadece parayı düşünen insanlardan oluştuğu şehirdir. evet genelleme de yapıyorum. al birini vur ötekisine, hepsi aynı.
gençlerin sahil adını verdigi,üzerinde sadece 3-5 mekan bulunan sokakta yürüyen kızların arkalarına takılan erkeklerden dolayı,esnaftan şiddete maruz kaldıkları tek şehir.
5 senemin geçtiği, insanlarını çok tanıyamadığım, ancak alt yapısının süper olduğu gerçeğini hiç kimse inkar edemez. caddeleri, sokakları geniş, yokuşsuz şehir... trafik desen süper, evler; metrekareleri çok büyük kiralar ucuz, ancak yıllık euro ya da dolar olarak alırlar kiralarını kayserili ev sahipleri. gesi, bünyan, germirli köyü, ağırnas gibi (mimar sinan'ın yaşadığı iddia edilen köy), hisarcık gibi tarih kokan yerleri görmek gerek... gezilecek yeri yok diyenler için, ürgüp-göreme arabayla yarım saatte ulaşılıyor. ayrıca erciyes o karlar üzerinde yapılan mangal-şarap piknikleri oldukça eğlenceli. insan dilerse ortamını kendisi yaratabiliyor bu şehirde, asosyal şehir olarak suçlamamak gerek aslında.
An itibariyle kar yağan güzel şehrim , seviyoruz ulan seni, Kayseriporumuzun inönüde kayseri halkına söven köpekleri nasıl susuturmuşsa sende alnının akılyla susturacaksın laf atan köpekleri.
(bkz: kayserispor)
mide bulandırıcı olmasına kadar ağır hakarete maruz kalmış güzide şehirlerimizdendir.
aslında toplumumuzun genel tavrı bu. kötülersin ama dönüp bakmassın onu iyileştirme yolunda sarfetmediğin çabaya. "banane" der, çeker gidersin ama lafı açıldımı da aslan kesilirsin eleştiri oklarını çevirip.
genelde paraya taparlar söylemi yaygındır. şunu eklemek gerekir; alman usulü hesap ödeme yoktur bu şehirde, ikramda sınır tanınmaz, aç kalınmaz, yardım önceliklidir.
aktivite olarak kastedilen nedir bilmiyorum ama istasyon caddesindeki tiyatroya bir kere girmemiş, büyükşehir belediyesinin etkinliklerini takip etmemiş, onlarca kurstan bihaber ve şehrin her yerinden görünen 3917 m büyüklüğündeki erciyes'i ve dolayısıyla kayak merkezini gözden kaçıran kişiler eğlenemezler kayseri'de. ara sıra kayseri park'a gider, hamburgerini yer, iki parça kıyafet alıp eve dönerler.
her metrekaresine sinmiş muhafazakar yapısı çoğu zaman yanlış algılanır. tabi ki istanbul'da, eskişehir'de, izmir'de yaşadığın gibi yaşayamazsın eğer biraz islama uzaksan. ancak şunu bilmez bu insanlar, yurt dışına çıkıldığında, çıkılan ülkede köpek muamelesi görüp ses çıkaramamayı. gidilen her ülkede rahatsız da olsanız ipe ipe kurallara uyarsınız. kurt misali tiksinç yakıştırması yapamaz bu kuzular.
vel hasıl ı kelam, kendine şunu sormak lazım; "eleştirdiğim bu iğrenç kayseri'den bir şey beklemekten ziyade ben ona ne verdim?", "yakındığım konularda, iyileştirme çabası içerisine girdim mi?"
esnafı hakkaten tuhaf olan bir şehirdir. taksimetrede 7.1 lira yazmaktadır. kayserili taksiciye 7 lira verilir.cepte 3 tane 50 bir tane de 100 lira vardır. taksici (kayserili) "10 kuruş daa verecenn" diye seslenir.10 kuruşun olmadığı bozabilecekse 50 lira verilebileceği söylenir yanıt olarak. taksici(kayserili) düşünür ve 42 lira bozuk var der.
ilginç esnaf tiplemelerini barındıran şehir.
hesap 6 lira tutar çay içilmiştir. 10 lira bırakılır masaya. garson:
- 4 lirayı bahşiş mi bırakacaksınız?
türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde bahşiş bırakmış bir insan olarak yüzde 70'e yakın bahşiş bekleyen bu kayserili garson arkadaşa, şahsıma abromovitz muamelesi yaptığı için teşekkür edip gururlanmalı mıyım? yoksa salak yerine koydugu için üzülmeli miyim?