+ bıdıbdıdıbdı vdıdıvdı şöyle de böyle üçyüze beşyüz..
- sen hakkaten malsın ya!
+ ben malsam sen nesin lan dürzü!?!?!
- mal sahibi...
+ (bkz: mavi ekran)
öğrenci : hocam ödevi teslim edecektim.
hoca : e ama burada çizim yok.
öğrenci : evet hocam yetiştiremedim.
hoca : iyi ama bu hesaplamaların tamamı doğruysa anca 60 alabilirsin.
öğrenci : hmmm demek ki ödevden 60 aldım. iyi günler...
arkadaşla 2005-2006 sezonunda kupa maçı için uçakla izmir'e gittik. uzatmıyayım, uçak piste indi, bizde inmek için sıraya girdik. arkamızda 4 kız var. bu sırada arkadaşım elindeki anahtarlığı düşürdü. tam almak için yere eğildiği sırada;
kızlardan biri: of, of, of şunun poposuna bak.
diğer kız: uuuuuu.
arkadaşım: ee, çaktırmasaydınız sizinki de böyle kalırdı.
Vakti zamanında lisede hazırlık sınıfında başımdan geçen bi olay. karizmatik olup olmadığına karar veremedim hala.
Hazırlık olduğu için ingilizce dersinin bi çeşidi işleniyo * Çizim yeteneği ve tecrübesi ilkokul 1. sınıf öğrencisinden daha az olan hoca tahtaya nereye çekersen gidicek olan bi figür çiziyo. Bu figür yatıyo mu, koşuyo mu, yoksa kendi etrafında daire mi çiziyo anlaşılmıyo. e hoca bu kadar süper bi resim yaptıktan sonra çizdiği figürün hangi eylem içinde olduğunu bizden ingilizce olarak söylememizi istedi. E tabi bizler 15- 16 yaşında yerinde duramayan çılgın gençlik hep bir ağızdan, parmak kaldırmadan ve türkçe olarak;
-Hocaaağğğmm bu adam koşuyoooo
-Hocaaağğm bu adam uyuo
gibisinden 30 kişi aynı anda bağırıyo. ulan dedim benim neyim eksik?!! kalktım bi hışımla ama hani herkesin sustuğu o boktan an varya o ana denk geldi işte;
-Hocam bu adam kestiriyo *
Kadının artık kafası nasıl zikildiyse onca gürültüden bana patladı;
-Çok biliyosan ingilizce söylede duyalım. dedi.
Hayatında o ana kadar ingilizce bi kalıbı cümle içinde kullanmamış olan ben;
-He's having a nap * dedim. bu sustu. bidaha benle konuşmadı. *