lisede basketbol maçında aynen yaşanmıştır. cevap veren benim, yoksa yazmazdım zaten. *
sayı yenmiştir,
- lan nerde geziyosun sen?!
+ guard oynuyorum ben, senin o adam
- ya bırakıyorum abi ben ya savunma yap ya!
+ sen dışarı çık o zaman ben içerde kalayım *
- ben zaten savunma yapıyorum oğlum!
+ kolay gelsin o halde **
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın
söyle seslenir: Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrates: -gayet sakin- Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum.
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.
Churchill, hemen cevap göndermiş: Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.
rivayete göre cem yılmaz'a bayan bir muhabir soruyor
muh- cem bey malum kriz var dünyada ve ülkemizde
cy- napalım yani ?
muh- hani yatırımınız var mı ? nereye yapıyorsunuz ?
cy- yatırımım var, altına yatırım yapıyorum(biraz bekleyip) çeyrek altın değil ama külçe benimki
hatun ilk cevabın üzerine kıpkırmızı kesiliyor
(best fm arzu inleyen nağmeler programı ile duyulmuştur)
Fransa Kralına bir elçi gelmiş. elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamamış.
(k: kral, e: elçi)
k: Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?
e: geldiğim yerde adama göre adam gönderirler. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.
Fransa hükümetinden biri Napolyon Bonapart'ı bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz.
Napolyon: Evet, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.
atatürk yine bir kral ağırlarken hizmet edenlerden biri einden yemek dolu tabağı düşürür ve herşey ortalığa saçılır. herkez kızarır bozarır krala karşı mahçup olmanın verdiği üzüntü ile. fakat paşa yine kendine yakışan bir uslup ile krala döner ve "şu millete herşeyi öğrettim birtek uşaklığı öğretemedim" der.
ingiliz lordu atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir. ingiliz lordu şerefine
verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir. herkes büyük bi şaşkınlık
içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna
dönerek :
- halkım her şeyi beceriyor da bi tek uşaklığı beceremiyor...
Bir ün mehmet akif ersoy bir toplantıda çıkarken.Bir genç Mehmet Akif'den dalga geçmek için şu soruyu sorar.
-Siz baytardınız(veteriner) değilmi?
Mehmet Akif ise
*Evet,bir yerinizmi ağrıyor acaba?