-merhaba y. ya senden bi ricam olucaktı. acaba şu arkadaşın başlığı altına yazdığın şu "bik bik bik" entrysini neden yazdın? o benim eski arkadaşım. çok iyi birisidir. kendisi silik olmuştur, sözlüğün eski müdavimlerindendir. ne mutlu ki geri dönmüştür. onu iyi karşılamak gerekir. sen tanımıyorsun ve böyle birşey yazman yanlış.
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sordu:
+Akrabaların mı?
Kadın:
-"Evet" diye cevap verdi ve ekledi: "Senin taraftan akrabalarım."
Kocası, karısına kadınların bir günde insanların kaç kelime kullandığıyla ilgili bir makale okuyordu. Erkeklerin 15,000
kelimesine karşılık kadınların 30,000 kelime ile konuştuğunu söyledi. Karısı şöyle söyledi: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.'
- mulayim sene sonu hesaplari yapilacak, sene sonu devirlerini yapacaksin. ama pc bozuk ve sen bunlari elle tek tek yazacaksin, bunlari bitirir bitirmez düz kontak eve geleceksin aksama gelecek misafirler için alişveris yapacaksin ve ziyafet sofrasi kuracaksin, kesinlikle içmeyeeceksin, yilbasi sabahinda milleti taksi ile eve dagitacaksin. daha sonra eve gelip evi derleyip topyalacaksin camasirlari yikayip, ütü yapip perdeleri asacaksin, arada camlari sileceksin sonra da sabah seni cok erkenden iste görmek istiyorum. anladin mi?
- evet ama bunlari bir lokomotif yapabilir mi bakalim?
- nasil yani.
- hiç sorayim dedim sadece. eger bunlari lokomotif yapabiliyorsa ben de yapabilirim herhalde.
- sen benle dalga mi geciyorsun?
- sen benimle gectiğine göre, gayet tabi...
- mulayim, kovuldun.
- bana iş cok kunta kinte rolunu oynamam için hollywood'tan teklif almiştim zati.
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci, tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturur. Profesör, kaşlarını çatarak: "öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!" der.
öğrenci: "O zaman ben uçuyorum..." der.
Profesör cevaba çok sinirlenir, sınavda öğrenciye takar ve sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapar. Fakat öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplar. Profesör öğrenciye: "Sana son bir soru soracağım." der.
"Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para. Hangi çuvalı alırsın?
öğrenci: "Para olan çuvalı seçerdim..."
Profesör: "Ben akıl olan çuvalı seçerdim..."
öğrenci: "Normal! Kimde ne eksikse herkes onu seçer..."
Profesör çok sinirlenir, öğrencinin not defterini alıp içine "öküz" yazar. öğrenci nota bakmadan odadan çıkar. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralar ve : "Sayın profesör, imzanızı atmışsınız; fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz."
- garson bey bakar mısınız?
- buyrun efendim.
- dondurmamın içinden araba lastiği çıktı. ne demek oluyor bu?
- ne bekliyordunuz, araba çıkmasını mı?
- hayır ama en azından çekiliş kuponu olabilirdi. *
kendi halinde olan ve her öğlende yaptığı o işi, yemek yeme işini yapmak için yemekhaneye giden sefil intern eline tepsiyi alır ve kendisi için tabaklara konulmuş yemeklerden tek tek alarak en sonda bulunan ''mandalina'' selesine doğru ilerler. normalde her bir kişiye 2 tane verilmekte olan mandalinalardan 3 tane almaktır amacı, çünkü gözü doymamıştır...
tepsiyi alır, içine 3 tane mandalina koyar. oradan bir ses: görevli: - yalnız hocam! onlar sayılı!!! *
der yemekhanenin zeki ve * uyanık görevlisi. diyalog şöyle devam eder;
intern: - şimdi sayılı mı bunlar? görevli: - evet sayılı... *
ve sefil intern o acımasız soruyu sorar:
intern: hımmmm... peki kaç tane saydınız?
cevap: !'^+'aSQ^+'+^'SDASDASa'!^'%'^+%!!!!!
Görevli mavi ekran vererek telef olur...
yazıktır... günahtır... *