dönemin valisi neyzen'i çok sever, ara sıra toplantılarına çağırır, sohbet eder kafayı çekerlermiş.
bir gün neyzen birkaç arkadaşıyla muhabbette. kafalar nal gibi olmuş fezayı gezinmekte. tam o sırada valinin yaveri gelmiş, vali seni çağarıyor demiş.neyzen'in cevabı şu;
-o buraya gelsin, o valiyse ben şu imparatorum, deyip koca bir nefes daha çekmiş cıgaralığından.
istatistik hocası bir hafta sonra quiz yapacaktır. notları iyi olan bir arkadaşa sorar:
-sence kaç alırsın bu quizden?
+valla hocam şu anda olsa direk sıfır alırım. hiç birşey bilmiyorum.
-olsun en azından haddini biliyorsun.
taksimde greenpeace den biri er kişinin önünü keser.
- greenpeace' e üye olmak istermiydiniz? dünya falan bıdı bıdı...
+ (biraz bekler...) önce o ağzındaki sigaranın dünyadaki oksijenden ne kadar yediğini , sonra elindeki pet şişenin doğada kaç yılda yok olduğunu ve broşürler için kaç ağaç harcandığını öğren. sonra tekrar sor. *
--spoiler--
jb ile kyle bir restorana girerler ve kyle "ne istersiniz?" diyen garson kıza sorar:
"ne tavsiye edersin?"
kızın cevabı:
"yiyecek bir şeyler sipariş etmeni"
daha sonra salak ama güzel müşterilerden biri de hesabı fazla bulur ve
"bunun hepsini biz mi ödeyeceğiz?"
diye sorar.
yine hayranı olduğum garson kız şöyle verir ayarı:
"hayır, sen çok güzelsin o yüzden sana her şey bedava!"
--spoiler--
-hadi şimdi emirler yağdır sert ol biraz
- şiii delüüganlı baaa bi çayy ısmarlayın layyn ordan...
(bkz: tolat alemdar)
engin günaydın'ın okan bayülgenle yaptığı skeci *