hiçbir kan bağınız olmayan birine kardeşim diyen ona sizden saha çok değer verip, onu daha çok seven bir ağabeyiniz varsa göz dolduran anlamını yitiren kelimedir.
evde yapılan bütün muzur hareketlere, kırılan vazolara, yüksek sesle dinlenen müziğe, anne yokken mutfak tezgahında biriken bulaşıklara ortak olan can yarısıdır kardeş...
kıskanılmaz, övünülür.
çok sinir ederse de şakayla karışık bi güzel dövülür.
yeniden barışacağınızın her zaman garantisi vardır.
kimse sizi sevmese de sevendir. kimse aramasa da arayandır. kimse önemsemese de önemseyendir. fırça yemenize izin vermez, öne atlar ben yaptım diye. siz iki günlüğüne dahi evinizden ayrı düşseniz uyuyamaz tek başına. karşılık beklemeden iyilik yapandır. günde 5 posta bakkala giden, alışveriş yapandır. ama bıkmayandır. gene sevendir. gene sarılandır. gene kucaklayandır.
candır, candan da ötedir. kılına zarar gelse dünya uğruna tersine dönendir.
Bir lokma söz et, bana anlat içindekilerini. Bizi bağlayan kan bağı mı, insanlık dağarcığı mı?
Hıı? Sen ne dersin kardeş? Yani bana bir şey vermeyen kalbine, beni güzel şeylerden sakınan beynine rağmen, kardeşiz diye güllük mü olmalı her yerimiz? Peki diken batarsa, acıtmaz mı kardeş?
Seni sırf kan bağı için sevmek nasıl olur sence?
iki kere ikinin dört etmediği şu cihanda, ne mutlu eder bizi mekan adına? Yani cenneti yaşayamadığımız dünyada, cehennemlerimizi mi satalım üç beş kuruşa, insanlık namına?
Sen ne dersin kardeş?
Koşulsuz hayat diye adlandırdığımız yalıtılmış gerçeklere takılan kulplar ne olacak peki? Haydi bunu yaptı bir çok o, bu, şu, öteki.. .Ya birbirimize yaptıklarımız?
Bunun hazmı nasıl olur sence?Hep en acı kazık birbirimizden geldiği sürece?
Var mısın sevgili kardeş; elimi tutup en derin ama sığ sulara dalmaya?
Maskemizin turunç meyvesi ve tadı olmaya? Etlerimizi kanırtıp yeniden onları iyileştirmeye?
Büyük oynayıp, büyük kaybetmeye ne dersin küçük kardeş?
Çoğu zaman sevilen bazen gizlice kıskanılan insan. Kardeşim olsun kanlım olsun diye de bi laf vardır
demekki hakikaten çok özel ve güzel bi durum kardeşi olmak, kardeş olmak.
doğduğu gün kıskançlığın en büyüğünü yaşatan, canınızdan bile çok sevdiğiniz ve gerektiğinde kolladığınız insan yavrusu. kimi zaman o kadar sinir eder ki kendisi, "bu kadar mı gıcık olunur" diye düşündürür..kimi zaman yavru bir kedi gibi gelir yanınıza, bir işi düşmüştür elbet, yardım ister, işte o halini görmek bile içinizi yumuşatır.
"abla" dediği anda dünya durur, canını acıtan çocuğun ise sonu gelmiş demektir. hele yaş farkı azsa daha bir yakın olabilirsiniz, kendisini size öyle bir sevdirir ki başlardaki kızgınlığınızı kapatma kabiliyetine sahiptir.
olmadık konulardan konuşacak bir şeyler bulur, her daim sizle yarış içine girer, siz onun modelisinizdir ve her fırsatta sizi alt etmek isteyecektir.
kavgaların en güzeli onla çıkar, hataların en güzeli onla yaşanır, derslerin en güzeli onunla öğrenilir, yapılan çılgınlıklar en çok onunla tadında olur...
kısacası tatlı ve acının karışımı bir kişiliktir de siz yine de ondan vazgecemezsiniz. candır o can...**
sahip olmayanın zor anlayabileceği bir mutluluktur, sahip olanı ise inceden bir rekabet ve kıskançlık ortamına sokabilecek ama çoğu zaman en büyük destekçisi ve can yoldaşı olan, küçüklüğü sevimli, büyüklüğü ise yaşlılığı hatırlatan aile insanı.