Denize girmesi akdenizden daha keyiflidir yüzme bilenler için. Deniz daha kıyıdan derinleşir, her yerde üstünden atlanacak kaya vardır ve az kişi suya girer çok temizdir. serinliği de cabası. dalga olayı ise öyle böyle değil. daha akdenize mi giderim amk çarşaf gibi o ne.
Bu yöredeki insanlar kendi çarelerini kendileri üretirler, oturup da devletten kimse bir şey beklemez. Evine giden köprü mü yok? Gider iki üç tahta bulur tahtadan köprü yapar belki çok çok sağlam olmaz ama yapar sonuçta çözüm üretir, sen de orada oturup "huuahahah tahtadan köprü mü olur" diye gülersin pişkin pişkin çünkü gerizekalısın. Okulun çatısı mı yok? Herkes kendi çatısından bir kiremit söküp okulun çatısını inşa eder. Yol mu yok? Gider düzenek kurup havadan ilkel teleferiklerle ulaşımı sağlar, evet belki sana komik gelir ama sonuçta bir çözüm üretilir. Evin dağ başında olduğu için devlet elektrik mi vermiyor? Gider dereden bir kısım suyu kullanıp düzenek kurup kendine elektik üretir. ... daha çok örneği var bunların, gelin doğu karadenize görün.
Kendinizi çok yüksekten görüp pişkin pişkin yorumlar yapacağınıza "ben bu hayata ne kattım, ne meydana getirdim" diye bir düşünün. Ondan sonra oturup millete laf yetiştirin.
Bu denize karadeniz denmesinin sebebi orta asyadan gelir.Eski türklerde at arabalarının kapısı güneş doğudan doğduğu için doğuya açılırdı.Sonra çin kültürünün etkisiyle arabaların kapısı güneye alınmıştır.Kuzey tarafı karanlık kalmıştır.Ayrıntılı bilgi için (bkz: türklerin tarihi)
batısındaki karayolu tehlikeli, virajlı ve yorucu olduğu kadar olağanüstü bir güzelliğe de sahiptir. ama o tehlikeli virajlara girmek, o tek arabanın geçebileceği yollara girmek şimdi düşününce çok güzel. gidin, gezin ne diyeyim. batı karadeniz'i gezin yani.
farklı bir yer. tüm türkiye bir yana, çoçukluğumun geçtiği artvin'in dağlarındaki o orman köyü bir yana. türkiye sınırları içinde doğayla bu kadar iç içe yaşanılan bir yer daha görmedim ben. gezmedim sanmayın, edirne, hakkari, muğla ve artvin; hepsini gördüm gezdim ama böyle bir yer görmedim.
doğduğum büyüdüğüm yere yıllar sonra çalışmak için gittim ama yapamadım. kış geldi, kar yağdı, dört tarafıda dağlarla kaplı ilçenin dört tarafı da karla kaplandı. güneş ışıklarını oraya da yolluyordu elbet ama günlerce bulutların ardından yüzünü göstermedi. insanı samimi, yardım sever ama bir o kadar da hoyrat, doğası gibi zorlu.
her şeye rağmen karadeniz şüphesiz ki türkiye'nin cennetidir. o dağ köylere gidip tanımadığı insanların daveti üzerine evlerine girip çaylarını içmeyen insan türkiye'yi gezdim demesin boş yere.