1. kara basan insandır.
2. eskiden nasıl oluyor diye çok merak ederdim. yıllar sonra çok kez başıma gelen tuhaf durumdur. ilk seferlerde dua ederdim ve çaresiz gitmesini beklerdim. şimdi artık direk sövüyorum. delikanlıysan adam gibi çık karşıma ebene atlayayım dediğimde göt korkusundan giden yavşak bir şey.
3. uyandığımızda bedenin halen uyuma durumu. uyku felci denilen mevzu.
tek ilacı vardır uyumadan önce el ve ayakları yıkamak. istediğiniz kadar yorgun, stresli ve keyifsiz olun... yatağa girmeden önce mutlaka el, yüz ve ayaklarınızı soğuk su ile güzelce yıkayın. bir de yattığınız yerin temizliğine dikkat edin.
kendisiyle uğraşırılırsa uğraşan gizemli varlık. uyku halinde uyanmak isteyip de uyanamazsın bilincin açıktır ama bedenine hükmedemezsin. yüzünü görmezsen iyi kalpli olduğunun göstergesiymiş ne alakaysa. bide ekmek kırıntılarının üstüne yatarsan geliyormuş.
nedense ilk defa başına gelenler ısrarla bir şeyler gördüm, kıllıydı yahut diğer tabirleriyle göğsüme ellerini bastırdı, ayak ucuma oturdu gibi tanımlama güçlüğü çekiyorlar.
halbuki az bir tecrübeyle farkına varılır ki uykuya dalma sorunu olduğunu, ansızın uyandığını, kendini kastıkça acı içinde pes ettiğini öğreneceksin. bağırmak niye ki? ne bağıracaksın, annenle, abinle, ablanla, sevgilinle de yatsan, uyku senin uyku ve yine uykusuzuluk senin uykusuzluk. sen kendin kurtulacaksın o durumdan. farketmek çok önemli ki en önce kulağınızın ta içine işleyen uğultu bunun ilk adımıdır
3 yılı devirdim, gecede en fazla 7 kere başıma geldi. uyandığında ki gecede normal olmayan defalarca uyanmalara rağmen ne kadar rahat, sağlıklı bir uyku olduğunu tartışmaya bile gerek yok, normale dönecek gücünüz kalmaz. evet aslında tek sorunu bu, gücün kalmıyor. güne olumsuz, beton gibi vücut ve bir tutam enerjiyle başlama dezavantajı oluyor. kısacası bir sıfır yeniksin bu gün de.
ilginçtir, sırt üstü, sağa dönük, kolun karnının üstünde, sıcakta, soğukta, tok karnına, baharatsız sade yemeğin sonrasında, dualı, abdestli, mutlu, mutsuz ve daha şu an aklıma gelmeyen hallerle yatağa gitmek pek bir şey değiştirmiyor.
tek bildiğim, tecrübemle sabitlediğim bir şey var ki,
ne zaman alkolle yatsam, ya da gözlerim uykusuzluktan kan çanağına dönse yahut bir o kadar vücudumda yorulmayan tek bir kılcal damarım kalmayana kadar bekleyip yattıktan sonra başıma gelmedi.
- korku,
işin ayrı boyutu. çoğu kez nefesim gider benim, bazılarında bu olmaz. nefesimi derin almaya çalışırım çünkü verdiğimde ikinciyi kolay alamayabiliyorum. * korkudan daha ziyade acınası bir şekil alır kafamın içi. yapmadık ne kaldı diye.
- yorulma,
uyumadığı halde, sanki saatlerce uyumuş bir insanı dövercesine uyandıran karabasan durumu; rem bozukluğu, hazımsılık, iktidarsızlık her ne boksa,
çözümü yok? yani olmamasının çözümü yok.
sadece uyurken yahut uyuduğunuzu sandığınız bir zamanda, kulağınız çınlar. ilk çınıltıyla beraber yattığınız pozisyonda değişiklik yapın, elinizi oynatın; hemen, aniden. yoksa, zavallı göğsünüz öylesine ısınır, şah damarınız sanki veda eder gibi
boynunuza asılır ki acıdan, yorgunluktan, halsizlikten bir sıfır başlarsınız.
ben skor tutmuyorum artık. sadece ağız dolusu gülerek uyandığım bir sabahın hayali kuruyorum.
çözümü olan beri gelsin. zira başınıza gelince yapacaklarınızda tez yazabilirim.
hemen hemen her pejmür ve kültürde konuşlanan; iyi bilinen bir patolojik kabus fenomenidir. britanyalılar; bilhassa arkadaşlarının göğsüne oturup onu boğmak isteyen bir astral karakterden söz ederler. bizim mitsel anlatılarımızda da, belden aşağı kıyafetin siyah renkte olduğu durumlarda rüyalara musallat olur, ve kutsal kitapta yer alan, sihirli sözcükler söylendiğinde bertaraf edilmiş olur. kimi hindu inançları ise; önceleri brahman olan bir faninin, öldürülmesi sonrası göğe yükselmesi ve insanlara zarar vererek kendini tatmini amaçlayan, bir karakterden söz eder.
karabasan fiziki olarak görünmez, yalnızca kendisini hissettirir. gitmesi için besmele çekmek ve dua okumak etkilidir. gittiğini anlamanız nasıl olur ona da açıklık getireyim, eğer gözünüzü açabilmişseniz gitmiş demektir.
eski dosttur, dün gece epeydir uğramadığı beni ziyarete gelmiştir. ilkinde korkuyorsun bu ne lan diyorsun zamanla alışıyorsun, sallamıyorsun. beni genelde havada döndürüyor, ne anlıyor bilmem. şakacı şey.
çok sık yaşadığım bir şeydi.Büyüklerimiz dedilerki dua et hemen rahatlarsın hiçbişeyin kalmaz.
dua etmeme rağmen üzerimdeki ağırlık hergeçen gün arttı,ve daha da cok yaşamaya başladım bu durumu.Bi gün dedimki eğer bu gece yine olursa bu kez gözlerimi açıp bakıcam o üsteme çöken ağırlığın ne olduğuna,hareket etmeme engel ama gözlerime engel olamaz dedim.Sonra abimin muhteşem tavsiyesini dinledim.Tavsiye şu; Geldiğini hissettiğin anda içinden şunları söyleyeceksin
-si...tir git senden korkmuyorum.
-nesin lan sen, beni acizmi sandın
-korkmuyorumki,korkmuyorumki,.
şaka gibi ,ben bile inanamıyorum ama 3 yıldır karabasan falan yok..
ilkokul 4. sınıftan beri zaman zaman ziyaretime gelen şahsımuhteremdir. özellikle düzensiz uyku ve beslenme durumlarında görülür. ilk başlarda çok korktuğum, fakat zamanla alıştığım bi durumdur (kanka oluyosun biyerden sonra). insanın piskolojisini alt üst ettiği kesindir. uyku anında birden donup kalırsın ve üzerinde inanılmaz bir basınç hissedersin. bir uğultu sezersin ve gözlerini açıp baktığında garip şeyler görme ihtimalin vardır. biri gelir boğazını sıkar, biri gelir üstüne zıplar. bitsede gitsek dedirten ürkütücü bir olaydır, ama piskolojik bir olaydır.
hareket etmek isteyip de edemediğiniz, konuşmak isteyip de konuşamadığınız, sanki birileri size baskı yapıyormuş gibi hissettiren tamamen beyinle alakalı bir durum.