adım 1. sabahleyin ilk işiniz yataktan erken sayılabilecek bir saatte çıkmaktır.
adım 2. en yakın banka şubesine gidilir.
adım 3. şöyle bir güvenlik görevlisi süzülür. "sen de adam mısın ulan" bakışı atılır.
adım 4. öğleden sonra ya da akşam üzeri vakitlere kadar bu 15-20 dakikalık aralıklar ile devam eder.
adım 5. egosunun altında ezilen güvenlik görevlisinin size sataşması sağlanır.
adım 6. güvenlik kamerasının önünde durularak eller "ben nabaım" pozisyonu alır ancak yüzümüzle "gel de endamını görelim" ifadesini güvenlik görevilisine belli ederiz.
adım 7. güvenlik görevlisi size saldırmaya başlayınca kamerayab birkaç saniyelik görüntü verilir ardından kadrajdan çıkılır.
adım 8. adli tıp kurumuna kadar kafa, kol, bacak vb. uzuvlar duvara duvara vurulur.
adım 9. adli tıptan rapor alınır.
adım 10. 500 milyarlık tazminat davası açılır, 350 milyara razı olunur...
Verilen efsanevi cevap:arkadaşlar bu işler amerika'da olur. Memlekette başınıza gelecekleri söyliyeyim, önce güvenlikçileren sağlam bir dayak yersiniz, sonra şikayetçi olmaya gittiğiniz karakoldaki polislerden, ordan hastaneye götürürler yanlış iğne yapılır, kolunuzu keserler üstüne ameliyat parası isterler, ödeyemezsiniz, rehin kalırsın tek kolla yerleri paspas yaparken hayıflanırsın sonra ne gerek vardı diye. benden söylemesi, burası Türkiye yok öyle.
en güzel örneklerinden biri, tabutta rövaşata filminin son sahnesidir. haberlerde, mahsun'un tavus kuşunu kestiği ve yiyecekken yakalandığı söylenir ve akabinde meşhur "seni yerim sosis" reklamı. madalyonun iki yüzü.
Artık miğde bulandıran dal. genelde en fazla rağbeti görendir. dolayısıyla her 3 komediden 2 sinde bu tarz vardır hem kolaydır hemde güldüren. kaliteli mizahı en son nerede gördünüz?
1961 meclisinin açılışında kendini senatör yapmış cunta üyelerinin "milletin kayıtsız şartsız egemenliğine bağlı kalacaklarına" yemin etmeleri muazzam bir kara mizah örneğidir.
sözleri şu şekilde olan; albümü tanımlayan en iyi şarkılardan biri.
atılmışız bir sahneye
sarılmışız beyaz iplerle
hayat bize oyunlar yazmış
bölünmüşüz başrollere
bir an olsun sönmemiş hiç
kir gösteren ışıkları ah
bu dünyada sevmeye değer ne varsa kirlettik
çırıl çıplak teslim olmaya hazırdık
korkusuz ne yüzsüzler ruhsuzlar ne soysuzlar yetiştirdik
bilmezler inanmazlar bana yeter son perde
kim bu elleri bıcaklı yabancılar
sesi gür, yüzü uğursuz karartılar
perdenin sonuna doğru belirdiler
bizi yalana inandıran hurafeler
bu dünyada gülmeye değer ne varsa eskittik
ne yüzsüzler ne ruhsuzlar ne soysuzlar yetiştirdik
bilmezler, inanmazlar bana yeter son perde