günümüzdeki anlayış; kriz zamanlarında ekonomiye müdahale ederek devletçi müdahaleler yapıp, kriz olmadığı zamanlarda devletin müdahalesine karşı çıkıp serbest piyasa ekonomisini savunmaktır.(abd kapitalizmi) ayrıca bu sistem bir şekilde krize yol açmaktadır belirli aralıklarla. bazı iktisatçılar bu durumun kriz zamanlarındaki müdahaleci tavırlar yüzünden kaynaklandığını savunur. halbuki kapitalist anlayışa göre iflas eden banka vb. devlet tarafından kurtarılmamalı, iflas etmelidir. ekonomi kendi dengesini bulacaktır bu şekilde. çünkü kapitalist mantıkta kar eden kalır, zarar eden iflas eder gider şeklindedir. ama şu da vardır ki vahşi doğa düzeni ile bir tutulan kapitalizm insan doğasına pek ayak uyduramamaktadır.
kısacası günümüzün kapitalizm anlayışı sorunludur.
köleliğin hala sürmekte olduğu sistemdir. eski ile arasındaki tek fark eskiden kelepçeler demirden yapılıyorken şimdi kağıt banknotlardan yapılıyor olması
hem zeki hem çalışkan olanın hayatta kaldığı yapay seçilim. tek bir sıkıntısı vardır: aile kavramı. zengin birinin oğlu hiç çalışmadan zengin olurken, babası olmayan çocuk diğer herkesten çok çalışmak zorundadır.
kapitalizm güzel bir sistemdir, uygulamasında çeşitli sorunlar olsa da. (bkz: sömürücülük) (bkz: emperyalizm)
1989 yılı...Türkiye ilk defa pizza dükkanlarıyla tanışır.Türkiye’ye birkaç dükkan açarak pazarın nabzını yoklayan ünlü marka aldığı sonuçla şoka girer.Bekledikleri gibi olmaz.Boğazına düşkün olduğu için pizzayı seveceğini düşündükleri Türk tüketicisi, pizzayı sevmez.Dükkanlar kapatılır.Geri dönülür.
1991 yılı.Murakami-Wolf-Swenson Productions’ın ürettiği bir çizgi film dünyada büyük ilgi görür.Yapımcı şirket Türkiye’deki bir özel kanala bu çizgi filmi teklif eder.Kanal şaşkındır, fiyat gerçekten olması gerekenin %10’udur.Adeta kapandaki peynir gibi duran bu teklifi kaçırmaz özel kanal.Yayınlanmaya başlar.Çizgi film Türkiye’de de çok tutulur.Oyuncakları, rozetleri, kartpostalları,defterleri ve kitap kapları ile müthiş bir pazarlama da beraberinde gelir.
1994 yılına gelindiğinde çizgifilm dizisi milyonlarca çocuğu ve genci etkisi altına almıştır.Bu çocuklar tuhaf bir biçimde annelerinden pizza pişirmesini istemeye başlar.Türk anneleri pizzayı nasıl yapacağını bilmez.Talep gitgide artar.Derken pizza zinciri dükkanlarını yeniden aktif hale getirir, yeni dükkanlar açar.Çocuğu yemek yemeyen anneler mecburen pizza sipariş eder.Liseli, üniversiteli gençler arasında bir itibar nesnesi haline gelir. Türk mutfağının demode lahmacunu, pidesi terk edilmiş, gençler gruplar halinde pizza dükkanlarına gider hale gelir.
Tesadüfen (!) pizza talebini patlatan bu çizgifilmi çoktan tahmin ettiniz değil mi?Bravo! O çizgi film “Ninja Kaplumbağalar”!O pizza zincirini de tahmin ediyorsunuzdur,onu da buraya yazmayayım.
Şimdi o çocuklar büyüdü, çizgifilmi ilk izleyenler 30’larına geldi.ilk jenerasyon genç evli, yeni nesil aile oldu.Onlardan sonraki jenerasyon şimdilerde üniversite öğrencisi, ya yurtta ya da öğrenci evinde kalıyor.ilk jenerasyondaki evliler evde yemek pişirmek yerine sık sık şöyle diyor : “Pizza mı söylesek?”Bir sonraki jenerasyon da yurt odasına ya da öğrenci evine neredeyse her akşam pizza sipariş ediyor.
işte algılarımız böyle yönetiliyor.20-30 yıllık stratejiler çiziliyor, uygulanı yor.Bizim eğlenceli diye izlediğimiz masum çizgifilmler, diziler, sinema filmleri birtakım fikirlerin beyinlerimize çok daha hızlı zerk edilmesini sağlayan katalizörlerdenibaret.Ve emin olun, bu bilinçaltı pazarlamacıları, bu algı sihirbazları bize sadece pizza yedirmiyor…!
Bu sadece bir örnekti,Her Amerikan filminde Apple bilgisayarlarıngörünmesi bugünkü Apple çılgınlığının temeliydi.Her filmde sabah işe giderken elinde Starbucks kahve ile koşturuyor olması bugün bir kahveye 15 lira ödüyor olmamızın müsebbibi.Afrika’da ayağında ayakkabı olmadığı için pet şişe bağlayan Afrikalı gençlerin elinde içine su doldurulmuş Coca-Cola kutularıyla gezmeleri ve bununla sınıf atladıklarını düşünmeleri de yıllardır Coca-Cola’nın yaptığı “MUTLULUK” reklamlarının sonucu. Gerçekte mutlu olmayanlar içtikleri içecekten mutluluk akıtmaya çalışıyor işte, başka bir şey değil.
Biz hatırlamayız ama babalarımızın hayranı olduğu Western (Vahşi batı) filmlerindeki karizmatik kovboyu. O kovboyun ağzındaki Marlboro sigarayı babalarımız bugün hala bırakabilmiş değil. Etkiye bakar mısınız?işte bu yüzden unutmayalım;Bize sunulan görüntülerin, reklamların, film ve dizilerin %99’u bir amaca hizmet ediyor.inanmadan, etkilenmeden, kendimizi kaptırmadan önce iki kere düşünelim.
“Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter” diyordu Malcolm X,Uyanık olmayana pizzayı da yedirirler, kolayı da içirirler üzerine de bir sigara yaktırırlar…Afiyet olsun!
Kapitalizm, özel mülkiyetin, üretim araçlarının büyük bölümüne sahip olduğu ve işlettiği; yatırım, gelir dağılımı, üretim, mal ve hizmet fiyatlarının arz ve talebin buluştuğu piyasa ekonomisi tarafından belirlendiği sosyal ve ekonomik sistemdir.
Çok hoş bir çözümleme,ironi ve trajikomedi bir arada...
Ben Kapitalizm
Merhaba Ben Kapitalizm! Küçük kızlarınızı Barbie Bebeklerle büyüttüm, bugün sizden estetik operasyon için para istiyorlar diye neden şaşırıyorsunuz! Çıkarlarım uğruna kocaman bir moda endüstrisi yarattım! istediğimi de elde ettim, 17 yaşındaki kızların çoğu dış görünüşlerinden rahatsız.
Ben Kapitalizmim! Bir kadının bir moda dergisini 15 dakika karıştırması kendi vücudunu beğenmemesine yetiyor!
Ben Kapitalizmim ve bakış açınızı öyle bir değiştirdim ki, hırsız bir CEO'nun hayat hikâyesi sizin için “azim ve başarı hikayesi” olabiliyor. Ben Kapitalizmim ve ortalama bir insanın günde 5,5 saat TV izlediği, kitap okumadığı, tiyatro ve sinemaya çok az gittiği bir toplumda alaşağı edilmek gibi bir kaygım yok!
Ben Kapitalizmim ve Steve Jobs tabii ki çok önemli biriydi, ancak %1'inizin ihtiyacı olan makineleri 3. Dünya Ülkelerinde, ucuz işçilerle üretmekte çok başarılıydı. Elbette bütün kapitalistler birer “aziz” gibi konuşacaklar, tıpkı Bill Gates gibi, 150 milyon dolarlık 66.000 m2 bir evde yaşayan bir aziz!
Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden ortalık miras kavgaları yüzünden kanlı bıçaklı olmuş akrabalarla dolu. Her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yağlarınızı eritmek için ter döküyorsunuz!
Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1,4 milyar aç insan var! Ben Kapitalizmim ve Starbucks için kahve üreten bir çiftçinin oradan bir bardak kahve satın alabilmesi için 3 gün çalışması gerek!
Ben Kapitalizmim ve Uzak Doğu'da 6-12 yaş arası kızlar 200$ gibi komik bir paralarla seks kölesi olarak satılıyorlar.
Ben Kapitalizmim ve “serbest piyasa ekonomisi” dünyanın en büyük yalanı. Ben Kapitalizmim ve Amerikalıların % 24'ü eğer milyarder olmaları için bütün ailelerini reddetmeleri gerekecekse, bunu yapabileceklerini söylüyor.
Ben Kapitalizmim ve kadınlara sesleniyorum! Lütfen birer obje haline geldiğinizi aklınıza getirmeden Victoria's Secret'a koşun. Victoria's Secret ülkelerine Türkiye de eklendi, avuç içi kadar çamaşıra 80$ verince çok mutlu olacağınızı garanti ediyorum!
Ben Kapitalizmim ve 15 yaşındaki bir çocuğun iPad alabilmek için böbreğini sattığını duyunca zevkten dört köşe oldum!
Ben Kapitalizmim ve Madonna'nın sadece Londra'da 8 evi var, ortalama 600 evsize barınak olabilecek büyüklükte.
Ben Kapitalizmim ve Tayland'da Disney fabrikası için çalışan bir çocuğun Disneyland'e girecek parayı çıkarması için 55 gün çalışması gerek. Afrika kıtası dünyanın altın rezervlerinin % 90'ını elinde bulundurmasına rağmen, dünyada sadece 4 tane Afrikalı milyarder var.
Ben Kapitalizmim ve Afrika kıtasından her sene 8,5 milyar $ değerinde pırlanta çıkıyor, kıtanın açlık sorununu çözmeye yetecek miktar.
Ben Kapitalizmim ve siz pırlantalara bayılırsınız, Hindistan'da 1 milyon kişi günde 1,2 dolar kazanarak o pırlantaları üretiyorlar. Dünyayı sarışın kadınların güzel olduğuna inandırdım, bu yüzden Asya kıtasında 300 milyon kadın düzenli olarak beyazlatıcı sabun kullanıyor.
Ben Kapitalizmim ve sizin hayatlarına özendiğiniz Hollywood yıldızlarının % 64'ü kokain bağımlısı.
Ben Kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz.
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim!
Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, Müslümanlar 5 yıldızlı Kabe manzaralı otellerinde, “ibadet” ederlerken? Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, bütün dünya Hıristiyan bayramı Noeli sırf alışveriş yapıp eğlenmek için “kutlarken” ABD'de 7 milyon evsiz insanın olduğundan kimsenin haberi yok çünkü TV'de gördüğünüz Amerikalıların hepsi havuzlu villalarda yaşıyorlar.
Ben Kapitalizmim ve yine başardım! Bütün kadınları dolapları tıka basa dolu olduğu halde giyecek hiçbir şeyleri olmadığına inandırdım. Dünya nüfusunun % 50'si dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin % 1'ine sahip. Dünya nüfusunun % 1'i dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin % 50'sine sahip.
Ben Kapitalizmim ve bankacılar benim evlatlarım. Amerikalıların % 85'i eğer ekonomik durumlarını iyileştirebilecekse faşist bir hükümeti seçebileceklerini söylüyor. işte bu kapitalin gücü! Yukarıdakilerde eksik var fazla yok. Kapitalist sistemin yönettiği kullar haline gelmeyi kabul ettik hepimiz. Bunu kendi özgür irademizle yaptık sanıyoruz üstelik. Oysa Kapitalizmin Tanrısı fabrika ayarlarımızı bozmuş bile.
bu zamana kadar düzenlenen binlerce eyleme rağmen yıkılmak bir yana, şöyle hafifçe bile sarsılmamış olan sistem. bunun da sebebi paradır. bugün toplu halde sokağa çıkıp cebimizdeki bütün paraları yaksak * belki o zaman hafifçe sarsmış oluruz. çünkü kapitalizmin en güçlü tasmalarından biri paradır. kapitalizm şunun farkındadır; bugün sokağa çıkıp eylem yapanlar yarın tıpış tıpış kendisine geri dönecektir. sistemden nemalanıp da "fog the system" demek riyakarlıktır, pespayeliktir.
ayrıca bu sistemi de öyle barışçıl yollarla, polise çiçek uzatıp karşısında kitap okuyarak yıkamazsınız. mesela bugün dağa çıkıp "ben bu dövleti tanımiyim" deyin, devlet "hadi tak sepeti koluna herkes kendi yoluna" der ama senden gidiş dönüş parasını da çatır çatır alır. düzen istiyorsanız düzülmeye boyun eğeceksiniz.
ha tabii düzen diye bir şeyin kalmadığı durumlarda "kaos" ortaya çıkıyor. kaosta da insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor, beynin sürüngen kısmı kontrolü devralıyor. (bkz: survival of the fittest) bugün yaptığımız tek şey rol yapmak. hepimiz solcu, sağcı, hümanist, demokrasi yanlısı rolü yapıyoruz. bu yüzden çıkıp da çatır çatır mesela "ben ırkçıyım, x'lerden nefret ediyorum" "kadınlardan nefret ediyorum, hepsi kezbanın teki" diyemiyorsunuz, çünkü böyle dediğinizde dışlanıyorsunuz. halbuki bunları belirtmek de bir özgürlüktür. özgürlük ve hümanizm anlayışını herkes kendine göre kesip yontar. mesela bir tecavüzcüye edilen küfürler hep standarttır; orospu çocuğu, sikini keseceksin, hapiste dayılara siktireceksin vs. yani duygularınızın yoğun olduğu anlarda ilkel ve vahşi benliğiniz ortaya çıkıyor. dinler bile bu ilkel ve vahşi benliğin bir ürünüdür. pek çok dinde "şeytan" kavramı ortaktır ve bütün kötülüklerin anasıdır. "hani ben kötülük yapmam normalde ama şeytana uydum" hesabı. siktir lan oradan puşt!
bu yüzden bu dünyada huzura yer yoktur. insanoğlunun soyu tükenene kadar savaşa devam.
kapital-izm. Bizi tarihin gördüğü zirzoplardan olmamaya, kimsenin adamı olmamış ve olmayacak olanlardan olmamıza engel olan bir izmdir. Komünizm, sosyalizm, hümanizm, faşizm.. gibi. Bizi bir takım davranış kalıplarına sokan, aile algımızı, dost arkadaş algımızı değiştiren bizi çağa uygun hale sokmaya çalışan bir izm. Çağa uygun hale getiremeyince de nevrozlu, anormal, sosyopat olarak dışlayan toplumsal dünyanın kendini uyuşturma silahı.
Bilmem kaç kanallı televizyonlar, 24 saat sıcak su, ellerimizden düşürmediğimiz cep telefonları, her birimizi sabahın köründe kaldıran eve ekmek götürmenin şerefini ta içimize işlemeyi başarmış olan geleneğin yozlaşmış hali.
Televizyonların içine gömülüp saf duygularımızı bir değişime tabii tutan, bizi saflıktan ayıran değiştiren geliştiren eksilten..
Sıcak bir yuvanın güzel bir eşin hayalleri dolaşır zihnimizde. Ailenin rolü o anaç, babacan koruyucu sahiplenici özellikleri. Çocukluğumuzda hep istediğimiz en havalı meslek, en güzel kadınla evlenmek, güzel arabalara sahip olmak. Eksik ya da fazla her birimiz isteriz bunları.
Ama gün gelip te hayallerimizde ki ne o yuvanın yuva, ne kadının kadın, ne arabaların yalnız binek aracı olmadığını anlamamız pek uzun sürmez.
içine girdiğimizde anlarız. Aslında hayalini kurduğumuz -bize ait olan- yuvamızın, hayallerimizdeki ardıl düşünceleri olmayan güzel kadının, bize zevk verdiğini yaparken mutlu olduğumuzu düşlediğimiz işin dünya tarafından değiştirildiğini. Aslında hayallerimizin gerçek olmaktan çok uzak kaldığını.
Gerçek dünyadaki ailede çocuklar ebevenylerine yalanlar söyler, anneler televizyon başından ayrılmazlar, can sıkıntısını giderebilmek için kendi içlerinde altın günü, kadınların özel sohbetlerini icat ederler. Çalışmayan annelerin işten yorgun argın gelen babanın yolunu gözleyip evi çekip çevirmekle görevli olduğunu. Ve anlarsın. Bunu yaparken biraz olsun rahatlayabilmek için o kadın programlarını izlediğini, en büyük keyiflerinin pazardan marketten alışveriş yapmak olduğunu, kader ortakları kadınlar ile bir araya gelip dedikodu yapmayı, fal bakmayı geliştirdiklerini. Mobilyalarının karşı komşunun mobilyalarından daha iyi olmasını dilediklerini, hatta ileri gidip kendi çocuklarının başarısını bir kıyaslama aracı olarak gördüklerini.
Çocukken hayalini kurduğun o güzel dünyanın aslında hiçte güzel olmadığını hiçte masum olmadığını fark ettiğin an büyürsün.
Babanın işten yorgun argın eve gelip televizyonun karşısında elinde kumanda ile uyuklamasını seyredersin. Haftanın 5 günü kanını ve terini nasıl sattığını görürsün. Bazen yozlaşma ve dönüştürme o kadar ileri gider ki, artık ne eski baba figürünü, ne de ailenin o eski halini görebilirsiniz.
Baba facebookundan güzel kadınları arattığında, hayalinizdeki o güzel kadının içine işlemiş o çirkef o artık ona ait olmuş sonradan eklemeleri fark ettiğinizde.
Sevgiliniz olur, anlık duygu değişimlerini o kadar hızlı bir şekilde yaşarsınız ki aşık olmadığınızı bildiğiniz halde aşk acısı çektiğinize yemin edebileceğiniz anlarınız olur. Dayatmayı o kadar benimsersiniz ki. Kıskançlık kaprislerini, tüm eski efsaneler kadar içinizde hissedersiniz.
Kapitalizm dünyanın başına gelmiş en büyük felaketlerden biridir. Ve bu felaket herkesi içine almayı başarmış tufan özelliğini insanın içinde olanları ortaya çıkarmasına borçludur.
Kim ne derse desin hiç bir sistem hiç bir akım hiç bir ideoloji ya da düşünce taraftarları onu içselleştirmediği sürece gelişemez, ilerleyemez.
Kapital-izm ilerledi ve bu ilerlemesi hiç bir akımın olmadığı kadar hızlı oldu. Hiçbir sistemin yerleşmediği kadar yerleşti. Hiç bir düşüncenin bulmadığı kadar taraftar buldu. Çünkü içimize işlemeyi başardı.
içimize işlemeyi başardı çünkü içimizde olanları ortaya çıkardı. insanoğlunun o bütün kötü yanlarını çıkarabildi ortaya. Üstelik bunu yaparken bize değiştirerek yansıtmayı o kadar başardı ki bırakın şikayet etmeyi savunur hale getirdi.
öyle bir hale getirdi ki değişen, yozlaşan dünyada zaten anlamsız olan varoluşunuzu anlarsınız. Evet anlamsızlığı anlarsınız. Bu sistem olmasa da anlamsızlığın hep baki olduğunu, aslında tüm o değerleri, kuralları, kurumları bizim yarattığımızı. Şeref, namus, doğru, yanlış önermelerimizin, normlarımızın insan eliyle oluşturulmuş bir işleve mutlaka hizmet ettiğini anlarsınız.
Ama yine de merak ediyorum ben. Zaten anlamsız olan bu dünyanın bu anlamsızlığını tüm o görmemek için her gün aldığımız o uyuşturucuların aslında hiçliği yaşamamak için icat edildiğini ben zaten anlayacaktım. Ama belki bu siktiğim kapitalizmi olmasa daha geç anlardım. Belki tüm o uyuşmamızı sağlayanlar bu kadar yapmacık olmasaydı, tüm o ilişkiler bu kadar menfaatçi bu kadar çirkef olmasaydı.. Belki hayallerimle birazcık olsun örtüşebilseydi şu dünyanız. Belki o zaman daha geç anlardım, daha geç anlardım da en azından bir kaç yıl normal bir insan gibi yaşardım. Olmaz mıydı ?
Kaçışı olmayan sistem. Her yönden içine alıyor seni, sende başta sisteme dahil olmamak için başta kaçıyorsun sonra kaçtığın için pişman oluyorsun. Üzgünüm dostum, bir gelenek bu ve ister dahil ol ister olma bir şekilde parçasısın. Yıkabilirsin ama öldüremezsin, çünkü tam bitirdim deyince ortaya çıkan bir olay bu. insan doğası kapitalist, ne yaparsın?
iyi uygulayan ülkelerin (amerika) bu gün prosunu içtiği sistem. Eğer ki doğru uygulanırsa bir ülkeyi hayal edilemeyecek düzeyde ileriye taşıyan , tarihi hakkında dirsek çürüttüğüm, sanayi deviminden sonra başlayan sistem. Biraz kapitalizm iyidir ... çalışanlar(kafası çalışan) hakkını aldığı için, aptallar ve memurlar sevmez.