Kapitalizm insanlığa cehennemi yaşatıyor. Bir avuç kapitalistin saltanatı, gezegeni dolduran milyarlarca insanı, açlığın, yoksulluk ve yoksunluğun, işsizliğin, inanılmaz bir eşitsizlik ve adaletsizliğin, kanlı savaşların, zulüm ve işkencenin, dibi gelmez bir çürüme ve yabancılaşmanın pençesinde kıvrandırıyor. Kâr hırsına dayanan bu saltanat, tüm doğayı da acımasızca tahrip ediyor. Bu gidişi durdurmadığı takdirde insanoğlunu bekleyen akıbet, misli görülmemiş bir barbarlık olacaktır.
Üstelik bu kara tablo, bir yeryüzü cenneti yaratmanın araçları insanlığın elinin altındayken oluyor. Bilim ve teknolojinin çığır açıcı başarıları, insanlığı özgürleştirmek yerine daha da köleleştiriyor. Üretici güçlerin gelişiminin önündeki özel mülkiyet ve ulus devlet engeli artık dayanılmaz bir cendereye dönüşmüştür. Bu durum insanlığın önündeki tek çıkış yolunun sosyalizm olduğuna işaret ediyor. Ya sosyalizm ya barbarlık!
insanlığı bu bataklıktan kurtaracak ve sosyalizme götürecek tek güç, artık “nesli tükendi” denilen işçi sınıfıdır. Gerçekler inatçıdır! işçi sınıfı yok olmak şöyle dursun, büyümüş, gelişmiş ve nesnel olarak daha da güçlenmiştir. Bugün dünya nüfusunun çoğunluğunu işçi sınıfı oluşturmaktadır. Gerçekte işçi sınıfının “bitişine” kanıt olarak gösterilen olgular, sadece işçi sınıfının bileşimi ve kapsamındaki değişimleri göstermektedir. Bu değişim ise, sadece bugün değil işçi sınıfı varolduğundan beri vardır. Gerçek şu ki, dünya üzerinde işgücünü bir ücret karşılığında satarak yaşamaya çalışan milyarların yani işçi sınıfının bugün de zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktur. Kazanacakları ise koskoca bir dünyadır!
Kapitalizm insanlığın başlangıcından beri var. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanların zaafları hiç değişmiyor. Zengin olma, birinden maddi bakımca üstün olma hırsı her zaman vardı.
Zenginle fakir arasında ciddi uçurum yaratan, zengini kral yapan, fakiri ise açlıktan kırılacak hale getiren sistem.
--spoiler--
Amerikalı bir işadamı, iş seyahati için Meksika’ ya gitmiş. Boş zamanında şirin bir kıyı kasabasını ziyaret etmiş. Limanda gezinirken, balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçıyı görmüş. Balıkçıya seslenmiş:
– Merhaba balıkçı, teknen balık dolu, bu kadar balığı ne kadar zaman da tuttun?
Balıkçı cevap vermiş:
– Bir iki saatte tuttum.
işadamı merak etmiş:
– Neden biraz daha uğraşıp daha fazla tutmadın?
Balıkçı omuz silkerek, cevaplamış:
– Bu kadar balık bizim için yeterli, daha fazlasına ihtiyacımız yok ki.
– Günün kalan zamanında ne yapıyorsun peki, bütün günü nasıl geçiriyorsun?
Balıkçı, anlatmış bir gününü:
– Sabahları, denize açılırım, ihtiyacım kadar balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım, onlarla vakit geçiririm. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp, şarap içer, gece yarısına kadar eğleniriz. Anlayacağınız gün nasıl geçiyor anlamıyorum, sinyor.
işadamı kendinden emin bir şekilde:
– Bak demiş istersen ben sana yardım ederim. Balık tutma işine daha çok zaman ayırmalısın. Büyük bir tekne ile daha çok balık tutabilirsin. Elde edeceğin gelirle başka tekneler de alırsın. Kısa zamanda bir balıkçı filosuna sahip olursun. Çok balık yakaladığın için balığı aracılara değil, doğrudan işleme tesislerine satabilirsin. Hatta daha sonra kendi balık işleme tesisini bile kurabilirsin. Benim yardımlarımla balıkçılık sektöründe lider olursun.
Balıkçı merakla sordu:
– Bu dediklerinizi yapmak kaç sene sürer sinyor ?
iş adamı:
– Tahminen 15-20 yıl sürer, ama sonrası daha güzel, şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanabilirsin.
Balıkçı heyecanlanmış:
– Milyonlar kazanırım ha, peki sonra bu parayla ne yapacağım?
işadamı hayalini anlatmış:
– Sonra emekli olursun. Şirin bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. Bundan sonra artık zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla, torunlarınla oynarsın. Eşinle keyfince istediğin kadar siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içer ve gece yarısına kadar gülüp eğlenirsin. Sence de mükemmel değil mi?
--spoiler--
modern kölelik. bunu savunanın da insanlığından şüphe ederim. sözlükte vardı böyle bi tip. konuşuyordu hala en son donuza ekledim.
tabi senin arkanda koç, sabancı varsa bilemem de. asgari maaşla geçinmeye çalışan bir emekçinin oğlu falan olsan görürüm ben senin kapitalizmini de, liberalliğini de.
bu fakir halk toplumun büyük bir bölümü iken, zengin ise çok azınlık bir kesimdir. dolayısıyla azınlığın çoğunluğu sömürmesidir kapitalizm.
marks üstad bu iğrenç sistemin analizini bir güzel yapıp çelişkilerinizi bir güzel açığa vuruyor. çöküş kaçınılmaz. sen ise ancak onu erteletebilirsin.
edit: doğal sistemmiş siktir ordan. toplumların tarihsel evriminden haberin yok. gidip iki kitap oku toplumların evrimini öğrendiğinde kapitalizmin doğal sistem olmadığını anlarsın. hayır bu kadar cahil olduğunu belli etme be ergen.
adam smith, mill gibi düşünürlerin ortaya attığı ana para kapital'e sahip olanın güçlü olduğu emek sermaye ilişkisi olarak tanımlayabileceğimiz güçlünün hırsları peşinde koştuğu , fakirlerin aç kalarak öldüğü adaletsiz dünya'nın sistemdir. işçi her zaman ezilir. her zaman zengin para babaları kazanırlar. dan blizarian denen adam parasını kadınlarla kızlarla, helikopterle son model arabalar ile yatlar ile yerken afrika'da milyonlarca insan açlıktan ölüyor. işte kapitalizm budur adaletsizdir. önemli olan bilgi'nin erdemin değil önemli olan paranın olduğu bir sistemdir.
ordan burdan yarım yamalak burjuva bilgileriyle küba'yı itin götüne sokanları gösteren sistemdir. adamların daha geçen efsane lideri fidel castro öldü. ülkede yas ilan edildi ve milyonlar ellerinde castro bayraklarıyla saygı yürüyüşünde bulundu bu ülkede. eğer gerçekten dediğin gibi küba denen ülke diktatörlükle yönetilmiş olsaydı bu insanlar devrimi yapan castro'yu neden sevgiyle ansın? burada bir mantık hatası yok mu? kübadaki düzenden memnun olan bir sürü kübalı var ve yapılan araştırmalarda küba halkının çok büyük bir bölümünün düzenden memnun olduğu kanıtlanmıştır. memnun olmayanda zengin burjuvazi kübalılar (zaten onarın da devrimden sonra bir çoğu abd'ye kaçmıştır) daha neyin tatavasıdır bu arkadaş? ordan burdan öğrendiği saçma sapan taraflı burjuva haberleriyle ''koboda ozgorlok yok'' diyen kapitalist ağlakları mevcuttur bu şarlatanlara itibar etmeyiniz.
ayrıca türkiye'de karma ekonomi olduğunu zanneder bu insanlar. karma ekonomi terkedileli yıllar oluyor senin hükümetin ülkede ne varsa özelleştirdi. lan bu mu karma ekonomi?