kanser ilaçları çok fazla yan etkisi bulunan ilaçlardır. fakat;
ilaçların çok fazla yan etkisi olmasına rağmen, ilaç "yerine" yaprak, çiçek, böcek, meyve tüketmek doğru değildir. çoğu bitkide tek bir etken madde bulunmaz. bitkide bulunan x etken maddesi hastalığınızı tedavi edebilme özelliğine sahip olabilir ancak yine aynı bitkide bulunan y etken maddesi bunun etkisini baskılayabilir, vücut içerisinde ters etki yaratmasına neden olabilir. kaldı ki, günde * 100 mg almanız gereken etken maddeyi bitkiden ölçerek alamazsınız. alacağınız 80 mg etken madde işe yaramazken, 120 mg toksik etki yaratabilir.
hatta ve hatta ilaçla beraber bilinçsizce kullanılan bazı bitkiler, ilacın etkisini bloke edebilir.
kanser tedavisinde kullanılan ilaçların amacı kanserli hücreleri öldürmek olduğundan, ilaç hazırlanmasında kullanılan bitkiler * genel olarak işlenmemiş, ilaç formuna dönüştürülmemiş halde kullanıldığında toksiktir.
Günümüzde giderek artan ve kişilerin gündelik yaşantısını etkileyen hastalıktır kanser. Tedavide kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler uygulanır. Ancak bu tedaviler hastaların iyileşmesini arttırırken aslında genç yaştaki hastalar içinde bir yandan da kısırlığa neden olabilmektedir. Bu konuyla ilgili Medicana hastanesi uzmanları ‘‘Yumurta dondurma yöntemi’’ile kanser tedavisi sonrası kısırlığa çözüm bulunduğunu açıklamış. Bir yılı aşkın süredir ülkemizde yasal hale gelen yumurta dondurma işlemi, bu kapsamda kanser hastası olan kadınlar başta olmak üzere sıkça tercih edilmeye başlanmış. Peki nedir bu yumurta dondurma işlemi derseniz "kadının yumurtalıklarından toplanan olgun yumurtaların ileriki yıllarda çocuk sahibi olunabilmesi için çok özel dondurma yöntemleriyle dondurulup saklanması diyebiliriz. Bilgilenelim bilgilendirelim arkadaşlar.
bilimin kaybettiği hicligi gözler onune seren olumcul hastalık. insanlar ölüyor bu amin oğulları yeni ufuklar kesfediyoruz falan diyor. al o gezegenleri götune sok. insanlar acı çekiyor.
kemoterapi gibi modern tıbbi yöntemlerle tedavisi sağlanılan ve iyileşme olasılığının yarı yarıya olduğu global hastalık türü.hayatımın bir kısmında beni sarıp sarmalayan bu kara veban babamın vefatıyla benim ve bütün ailemin hayatını değiştirmiştir.zannedersem ileriki yaşlarda müptelası olduğum sigara bağımlılığının sonucunda benide sarmalayacaktır.ölüm veya sigara hiç farketmez.duman vaftizlerinde yolumuzu buluruz biz.yüzbinkere tövbe eder gene şarap içeriz.
Genelde hakkında yorumlar yapılsa da, çalışma biçimi fazla açıklanmayan hastalık.
açıklayalım.
Bir hücrede bir sorun olduğu zaman, %99,9999 ihtimalle o hücre ölür.
Ama bazen hücre düzgün çalışmaz ve sistemi yanlış giderse ölümü gerçekleşmez. Aksine kontrol dışı bölünmeye, kendi problemine sahip yeni hücreler yaratmaya başlar. Genellikle bu "bozuk" hücreler bağışıklık sistemi tarafından hızla yok edilirler, ancak...
Bazen bağışıklık bu görevi yerine getiremez. Bahsedilen bozuk hücreler genetik ya da dış etmenlerden (mesela radyasyon) dolayı mutasyon geçirmişlerdir.
Vücutta her hücrenin bir görevi vardır ve bu görev nerede ne kadar bölüneceklerini, nasıl davranacaklarını belirler. Hücrenin bozulmasına neden olan mutasyonlar bu görevlerin yerine getirilmesini engeller. Hücre bölündükçe bölünür, çoğalır.
Ayrıca yine her hücrenin, görevlerini yerlerine getiremediği zaman aktive olan ve hücrenin intihar etmesini sağlayarak organizmayı koruyan güvenlik mekanizmaları da vardır. Kanser hücrelerindeki mutasyonlar bu güvenlik önlemini de iptal eder.
Bu hücrelerin sayısı arttığı zaman oluşturdukları yapıya bir isim verilir;
Ve tümörler, bağışıklık sisteminin kendilerini yok edemeyeceği bir hızda büyürler.
Eğer bu başınıza geldiyse, siki tuttunuz demektir.
Yaşamsal kaynaklarınız hem bu olağan dışı yapı ile mücadele etmekte olan bağışıklık sisteminiz tarafından, hem de kontrolsüz çoğalarak sonsuza kadar büyümek isteyen tümör tarafından aynı anda emilmeye başlanır. Ayrıca, tümör büyük miktarda biyolojik atık yaratır ve vücudunuzu yavaş yavaş zehirlemeye başlar.
Eninde sonunda tümör o kadar büyür ki, etrafındaki dokuları itmeye, baskı yapmaya başlar. Bastırılan organlar genelde görevlerini yerine tam olarak getiremez ve bok gibi çalışırlar. Bu da daha fazla probleme neden olur. Rahatsızlık, acı, hatta organ yetmezliği gibi.
Bazen sinirlerinize yapılan baskı nedeniyle kör ya da felç bile kalabilirsiniz.
Daha kötü olamaz mı diyorsunuz?
olur.
Bazen tümör tek bir noktada başgösterir. Bu kötüdür ama mücadele etmek için yollar vardır.
Bazen ise kanser hücreleri vücudun değişik noktalarına yayılır ve her yerde büyümeye başlarlar.
Bu durumda ciddi anlamda boku yemişsinizdir.
Yani görüyoruz ki, kanser son derece kötü haberdir. Kendisini istemezsiniz.*
Onur ile ceren çifti ile şu sıralar yine gündemde olan hastalık. o değilde ceren gibi bir kız karşısına çıkarmış tanrı adamın. kanser
cüzi bir bedel kalır yanında.
gözümün önün de eriyip giden babaanem, hani zamanın eli değer ya öyle gitti göz göre göre bir şey yapamadan yanımda kimseye Allah böyle bir acı vermesin.
Bir insanın gözünüzün önünde nasıl eridiğine şahit eden hastalık :/ Teknoloji gelişsin artık kansere bir çare bulunsun derken biraz olsun umut vaad eden bir haber okudum.
Medicana Hastanesi'nde cyberknife robotu, kanseri ameliyat yerine ışınla yani radyasyonla tedavi ediyormuş. Sistemin tümörleri küçülttüğü, tedavi ettiği belirtiliyor. Beyin, pankreas,akciğer hatta prostat.. Çoğu kanserde kullanılıyor hem de.. ve hastaneye yatmak gerekmiyor. Haftalarca radyoterapi görürdü hastalar, şimdi birkaç gün içinde bile tedavi tamamlanabiliyormuş. Bir de en önemlisi ismi Cyberknife yani isminde "neşter" geçiyor ama robot, kesme-mesme yapmıyor. Yani anestezi uygulanmıyor. Ağrı yok... Işınla tedavi.. Hasta robotun karşısına yatıyor ve isterse müzik dinleyerek rahat bir ortamda 30 dakika-1 saatte tedavi görüyor. Radyasyon önce korkuttu ama cihazın asıl özelliği hastalık dışında sağlam organlara zarar vermeyecek kadar hassas ışınlama yapıyor olmasıymış. Kanser hastaları araştırmalı bence... Japonya'da bile övgü almış merkez.. Ankara Medicana'da cihaz bu arada... SGK anlaşması da mevcutmuş, bilginize.
sayesinde metastaz, sisplatin, pet-bt gibi kavramların beyninize kazındığı, ''allahım nolur canı daha fazla acımasın al canını'' diyerek ölmesini istediğiniz babanıza karşı yıllar sonra bile suçluluk hissi taşımanıza, bi yandan telefonla oynayıp diğer yandan ağzının ucuyla ''solunum cihazından çıkarırsak hemen kaybederiz ancak bu şekilde devam edersek süreç çok uzayabilir vücutta yaralar çıkabilir hastanın altının bezlenmesi gerekebilir vs vs. siz düşünün bi karar verin'' diyen profesöre maruz kalmanıza, en ufak öksürük veya sırt ağrısında ''lan yoksa bende de mi..'' diyerekten paranoyağa bağlayıp soluğu doktorda almanıza neden olan beterin beteri derttir.
çok sevdiğim yakın bir akrabam bu hastalığa yakalanmıştı.
meme kanseri olmuştu kendisi.
o ilk haberi aldığınız an gerçekten çok kötü oluyorsunuz.
hayatımda yaşadığım en kötü duygulardan birisiydi.
onun değişimine tanık olmak,kemoterapilerin yan etkileri sizi de çok üzüyor.
ama hastalar için moral çok önemli.
ona durumu yansıtmamak,onu sevindirecek davranışlarda bulunmak çok önemli.
şimdi onu iyi görünce çok mutlu oluyorum.
eğer bu hastalığa yakalanmış yakınınız varsa lütfen onu üzmeyin,desteğinizi esirgemeyin.
onu mutlu edecek küçük bir davranış bile çok önemli.
bu hastalığa yakalanan herkesin allah yardımcısı olsun.