kaçışı realist bakışa göre zor olan hastalık. erken teşhis zırıltıları insanları hipokondriyak yapmaktan öteye geçemiyor. major kanserojenlerden uzak durup, fazla korkulmaması gerekendir.
kurtulma oranları çoğu tür ve safhada oldukça yüksektir, aksini söyleyenler uzman kişiler değildir itibar etmeyiniz.
öte yandan sevdiğini kaybetmek çok zor, allahtan rahmet diliyorum. ancak hep kara haberler duyrulduğundan mütevellit hastalarda çökkünlük saha da artıyor. internete giren hasta bitiyor. doktor gerçek istatistiki verilere hastaları inandıramıyor ve iş daha da zorlaşıyor.
asla peşini bırakmayan, hücrelerin şuursuzlaştığı, hastalık süresince yaşam kalitesini sıfırın altına indiren illet. büyük oranda öldürür. hastalığı yenmek diye bir şey yoktur. belli bir zaman sonra daha dirençli ve hızlı bir şekilde nükseder ve hastayı kısa sürede ölüme götürür. dermanı var saklıyorlar gibisinden cümleler yıllardır dolanıyor ortalıkta. bu konuya pek takılmıyorum açıkçası. yani ben annemi kaybettikten sonra pek kar etmiyor şimdilik... üç sene çekti. olmadı. umut etmek kavramını iliklerime kadar hissetiğim tam üç sene. olmadı.
kötü oğlum çok kötü. tam bitti kurtuldu diyorsun iki ay sonra yeniden çıkıyor ortaya. en sevdiklerinin gözünün önünde adım adım yitişini görüyorsun. onunla rehabilitasyon merkezine gitmekten başka hiçbir şey yapamıyorsun. hep bitecek hep geçecek diye umutlanıyorsun, bitiyor ama sonuç senin istediğin şekilde olmuyor...
halamı da götürmüş illetdir. kadın basurum ama acıya dayanabiliyorum diye ameliyat olmuyodu meğer kansere dönmüş önceden de dediğim gibi allah düşmanımın başına vermesin.
allah düşmanımın başına vermesin denilen şeylerdendir. normal halindeyken bile tedavisi çok zorken bir de başka organlara atarsa ne yazık ki kurtulmak mümkün değildir.
yakınından yöresinden geçmeyenlere çok uzak hastalıktır, sanırsınız ki önemli ciddi bir hastalık değil ama ansızın gelir sevdiğiniz bir insanı alır ve gider, gittiği zaman sizden çok şey götürür daha yapılacak çok şey vardır aslında dersin elinden hiçbir şey gelmez aradan 10 yılda geçse hatırladığın zaman kalbinde ince bir sızı oluşur ebediyete dek.
ingiltere Plymouth Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, aileleri tarafından sürekli azarlanan ve dayak yiyen çocukların ilerleyen yıllarda kansere yakalanma riski 2 kat daha fazla. Araştırmaya göre dayak yiyen ya da yüzüne bağırılan çocuklarda oluşan stres, yıllar sonra biyolojik değişikliklere yol açıyor ve hastalık eğilimi artıyor.
ailemden birini alan hastalık. bu sebeple kanser ve ona neden olan her şeye karşı gelişen antipati birden büyük bir nefrete dönüştü bende.
-erken teşhis (kanser taraması yaptırmak )
-kansere neden olan maddelerden uzak durma (sigara vs.)
16 yaşımda yaşadığım tıbbi olay. kitle oluşturuyor. kontrolsüz üreyerek hücreler kitle oluşturduktan sonra ameliyat ve kemoterapi..
saçlarınız dökülüyor. hepsinden çok acı veren bu oluyor.
halk arasın da isminin bile söylenmesinden korkulan, kötü hastalığa ya da çaresiz hastalığa yakalanmış gibi isimlerle ifade edilen çağımızın en belalı hastalığıdır.
10 yıl önce kulak çınlaması şikayeti ile doktora giden babamda çıkmış olan hastalık. önce devlet hastanesi doktoruna gitmişti babam hastanenin imkanlarında nazofarengial görüntüleme ünitesi bulunmamasından mütevellit!!, doktor babamı özel muayenesine çağırmıştı. ilk gün evde doktorun para kazanmak için bunu yaptığı görüşü hakim olmasına rağmen babam ertesi gün doktorun özel muayenesine gitmişti. görüntüleme işlemi yapılmış ve doktor tarafından normal olmayan bazı oluşumların varlığı tespit edilmiş ve parça alınarak patoloğa gönderilmişti.
sonucu almak için bir cuma günü laboratuara gitmiştik babamla kağıdı aldık hemen açtık sanki bişeyler anlayacakmışız gibi bakmaya başlamıştık..sonuç bölümünde ca(+) yazdığını gördüğümüzde ikimizinde başından aşağıya kaynar sular dökülmüştü. hemen doktorun yanına gittiğimizde doktor daha iyi bir araştırma yapılması için babamı izmir özel onkomer hastanesine sevk etti. hemen ertesi gün izmire gidip tekrar kontrole giren babamın sonucunun doğru olduğu ve babamın "çok az ömrünün kaldığı" doktor tarafından suratımıza söylendi.
izmirden ayrılıp salihliye döndüğümüzde sanki o gün hiç öyle bişey yaşanmamış gibi davranıyordu herkes birbirine.evde sanki psikolojik harp başlamıştı.2 gün geçmiş babamdan hiç ses çıkmıyordu. bu duruma dayanamayan annem biran evvel tedaviye başlaması gerektiğini babama anlattı.babam inatla daha önce 2 akrabasının uzun süre tedavi olmasına rağmen kanser hastalığından öldüğünü,zorlu tedavi sürecini yaşamak istemediğini,nasıl olsa doktorunda söylediği gibi az bir ömrünün kaldığını, kalan ömrünüde huzurlu yaşamak istediğini, sonucunda öleceğini söyleyerek tedaviyi reddetiyordu. 10 günlük bir uğraşın sonucunda babamı tedaviye kabul ettirip izmire götürdük.hergün izmire gidip gelip radyoterapi ve kemoterapi olan babam 8 ayın sonunda hastalığı yenmeyi başardı. 81 kilodan 33 kiloya kadar düşmüştü..yavaş yavaş kendini tamemen toplayan babam şuan eski haline döndü.
ama izmir onkomer hastanesinde görev yapan doktorun suratımıza sanki hiçbirşey hissetmeden, canı vereninde alanında allah olduğunu bilmeden "beyfendi çok fazla ömrünüz kalmadı tedavi olmak yada olmamak sizin insiyatifinizde" dediği günü hayatta unutamayacam.
allaha şükürler olsun çıkmadık candan ümit kesilmedi ve babam iyileşti ama doktorun o sözlerine karşılık biz babamı tedaviye ikna etmeseydik bunun vebalini doktor nasıl taşıyacaktı gerçekten çok merak ediyorum..
Sekiz yıl önceydi ve bir yaz günüydü, doktor arkadaşı ona kanser oluğunu söyledi ve ekledi greidi yüksek. yani dedi yazar? "Çav bella bebek ölüyorsun" dedi arkadaşı. Ve devam etti kemoterapi yok, radyoterapi yok çünkü karaciğer gümler, sadece ameliyat o kadar.
Hani sahilde deniz çekilirken kayıyor gibi olursunuz ya, hani uçak aniden inerken içiniz kalkar ya, ve hani filmlerde kalabalık birden flulaşır ve sesler uğultuya döner ya, aynen öyle oldu.
Sonra sabah dörtte sahilde bira içip böğüre, böğüre ağlamalar, istediğin an istediğin yere gitmeler veee tam sekiz yıl geçmiş. insan kurtulabiliyormuş.
2 gün önce çocukluk arkadaşımın abisinin yakalandığı amansız hastalık. ilk duyduğumda 2 3 saat şoku üzerimden atmadım. emin misiniz? yanlışlık olmasın diye sorup durdum babama. ama cevap aynıydı. adamın testislerinde kist varmış ve bu 4 sene vücüdundaymış. sonundada ciğerlerine sıçramış. utanmış söyleyememiş. bir arkadaşı bile bilmiyormuş. adam bunu nasıl söyleyememiş hala aklım almıyor. yaşıda 31 civarıydı. olmadı evlendiremediler adamı. meğerse sorunları varmış.
son hastahane ziyaretine giderken kardeşini merdivenlerden inerken ağladığını gördüm. tamda adamı ziyaret edecektik. tuhaf oldum. neyseki kendimi toparladım ve yanına gidip moral vermeye çalıştım. ziyaret bittikten sonra dışarda annesinin anneme "uşağum bitti, uşağum bitti" şeklinde ağlamasıyla göz yaşlarımı tutamadım. çocuk gibi ağladım. allahın belası hastalık.
kanser kemoterapi ve ışın tedavisiyle durdurulmaya çalışılır tamamen vücuttan gitmez ve sürekli gözetim altında olunduğunda kişiye eski sağlığını verir.
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder.
vücudumuzdaki tüm organlar canlının en küçük yapı taşı olan hücrelerden oluşur
Sağlıklı vücut hücreleri bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre ne zaman ve nerede bölünebileceğini bilme yeteneğine sahiptir
Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri toplanarak urları ( tümörleri ) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır. Her kanser aynı yapıya sahip değildir.
Vücutta mutasyona uğrayan hücrelerin ancak çok küçük bir kısmı kansere yol açar. Bunun birçok nedeni vardır:
Mutasyon gösteren hücrelerin yaşama kabiliyetleri normal hücrelere göre daha azdır. Bu yüzden ölürler.
Mutasyon gösteren hücrelerin pek çoğunda bile hâlâ aşırı büyümeyi önleyen normal geridönüm kontrol düzeneği("Tümör baskılayıcı genler") bulunur. Bu yüzden hayatta kalabilen mutant hücrelerin çok azı kanserli hücreye dönüşür.
Sıklıkla, kanser potansiyeli taşıyan bu hücreler büyüyüp kanser oluşturmadan önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilirler.
Bu olay şöyle açıklanmaktadır:
Mutant hücrelerin çoğu, değişikliğe uğramış genleri nedeniyle kendi içlerinde anormal protein oluştururlar. Bu anormal proteinler vucudun bağışıklık sistemini uyararak antikor yapımına veya kanserli hücreye karşı duyarlılık kazanmış lenfositlerin oluşmasına neden olarak kanserli hücrenin yok edilmesini sağlarlar. ( Bu olayı destekleyen bir gerçek de organ trasnplantasyonu nedeniyle immünsupresif tedavi gören hastalarda kanser riskinin beş kat artmasıdır.
Bağışıklık sisteminin etkinliğini bozan durumlar kanseri hazırlayıcı etmenler (predispozan) olarak bilinir. Bağışıklık sistemi tarafından yok edilmemiş olan bu hücreler kontrolsüz biçimde üreyerek bulundukları dokuyu işgal ederler. Sadece o dokuyla sınırlı kalmayıp komşu dokulara da yayılırlar (invazyon). Kan ve lenf dolaşımı yoluyla vucudun ilgisiz bölgelerine de taşınabilirler (metastaz).
Kanser başlangıcı olan alanda en önemli özellik, kitlenin çevre dokulara girift, yapışık olmasıdır. iyi huylu (benign) tümörler genellikle sınırları belirgin kitlelerdir. Ancak kötü huylu (malign) tümörler, sınırları belirsiz ve çevre dokuya sıkıca yapışık halde bulunurlar. ilk evrelerde genellikle ağrısızdırlar.
Kanser, oluştuğu yani köken aldığı dokuya göre adlandırılır.
Kanser hücreleri; civarlarındaki doku lara ulaşarak, kan dolaşımı, lenf sistemi ya da vücut boşlukları ve yüzeyleri yollarıyla vücudun diğer taraflarına yayılırlar. Buna metastaz denir.
Vücudumuzda kontrolsüz olarak büyüyen kötü huylu tümörlere kanser denir. Kanserler iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki kısma ayrılır. Kötü huylu tümörler başka dokulara ve organlara yayılma (Metastaz) özelliği gösterirler
sebepleri.
Kanserin esas nedeni hücre bölünmesi esnasında DNA replikasyonunun (eşlenmesi) hatalı olması sonucu hücrenin farklılaşmasıdır. DNA replikasyon anormalisine sebep olduğu sanılan birçok faktör mevcuttur ve bunlara predispozan (hazırlayıcı) faktörler denir. Hücre bölünmesi, doku tamiri ve yenilenmesi amacıyla yapılır. Doku tamiri ve yenilenmesini hızlandıran tüm etmenler aslında bir kanser hazırlayıcısı olabilir.
X-ışınları, gama ışınları, radyoaktif maddelerden yayılan partikül radyasyonları ve ultraviyole ışınları gibi iyonize edici radyasyonlar kansere zemin hazırlamaktadır. Bu radyasyonların etkisi altında doku hücrelerinde oluşan iyonlar yüksek derecede reaktif olduklarından DNA zincirlerini kopararak mutasyona sebep olmaktadır. Gürültü ve Radyasyon kirliliği, Yoğun trafik, Dar sokaklar, Mega kentleşme Ozon ve Oksijen kontaminasyonu.
Bazı kimyasal maddelerin mutasyon potansiyeli yüksektir. Mutasyona neden olan kimyasal maddelere kanserojenler denir. Anilin boya türevleri, sigara dumanındaki çok sayıdaki kimyasal, metilmetakrilat, asbest, silika tozları, kömür ve alçı tozu bunlara örnektir. Günümüzde toplumda en büyük sayıda kansere neden olan kanserojenler sigara dumanında bulunmaktadır. # Fiziksel olarak tahriş edici maddeler de kansere neden olmaktadır. Dokuda oluşan harabiyet hızlı bir mitoz faaliyetiyle tahrip olan hücrelerin yerine yeni hücreler oluşturur. Mitoz ne kadar fazla ve hızlı olursa mutasyon riski o kadar artar. Bu tür fiziksel etmenler arasında (dudak ısırma, saçla oynama, ben (nevus) koparma), yara kabuklarıyla oynama, bazı tahriş edici gıdaların aşırı ve sık tüketimi sayılabilir.
Birçok ailede kansere yakalanmaya karşı güçlü bir kalıtsal eğilim vardır. Bu olay belki de birçok kanser tipinde kanserin oluşmasından önce birden fazla mutasyona ihtiyaç olduğu gerçeğininden kaynaklanmaktadır. Kansere özellikle yatkınlığı olan bu ailelerin kalıtsal genomlarında bir veya daha fazla mutasyona uğramış gen bulunmaktadır. Bu yüzden böyle şahıslarda kanser büyümeye başlamadan önce çok daha az sayıda ilave mutasyon olması, kanseri başlatmak için yeterlidir.
Kanser oluşumunda viral faktörlerin etkisi de vardır.
Kadınlarda en çok meme, rahim ve kalın bağırsak kanseri; erkeklerde ise en çok akciğer, prostat, mide ve kalın bağırsak kanserleri görülmektedir. Tüm kanserlerin %16'sı, tüm kanser ölümlerinin %28'i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19 akciğer kanseri nedeniyledir. Akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde yüzdelenebilir
Beyin ve omurilik %1
Cilt %10
Genital bölgeler: erkeklerde %20, kadınlarda %8
Meme %14
Sindirim sistemi %25
Solunum yolları: erkeklerde %2, kadınlarda %3
Karaciğer ve safra kesesi %3
Diğer organlar %8