kambur rıza

entry1 galeri0
    1.
  1. ismet inönünün yolsuzluk destanı:

    1938'den 1950'ye kadar süren 12 yıllık "Milli Şef" dönemi, araştırmacıların önünde bir kara delik olarak duruyor. Bu süreçte yaşanan II. Dünya Savaşı ve diretilen devletçi kapalı ekonomi ve de basın üzerindeki amansız sansür, birçok melânetin hem nedeni hem de gizleyeni oldu.

    Atatürk ömrünün son yıllarında ismet inönü ile dargındı. Neden dargındı? Bu soruya bugün dahi net olarak cevap vermek mümkün değil. Ama bunun husumete dönen bir dargınlık olduğu söylenemez. Yoksa Atatürk vasiyetnamesinde inönü'nün çocuklarına sahip çıkmazdı. Daha da ötesi, eğer onu bütünüyle kafasından silmiş olsaydı, inönü'nün siyasi kariyerini bitirebilirdi. Sanki burada dargınlıktan öte, bir kırgınlık sözkonusu. iki dava arkadaşının dargınlığı üzerine birçok rivayet üretildi. Bilhassa Menderes döneminde, özgürleşen muhalif basın, 1938'den beri sümen altı edilmiş ne kadar kirli dosya varsa ortaya çıkarmaya başladı.

    Mesela inönü'nün Kudüslü eniştesinin marifetleri gibi. Bu iddia Falih Rıfkı Atay'ın "Çankaya" adlı hatıratında da dile getirilir. Serveti Fünun dergisinin sahibi, işadamı, milletvekili Ahmet ihsan Tokgöz ile inönü'nün eniştesi Kudüslü Abdürrezzak, istanbul'daki Bomonti bira fabrikasının hisselerini satın alarak yönetim kuruluna girmişlerdi. Ancak Bomonti, Ankara'daki Orman Çiftliği bira fabrikasıyla rekabet etmekte zorlanıyordu. Çünkü Ankara'daki fabrikanın birası kaliteli, üretim kapasitesi de yüksekti. Bunun üzerine Kudüslü enişte ile Tokgöz, ismet Paşa'dan ricacı oldular: "Efendim, Ankara'daki fabrika ticari değildir. Anadolu'da bira içme alışkanlığı olmadığı halde talebin çok üzerinde üretim yapmaktadır. Bu gidişle iflas edecek, milli sermayeye zarar verecektir."

    Buna ikna olan inönü, konuyu Atatürk'ün gündemine getirdi. Fakat bundan haberi olan Atatürk'ün en sadık bendelerinden Hasan Rıza Soyak, inönü'den önce Çankaya'ya giderek bildiği ne varsa anlattı. Bunun üzerine Atatürk Hollanda'dan uzmanlar getirtip konuyu inceletti. Çıkan rapora göre; "Ankara birası mükemmeldir. Fabrika daha da büyütülmeli ve hatta Haydarpaşa'da bir şişeleme tesisi kurularak, istanbul piyasasında Bomonti ile rekabet edilmelidir."

    iPEK KAÇAKÇILIĞI

    Atatürk kararını bildirmek üzere inönü'yü Çankaya'da akşam yemeğine davet etti. Raporu anlattı. inönü, Atatürk'ün kendisine değil de Hasan Rıza Soyak'a inanmasına çok bozulmuştu ve o güne kadar hiç yapmadığı bir şey yaptı: Sesini yükselterek; "Ne oldu paşam size, eskiden böyle değildiniz. Artık emirlerinizi hep sofradan mı alacağız? Aramıza Kara Tahsinler giriyor. Konuşmamıza meydan vermiyorlar."

    Sözü edilen çok şaibeli bir Abdülhamit Paşası, kastedilense Hasan Rıza Soyak'tı. Atatürk bu tepki karşısında itidalini korudu, cevap vermedi ancak yemek faslını her zamankinden erken kapadı. Ertesi gün de inönü'yü çağırarak şunları söyledi: "Görev arkadaşlığımız bitmiştir. Ama dostluğumuz devam edecek."

    "Dostluğumuz devam edecek!" Bu söze şerh koyarak konumuza devam edelim. Kudüslü eniştenin verdiği sıkıntı, ismet inönü'nün kardeşi Hasan Rıza Temelli yüzünden yaşadığı sıkıntıların yanında hiç kalır. inönü ailesinin en az bilinen ferdi olan Hasan Rıza Temelli'nin kimi çevrelerde takma adı "Kambur Rıza"ydı. Ticaretle uğraşan Temelli, siyasal nüfuzu ticari ilişkilere yansıtmaktan çekinmemiş, istanbul Valisi'nden Defterdarı'na kadar bütün yetkilileri talepleriyle usandırmıştı. Komisyonculuk yapıyordu. O zamanlar zaten tüm "işadamları" komisyoncuydu. Bir yazıhane, bir telefon, bir masa, bir sandalyeden ibaretti o dönemin tesisleri. Temelli de Seyri Sefain idaresi'nin (Denizcilik işletmesi) kömür ihtiyacını karşılıyordu. Yaptığı tüm iş, üçe alıp otuz beşe satmaktı. Seyri Sefain nihayet bu sömürüye dayanamayıp zarar edince işin foyası çıktı. Muhalif gazetecilerden Arif Oruç "Yarın" adlı gazetesinde vurgunu açıkladı.

    Oruç'un Temelli hakkında bir iddiası daha vardı: Milli Mücadele sırasında Anadolu'dan istanbul'a ipek eşyasının sevki yasaklanmasına rağmen, Mersin'den bu işin kaçakçılığını yapmasıydı:

    "Hatta Hasan Rıza Bey'in ipekli sandıkları, Mersin gümrüğünde yakalanmış ve o zaman cephe komutanı olan ismet Paşa kendi imzasıyla bir emir vererek kaçak sandıkları serbest bıraktırmıştı. Zaferden sonra dosyadaki hususi emir yaktırılmıştır. Fakat bir zat bunun fotoğrafını aldırmıştı. El yevm mahfuzdur."

    Temelli, Varlık Vergisi uygulaması sırasında bir kez daha gündeme geldi. Cumhuriyet gazetesinin sahibi Yunus Nadi'nin vergi borcunun düşürülmesinde, istanbul Valisi Lütfü Kırdar'la birlikte Temelli'nin rol aldığı öne sürüldü. Varlık Vergisi sırasında istanbul Defterdarı olan Faik Ökte, "Varlık Vergisi Faciası" adlı kitabında şu bilgileri veriyor:

    "Hasan Rıza Temelli, Vali Kırdar'a gelip giderdi. idrofil pamuk fabrikası sahipleri vergilerini ödeyemiyorlardı. ilgililerin sıkıştırılması için Temelli, iki defa bana geldi. Nihayet ‘arkadaşlarım' dediği grup fabrikayı satın aldı. Temelli'nin de bu gruba dahil olduğunu o zaman söylediler."

    inönü bu kardeşinden çok çekti. Yine vergi borcunu ödemekte zorlanan bir şirketin 300 tonluk bir şilebine göz koymuştu. Bunun için Vali Kırdar ve Defterdar Ökte'yi sıkıştırıp duruyordu. Beri yandan da şirket ufak ufak borcunu ödeyerek iyi niyet gösteriyordu. Ökte, Temelli'nin baskılarından bunaldığı bir gün ona şunları söyledi:

    "Borcunu ödemek isteyen herkes bu imkânlardan istifade eder. Bu mükellef de iyi niyet sahibidir ve borcunu ödüyor. Bizi de kendinizi de size yakın olanları da (inönü'yü kastediyor) boş yere töhmet altına sokacaksınız."

    Temelli hakkında bir başka olaya ise gazeteci-yazar Emin Karakuş bizzat şahit olmuştu. Kömür dağıtımından sorumlu şirketin müdürü Sadrettin Enver'in yanına giden Karakuş, Temelli'nin kömür tahsisi için müdürü sıkıştırdığını gördü. Temelli odadan çıkarken müdür Karakuş'a dönüp sordu:

    -Tanıdın mı?

    -Hayır

    -Cumhurbaşkanının kardeşi Hasan Rıza Temelli.

    -Tevekkeli değil, Demokratlar ne zaman fırsat bulsalar 'Peki... Kambura ne diyelim?' der. Acaba Cumhurbaşkanı ismet inönü'nün, kardeşi tarafından yapılan bu gibi girişimlerinden hiç mi haberi yoktu?
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük