"Misafirperverliğin sembolü olarak değer kazanan kahve, toplumsal ve diplomatik her ziyarette kendini gösterirdi. Kendilerine sunulan bu ağırlama kahvesini kabul etmeyenlere de sikter kahvesi (çek-git kahvesi) sunulurdu."
- Bozidar Jezernik, Vahşi Avrupa (Küre Yayınları, 2006).
Türk kahvesini hariç tutarsak Türkiye'de tüketmesi aşşırı masraflı olan içecek.
Kafe fiyatlarını geçtim evde yapsan dahi pahalı. Espresso makinelerinden falan da bahsetmiyorum hadi onda kur farkı var diyelim.
Yahu moka pot denen şey bildiğin cezve, aeropress saf plastik. Hele v60 denilen şey bildiğin huni. Ama yerli ve milli Kütahya porselende 100 liradan satılıyor. Ulan o paraya 48 tane fincan alınabiliyor mağazandan. Niye altı delik diye 100 lira istiyorsun bir fincana? Daha bunun öğütücüsü var filtresi var. Uğraşamam bununla deyip nescafe denen çamur suyunu içmeye razı olsan onun bile fiyatı olmuş 20 lira. Ayıp değil mi be.
Neyse ki vücudum kafeine tepki vermiyor da uyanmak için içmek zorunda kalmıyorum.
Kahve, kökboyasıgiller familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağaç ve bu ağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun su ya da süt ile karıştırılmasıyla yapılan içecektir.
En sevdiğim lezzetlerden biri. Ama memlekette pek iyi pişiren yok. Çocukluğumdan beri çok çok sevdiğim bir şey. Kimse de bir tavsiye de bulunup barista, kahve eksperi ol falan demedi, çocukları keşfetmede sıfır bir toplumuz.
Ülkede yeni bir şey de değil kahve, herkesin tanıdığı bir şey. Ama yine de çok kötü yapılıyor, öğrenilememiş.
Yanmış espresso içmekten midemde aktif karbon oluşmaya başladı. Cool diye bu işi yapıyor görünmeyin, eğitin biraz kendinizi. Süt köpürtüp, şekil yapmakla olmuyor bu işler. Onları da yapın, mecbursunuz tabii instagramcılık gerekiyor maalesef. Ama önce kahveniz güzel olsun. Bardağınız, şekliniz, kafe tasarımınız falan değil. Bunları sonra geliştirisiniz.
Ben bir türlü kahvenin menşeini sormayı alışkanlık haline getiremedim. Siz alışkanlık edinin. Adil şartlar altında toplanmış kahveleri için.
eğer evde yapıcam diyorsanız, er ya da geç o elektrikli değirmen tipi öğütücüyü almanız gerekecek. el değirmeniyle bu iş kesinlikle sürdürülebilir değil. en azından başta o el değirmenine o parayı vermeyin, biriktirip 1000-1500 arasına satılan öğütücülerden birini alın. baratza encore kullanıyorum ve espresso zaten yapmıyorum. benim için son derece tatmin edici oldu.
bir kaç aydır kahve dünyası ve starbucks'ın hegemonyasına son vermek amaçlı evde yapmaya çalışıyorum. Bir kaç önerim var.
aktarlardan, butik kahvecilerden 'çekirdek' şeklinde almak lazım geliyor, bir içimlik öğütüp geri kalanına dokunmamak lazım. şunu farkettim, öğütülen kahve bir gün kalırsa tadı değişiyor. Bu yüzden, içeceğiniz kahvede en önemli faktör çekirdek ve ne zaman öğüttüğünüz. Bunun için de öğütme makinesi gerekli. üstelik bunlar çok paralar da değil, uygun fiyata bulabilirsiniz. dilerseniz, kullandığım ürünün linkini de yollayabilirim. (Buraya kısa bir edit; eğer 'çekirdek, öğütme makinesi falan uğraşamam abi yeaa' derseniz, kahve dünyasında öğütülmüş halde filtre kahve satılıyor. Tadı da pek hoş. maliyeti de epeyce indiriyor, tavsiyemdir.)
çekirdek konusuna gelelim. alacağınız ürün hakkında kısa bir google araştırması yapmanızı öneririm. araştırmadan aldığım bir kahve epey sertti mesela, içemedim, duruyor. fazla da kişisel bir konu olduğu için pek de bir şey demek imkansız. deneyimlere dayanarak ne içeceğinize uzun vadede karar vereceksiniz zaten.
kahve makineleri fazla pahalı. french press en uygun olanı. bir çok yerden temin edilebilir zaten, sorun olacağını sanmıyorum.
Aklınıza takılan yerlere, bir kahve uzmanı olarak cevap verebilirim. (bkz: swh)
icat edilmeden önce ölen ruhlara acıdığım ve ruhlarına kahve kokulu dualar ilettiğim kutsal içki. Mekanınız kahve ağacının altındaki zümrüt yeşili sofa olsun, ağzınız diliniz kahve koksun. Ne diyorduk, dua faslı bitti de kahve diyorduk. içimde ağacı filizlenir diye korkum; ben kahveyi içmedim kahve bugün beni içti. Gece onikiden sonra şarap gibi çarpıyor. Çarpar. Çünkü cemal ağabey bunu demişti.