2 ay icmesem kahve aramam ama beypazari soda, ayran, acılı şalgam suyu ve çay hergün tukettigim icecekler. Resmen kamyoncu gibiyim çünkü şalgam kamyoncunun mazotudur bilirsiniz.
size uzun zamandır içtiğim bir kahveden bahsedeyim o zaman.
belli ki cidden yüksek yamaçlardan toplanmış, asidesi az, meyve ya da baharat değil her şeyiyle bildiğimiz bir çikolata var. kokladığm zaman aynı çikolatayı hissedebildiğimi söyleyemeyeceğim, elegan ve kendine has.
Bir rivayete göre mö 850 yılında etiyopyalı bir çoban keçilerinin bir meyveyi yiyince farklı davrandıklarını söyler. Daha sonra keşişler bu meyveyi yer ancak tadı acı geldiğinden hoşlarına gitmez. Bu yüzden meyveyi ateşe atarlar, kokusu hoşlarına gidince kavrulmuş meyveden bir içecek yaparlar ve bu içeceğin onları tüm gece uyanık tutmasından memnun olurlar.
11. Yüzyılda ise kahve ilk kez arabistan a götürülür. Müslümanlar kahveyle tanışır ve islam da içki içmek yasak olduğundan persler kahveyi müslüman şarabı olarak tanır.
Dilimize kahve olarak geçen bu sözcük eski arapça da qahwah kelimesinden gelir.
Kimi için kitabın yanında fotoğraf çekmek için birebir kimi için sabahların olmazsa olmazı. Kimi için muhabbetlerin vazgeçilmezi kimi için kırk yıl hatırı var. Sebebi ne olursa olsun hepimizin sevdiği.
zifir gibi kahve sabah ayılmaya, akşam uyumaya. o kadar bokunu çıkardım ki artık kahve dükkanına girip çek bize bi trenta breaah diye haykırmak istiyorum.